Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’in Antalya’da düzenlenecek olması, çevre ve iklim politikalarına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi.
İklim uzmanı Önder Algedik, X hesabından yaptığı paylaşımda COP31 öncesi Türkiye’nin iklim politikalarını ve “Sıfır Atık” uygulamalarını eleştirdi. Algedik, Antalya ve Mersin sahillerine vuran plastik parçalarının, Türkiye’nin atık yönetimi sorununu görünür kıldığını belirtti.
Algedik, COP31’de Türkiye’nin fosil yakıt, çimento, atık ve sanayi politikalarının yeterince tartışılmayacağını savunarak, zirvenin “Sıfır Atık” söylemiyle vitrine dönüştürülme riski taşıdığını ifade etti.
Paylaşımında Antalya’da yılda yaklaşık 1,4 milyon ton çöp üretildiğini belirten Algedik, kişi başına düşen atık miktarına dikkat çekti. Kentlerde çok sayıda kurumun “Sıfır Atık Belgesi” bulunduğunu ancak toplanan atıklara ilişkin verilerin şeffaf biçimde paylaşılmadığını savundu.
Algedik, Mersin ve Antalya’da atık yakma tesislerinin de yeterince tartışılmadığını belirterek, çöpün yalnızca toplanması değil, yakılması, depolanması ve yeniden dolaşıma sokulması süreçlerinin de iklim politikalarının parçası olduğunu vurguladı.
Depozito iade sistemi DOA’yı da eleştiren Algedik, bu sistemin çevre politikası olarak sunulduğunu ancak halkın su ve ambalaj üzerinden daha fazla maliyetle karşı karşıya bırakıldığını öne sürdü.
Algedik’e göre “Sıfır Atık” politikasının en büyük eksikliği, maden atıkları, endüstriyel atıklar, inşaat ve hafriyat atıkları ile organik atıkları kapsamlı biçimde ele almaması. Algedik, mevcut uygulamanın daha çok kamu kurumlarına yerleştirilen kutular ve tanıtım çalışmaları üzerinden yürütüldüğünü savundu.
COP31 hazırlıkları Antalya’da resmi kurumların koordinasyonunda sürerken, zirvenin yalnızca organizasyon başarısı değil, Türkiye’nin iklim krizi, fosil yakıt bağımlılığı, atık yönetimi ve çevre politikaları açısından da sorgulanması gerektiği belirtiliyor.
Algedik, paylaşımının sonunda “ÇÖP31 zirvesi yapalım mı?” diyerek, iklim politikalarının ve atık yönetimindeki çelişkilerin kamuoyunda daha açık biçimde tartışılması çağrısı yaptı.









