Halep’ten başlayarak Rojava’ya uzanan hatta yaşanan saldırılar tesadüf değildir. Bu saldırılar halklara karşı yürütülen planlı bir tasfiye politikasının, bölgesel yeniden paylaşım hesaplarının ve emperyalist–gerici uzlaşmaların sahadaki yansımasıdır.
Dün Dürzi ve Alevi halklarına karşı katliam saldırıları gerçekleştiren cihatçı HTS iktidarı, bugün aynı zihniyetle Kürt halkını hedef almaktadır. Bu saldırılar, mezhepçi bir fanatizmin ötesinde emekçileri, ezilenleri ve halkların ortak yaşam iradesini hedef alan siyasal ve sınıfsal bir şiddet rejiminin parçasıdır.
HTŞ ve benzeri cihatçı yapılar, bölgesel gericiliğin olduğu kadar emperyalist güçlerin de ihtiyaç duyduğu işlevi yerine getirmektedir. ABD ve AB, demokrasi ve insan hakları söylemlerini dillerinden düşürmezken Halep’te, Rojava’da ve Suriye’nin farklı bölgelerinde yaşanan katliamlar karşısında sessiz kalarak bu sürece fiili onay vermektedir. Çünkü emperyalizm açısından esas olan halkların özgürlüğü değil, “istikrar” adı altında kurulan sömürü düzeninin, merkezi devlet egemenliklerinin ve sermaye çıkarlarının korunmasıdır.
Bugün Kürt halkına yönelen saldırılar yalnızca bir halkı değil, Suriye’de ve bölgede emekçilerin, ezilenlerin ve halkların birlikte, eşit ve özgür yaşama ihtimalini hedef almaktadır. Demokratik, laik ve eşitlikçi her toplumsal deneyim, emperyalist merkezler ve onların yerel işbirlikçileri açısından bir tehdit olarak görülmektedir. Bu nedenle cihatçı yapılar, kimi zaman açık, kimi zaman örtük biçimde bu düzenin taşeron gücü haline getirilmektedir.
Halep’te Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de yaşananlar, Rojava’ya dönük kuşatma ve teslim alma politikasının açık bir parçasıdır. Amaç Kürt halkının siyasal iradesini kırmak, halkların ortak mücadelesini parçalamak ve bölgeyi tekçi, otoriter, sermaye yanlısı bir düzene mahkûm etmektir.
Buradan açıkça ilan ediyoruz: Kürt halkı yalnız değildir! Rojava yalnız değildir! Kürt halkının direnişi, yalnızca ulusal bir direniş değildir. Bu direniş; gericiliğe, mezhepçiliğe, emperyalist müdahalelere, sömürüye ve halkları birbirine kırdıran düzene karşı verilen ortak bir halk mücadelesidir. Bugün Kürt halkının yanında durmak; Alevilerin, Dürzilerin, Arap emekçilerinin ve tüm ezilenlerin yanında durmaktır. ABD’nin, AB’nin ve bölgesel güçlerin ikiyüzlü demokrasi söylemleri bu gerçeği gizleyemez. Katliamlar karşısında susanlar, bu suçların siyasal sorumluluğunu taşımaktadır.
Dün Dürziler ve Aleviler hedefteydi. Bugün Kürtler hedefte. Yarın başka halklar hedef alınacaktır. Bu nedenle bir kez daha haykırıyoruz: Kürt halkı yalnız değildir. Rojava teslim olmayacak. Emperyalizme, cihatçılığa ve katliam düzenine karşı susmayacağız; örgütlenecek, karşı duracak ve mücadeleyi büyüteceğiz.
Yaşasın halkların kardeşliği!
Yaşasın devrimci dayanışma!
Demokrasi İçin Birlik





