• Hakkımızda
  • Etik Belge
  • Künye
  • İletişim
Cumartesi, Haziran 6, 2026
DİB | Demokrasi İçin Birlik
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • TÜRKİYE
  • EMEK
  • ÇEVRE
  • YAŞAM
    • İnsan Hakları
    • Kadın
  • DÜNYA
  • DİB Avrupa
  • DİB BASIN AÇIKLAMALARI
  • DİB Arşiv
  • YAZARLAR
  • ANA SAYFA
  • TÜRKİYE
  • EMEK
  • ÇEVRE
  • YAŞAM
    • İnsan Hakları
    • Kadın
  • DÜNYA
  • DİB Avrupa
  • DİB BASIN AÇIKLAMALARI
  • DİB Arşiv
  • YAZARLAR
No Result
View All Result
Demokrasi İçin Birlik
No Result
View All Result
Home YAZARLAR

Abdullah Öcalan’ın “Ümmet Birliği” Perspektifi ve Rojava Modeli ile Uyum Sorunu

Mustafa Yavuz by Mustafa Yavuz
21 Eylül 2025
A A
0
Abdullah Öcalan’ın “Ümmet Birliği” Perspektifi ve Rojava Modeli ile Uyum Sorunu

Günümüzde, Türkiye Cumhuriyeti’nin “terörsüz Türkiye” ve “iç cepheyi güçlendirme” söylemleriyle başlattığı süreç, II. Dünya Harbi sonrası kurulan küresel sistemin çöküşü ve yeni bir dünya düzeninin oluşumu bağlamında değerlendirilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti devleti, dünya düzeninin yeniden şekillendirildiği süreçte, bugüne kadar sürdürdüğü terör siyasetinin sınırlarına dayandığı gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalmıştır. Bu ortamda, PKK lideri Abdullah Öcalan, silahlı mücadelenin artık çözüm olmadığını ilan ederek, alternatif siyasal yaklaşımlar önermiştir. Ancak Türk devleti, Ortadoğu’daki yeni siyasi koşulları bir güvenlik tehdidi olarak algılamaya devam etmekte ve Kürt hareketiyle yürütülen müzakereleri güvenlik odaklı bir çerçeveye sıkıştırmaktadır.

Bu bağlamda, Rojava’nın (Kuzey ve Kuzey Doğu Suriye Özerk Yönetimi) tasfiyesi, çözüm sürecinin temel bir unsuru olarak gündeme getirilmektedir.

READ ALSO

“KORKUSALAN” NÜFUS OLARAK YAŞLILAR

EKOLOJİK DÜŞÜNCE ÜZERİNE

Rojova, Kürtler, seküler Araplar, Aleviler, Ezidiler, Hıristiyan azınlıklardan oluşan çoğulcu demokratik bir yapıdır. Suriye Demokratik Güçleri (SDG), bu yönetimi demokratik bir Suriye’nin inşasında kurucu bir unsur olarak görmektedir ve dış ilişkilerini bölgedeki dinamikleri dikkate alan ustaca bir diplomasiyle yönetmektedir. Bu model, Kürtler için önemli bir kazanım olarak öne çıkmaktadır.

Abdullah Öcalan’ın siyasal çözüm arayışlarında öne çıkan temalardan biri, Ortadoğu halklarının ortak tarihsel mirasına dayanan “ümmet birliği” kavramıdır. Öcalan, bu birliği güncelleştirerek halkların özgürleşmesi için bir yol olarak savunmaktadır. Ona göre, Türk ve Kürt halklarının bin yıllık kardeşlik geleneği, demokratik bir çözümün temelini oluşturabilir (bkz. Yol Haritası, 2011; Demokratik Ulus Çözümü, 5. Cilt, 2013). “Ümmet” terimi, İslam siyasal düşüncesinde etnik ve coğrafi sınırları aşan bir ümmet birliği idealini temsil eder. Ancak bu yaklaşım, tarihsel ve siyasal açılardan önemli sorunlar içermektedir.


Ümmet” kavramı, çok etnikli, çok dinli ve kültürel çeşitliliği olan seküler özyönetim taleplerini dışlama eğilimindedir. Tarihsel olarak ataerkil, merkeziyetçi ve homojenleştirici özellikler taşıyan bu söylem, özgürlükçü bir çözümün aracı olmaktan ziyade, yeni bir hegemonik düzenin aracı olma riskini barındırır. Bu bağlamda, Rojava’daki özyönetim modeli, “ümmet birliği”ne değil, demokratik özerklik temelinde halkların eşitlikçi ittifakına dayanmaktadır. Dolayısıyla, Öcalan’ın perspektifi, Rojava deneyiminin ruhuyla uyumsuz görünmektedir.

Pozitivist ve Sosyal Darwinist eğilimlere sahip Osmanlı asker-sivil bürokrasisi, “ümmet birliği ve kurtuluşu”nu İslamcı-Türkçü hedeflerine ulaşmak için araçsallaştırmıştır. Kürtler, geç Osmanlı ve cumhuriyetin kuruluş süreçlerinde Osmanlı asker-sivil bürokrasisi ile “ümmetin birliği” ekseninde gerçekleştirdikleri ittifakla, Osmanlı Hıristiyan milletlerinin katliamlar ve soykırımlarla yok edilmesine yol açan büyük insanlık suçunun sorumluluğuna ortak oldular. Sosyaldarwinist Osmanlı ve aynı anlama gelmek üzere cumhuriyet bürokrasisi, Hıristiyan milletleri tasfiye ettikten sonra, başbaşa kaldığı ve asimile edemeyeceği Kürtlük’ü ezmek için bütün gücüyle harekete geçti.

