Dikili’de 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında Bülent Ecevit Meydanı’nda toplanan kitle yürüyüşle Olof Palme Parkı’na geçti; denize zeytin dalı bırakıldı, “Barış” şiiri okundu ve çok dilli basın açıklamaları yapıldı. Etkinlik boyunca barış ve demokrasi vurgusu öne çıktı.
Dikili’de 1 Eylül Dünya Barış Günü etkinlikleri kapsamında katılımcılar 18.00’de Bülent Ecevit Meydanı’nda toplandı. 18.30’da başlayan yürüyüş, 18.45’te Olof Palme Parkı’nda denize zeytin dalı bırakılmasıyla devam etti. Bu sırada “Barış” şiiri Raika DOĞAN tarafından okundu. Basın açıklaması sunumunu Aydın Doğan yaptı. Ortak basın açıklaması Ayfer Budak ve Sevilay Parlas tarafından okundu. Ardından kadınlar, Barış Günü açıklamasını Türkçe ve Kürtçe olarak paylaştı; metinleri Türkçe’de Gül Doğan, Kürtçe’de Berfin Tunç okudu. Etkinliğin müzik yayını Demet Önal tarafından gerçekleştirildi.
Dikili’de 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde yapılan açıklamalarda, savaşlara karşı güçlü mesajlar verildi. “BARIŞ HEMEN ŞİMDİ” sloganı yükselirken, emperyalizm ve tek adam rejimi eleştirildi, barış ve demokrasi çağrısı yapıldı.
Sloganlar ve çağrılar
Alanda gün boyunca şu sloganlar dile getirildi:
- BARIŞ, BARIŞ, BARIŞ BARIŞ HEMEN ŞİMDİ
- SAVAŞA DEĞİL EMEKÇİYE BÜTÇE
- SAVAŞA DEĞİL SAĞLIĞA BÜTÇE
- FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA
- SARAYLAR SAVAŞ, HALKLAR BARIŞ İSTİYOR
- KAHROLSUN ABD EMPERYALİZMİ
- SİYONİST İSRAİL FİLİSTİNDEN DEFOL
- YAŞASIN HALKLARIN KARSEŞLİĞİ
- BİJİ AŞİTİ
- GÜN GELECEK DEVRAN DÖNECEK AKP HALKA HESAP VERECEK
- BİRLEŞE BİRLEŞE KAZANACAĞIZ
- ZEN ZENDEKİ AZADİ
- NEHİRDEN DENİZE ÖZGÜR FİLİSTİN
- BARIŞ YAŞAM ÖZGÜRLÜK
Dikili Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla kitlesel bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Etkinlik boyunca “BARIŞ, BARIŞ, BARIŞ HEMEN ŞİMDİ” sloganı yankılandı. Katılımcılar, ülke ve dünyadaki savaş politikalarını kınayarak kalıcı barışın demokratikleşme ile mümkün olabileceğini vurguladı.
“1 Eylül kutlama değil direniş günüdür”
Yapılan açıklamada, bugünün yalnızca bir anma değil, direniş ve barış taleplerini yükseltme günü olduğu belirtildi. Konuşmada şu ifadeler dikkat çekti:
“Bugün içinden geçtiğimiz süreç, gerek ülkemizde gerek bölgemizde gerekse dünyada insan hakları ihlalleri, baskı, şiddet ve savaşlar bu günü kutlama değil bir direniş günü olarak bize dayatıyor. Bir yandan Gazze’de savaş ve açlık, diğer yandan Ukrayna, Suriye, Irak ve İran’da süren ölümler… Başta ABD olmak üzere emperyalistler tüm dünyayı kan gölüne çevirmeye hazırlar. Bizler ise Barış, Barış, Barış diyoruz.”
Açıklamada, 1 Eylül 1939’da Nazi işgaliyle başlayan 2. Dünya Savaşı’na değinilerek bu tarihin insanlığa bıraktığı acı hatırlatıldı.
Barış sürecine destek ve siyasi tutsaklara özgürlük talebi
TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun barış süreci için önemli olduğu belirtilerek, “Bu sürecin başarılı olması için herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır” çağrısı yapıldı. Belediye başkanları, parti liderleri, gazeteciler ve muhalif kimlikleri nedeniyle tutuklananların serbest bırakılması gerektiği vurgulandı.
Bildiride ayrıca, gerçek barışın ancak “tek adam rejiminin sonlanmasıyla” mümkün olabileceği ifade edildi.
“Yaşama hakkı” vurgusu ve emperyalizm eleştirisi
Konuşmalarda insanlığın en temel hakkına dikkat çekildi:
“Yaşanan çatışmalar ve savaşlar insanlığın geleceğini tehdit ediyor ve insanın en temel evrensel hakkı olan ‘yaşama hakkı’nı elinden almaktadır.”