Kürt halkı bu süreçte, kendi varlığını yok sayan otoriter cumhuriyete, elindeki bütün imkanlarla karşı koymuş ve bu süreçte Hıristiyan milletlerin trajedisi ile empati kurmuştur. Modern tarihte “ümmetin birliği” ekseninde gerçekleştirilen ittifaklar, Kürt milletinin hafızasında travmatik bir iz bırakmıştır. Dolayısıyla “ümmetin birliği”, yeni bir kurtuluş perspektifi değil, geçmişteki acıların tekrarı olabilecek bir anakronizmdir. Türk devletinin, Kürt meselesine güvenlikçi bir yaklaşımla çözüm araması karşısında, “ümmet birliği” gibi bir anlayışla anlaşma zemini aramak, gerçek çözümün önündeki en büyük engeldir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin güncel siyasetinde ümmet retoriği, güvenlikçi ve asimilasyoncu bir programın örtüsü olarak kullanılmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Malazgirt vurgusu, “ümmet birliği”ni Türklük merkezli, militarist bir kardeşlik vurgusu üzerinden yeniden üretmektedir. Bu yaklaşım, Kürtlerin demokratik çözüm taleplerini görmezden gelmekte, “ümmetin birliği” söyleminin otoriter amaçlara hizmet etme riskini somutlaştırmaktadır.

Örneğin, “Malazgirt zaferi” vesilesiyle Erdoğan’ın dile getirdiği görüşler ve tehditler, bu tehlike konusunda uyarıcı niteliktedir. (İletişim Başkanlığı. 26.08.2025)

Türkiye’de Kürt meselesinin demokratik temelde çözümü, Türk devletinin Suriye’den elini çekmesi ile mümkün olabilir. DEM Parti ve muhalefet unsurları, Türkiye kamuoyunda eşitlikçi, özgürlükçü
ve anti-militarist bir bilinç oluşturarak, Rojava’yı ve bölgeyi kaosa sürükleyecek yayılmacı politikaların önünü kesmelidir. Seküler, özyönetime dayalı ve demokratik bir Suriye rejimi kurulmaksızın, Türkiye’de Kürt meselesinin çözümü doğrultusunda bir gelişme beklemek gerçekçi bir yaklaşım değildir.

https://sonhaber.ch/‘in katkılarıyla…

ShareTweet
Mustafa Yavuz

Mustafa Yavuz

Sosyalist siyasetçi, gazeteci ve araştırmacı yazar. “Birleşik Sosyalist Parti” (1994-1996), “Özgürlük ve Dayanışma Partisi” (1996-1998) kurucularından. Bu partilerin Parti meclisi ve Merkez Yürütme kurullarında yer aldı. Çeşitli sosyalist dergi ve gazetelerin yayın kurullarında çalıştı.

Related Posts

“KORKUSALAN” NÜFUS OLARAK YAŞLILAR
Manşetler

“KORKUSALAN” NÜFUS OLARAK YAŞLILAR

1 Haziran 2026
EKOLOJİK DÜŞÜNCE ÜZERİNE
ÇEVRE

EKOLOJİK DÜŞÜNCE ÜZERİNE

23 Mayıs 2026
Kurşun Maruziyetinde Görünmez Zehirlenme: Bilim Neden Talebe Dönüşmüyor?
ÇEVRE

Kurşun Maruziyetinde Görünmez Zehirlenme: Bilim Neden Talebe Dönüşmüyor?

8 Mayıs 2026
UNUTTURULAN KÜRT-ERMENİ İTTİFAKI
Manşetler

UNUTTURULAN KÜRT-ERMENİ İTTİFAKI

8 Mayıs 2026
AYŞE HÜR’ÜN “ERMENİ SOYKIRIMI’NDA ALMAN ROLÜ” MAKALESİNE BİR ELEŞTİRİ VE KATKI
Manşetler

AYŞE HÜR’ÜN “ERMENİ SOYKIRIMI’NDA ALMAN ROLÜ” MAKALESİNE BİR ELEŞTİRİ VE KATKI

27 Nisan 2026
Türkiye’nin Ruh Halleri: Belirsizin İzi ya da Gölgedeki Gerçek*
Manşetler

Türkiye’nin Ruh Halleri: Belirsizin İzi ya da Gölgedeki Gerçek*

24 Nisan 2026
Next Post
Sevda Karaca’dan Filistin Tezkeresi Tepkisi: “Hamasetten Öteye Gitmez”

Sevda Karaca’dan Filistin Tezkeresi Tepkisi: "Hamasetten Öteye Gitmez"

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİB Hakkında

  • Hakkımızda
  • Etik Belge
  • Künye
  • İletişim

Kategoriler

  • ANALİZ
  • ÇEVRE
  • DİB Arşiv
  • DİB Avrupa
  • DİB BASIN AÇIKLAMALARI
  • DÜNYA
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • EMEK
  • İnsan Hakları
  • Kadın
  • Manşetler
  • RÖPORTAJ
  • TÜRKİYE
  • YAŞAM
  • YAZARLAR
  • Yazarlar Slider
  • YOUTUBE
  • Hakkımızda
  • Etik Belge
  • Künye
  • İletişim

© 2025 DİB / Demokrasi İçin Birlik Bütün Hakları Saklıdır

No Result
View All Result
  • TÜRKİYE
  • EMEK
  • YAŞAM
    • İnsan Hakları
    • Kadın
  • ÇEVRE
  • DÜNYA
  • DİB Avrupa
  • DİB Arşiv
  • YAZARLAR

© 2025 DİB / Demokrasi İçin Birlik Bütün Hakları Saklıdır