Kapitalist küreselleşmenin yoksulluk ve açlığı derinleştirdiği, emperyalist güçlerin halkları birbirine kırdırarak sömürü düzenini sürdürdüğü ifade edildi.
Katılımcılar sık sık “KAHROLSUN ABD EMPERYALİZMİ” ve “SİYONİST İSRAİL FİLİSTİNİ TERK ET” sloganlarını attı.
İç politikaya eleştiri: “Zam, zulüm ve baskı”
AKP-MHP ortaklığının toplumu etnik ve mezhepsel ayrışmalar üzerinden kutuplaştırdığı ifade edildi. Açıklamada, “23 yılın sonunda ülkeyi yönetemez hale gelen AKP’nin bugün en belirgin özellikleri zam, zulüm, sefalet ve baskıdır” denildi.
Barış için tek yolun örgütlü mücadeleden geçtiği vurgulanarak, “BİRLEŞE BİRLEŞE KAZANACAĞIZ”, “FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA” sloganları atıldı.
“Nükleer silahlar insanlığı tehdit ediyor”
Günümüzde adı konmamış bir 3. Dünya Savaşı yaşandığı belirtilerek, “Silahlanmaya ayrılan fonların sadece yüzde 10’u ile tüm dünyada temel hizmetler sağlanabilecekken insanlık değerleri yerle bir ediliyor” ifadeleriyle silahlanma harcamalarına tepki gösterildi.
Filistin için çağrı
Açıklamada, Filistin’de yaşanan yıkıma dikkat çekilerek İsrail’in savaş suçları işlediği ve tazminat ödemesi gerektiği dile getirildi. NATO’nun yıkıcı politikalarına tepki gösterilerek Türkiye’nin üsleri kapatması gerektiği belirtildi.
“Barış bir yaşam hakkıdır”
Platform son olarak tüm yurttaşlara çağrı yaptı:
“Barış her şeyden önce bir yaşam hakkıdır. Yaşamdan, özgürlükten ve adaletten yana olan tüm insanları barış umudunu yükseltmeye, ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Çünkü ‘SAVAŞ ÖLDÜRÜR, BARIŞ YAŞATIR’.”
DİKİLİ EMEK VE DEMOKRASİ PLATFORMU tarafından yapılan basın açıklamasının tamamı şu şekilde;
BARIŞ ,BARIŞ, BARIŞ.. BARIŞ HEMEN ŞİMDİ…
Sayın Basın,değerli dostlar. Bu gün 1 Eylül Dünya Barış günü. Bizler bu gün ülkemizde ve dünyada BARIŞ taleplerimizi haykırmak için buradayız. Bugün içinden geçtiğimiz süreç, gerek ülkemizde,gerek bölgemizde gerekse Dünya’da insan hakları ihlalleri,baskı,şiddet ve savaşlar bu günü kutlama değil bir direniş günü, taleplerimizi haykırma günü olarak bize dayatıyor.Bir yandan Gazzede savaş ve savaşın getirdiği açlıktan ölenler diğer yandan Ukrayna,Suriye Irak,İran ve ölümlerden beslenen Başta ABD olmak üzere demokrasi havarisi batı bloku. Yani emperyalistler tüm dünyayı kan gölüne çevirmeye hazırlar. Bizler ise Barış, Barış, Barış diyoruz. Onun için her şeye rağmen 1 Eylül Dünya Barış Günü kutlu olsun…
1 Eylül 1939 günü Nazilerin Polonya‘yı işgaliyle 2. büyük Emperyalist Paylaşım Savaşı başladı. Ardında 52 milyon ölü, milyonlarca yaralı, sakat ve moloz yığını haline gelmiş kentler ile acı ve gözyaşı bıraktı.
Ve İnsanlık tarihinin en acımasız, en kanlı ve en kirli savaşının başladığı gün, yani 1 Eylül, Dünya Barış Günü olarak kabul edildi.
Ülkemizde bir süredir devam eden Barış süreci görüşmeleri TBMM’DE Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kurulması ile devam etmektedir. Biz bu sürecin ve Komisyonunun ülkemize gerçek anlamda barış getirmesini umut ediyoruz. Bunun içinde başta tutuklu ve görevden alınan Belediye Başkanları ile parti genel başkanları olmak üzere tüm siyasal tutukluların gazetecilerin ve muhalif kimlikleri nedeniyle tutsak edilenlerin salıverilmesi ve görevlerine iade edilmesi gerekmektedir. Bu sürecin başarılı olması için herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır. Barış için umudumuz devam etmekle birlikte Ülkemizde Gerçek anlamda barış ancak ülke ve bölge halklarının başına belalar açmış tek adam rejiminden halkımızın yararına hiçbir şey beklemiyoruz. Eşitlik için, adalet için, barış ve kardeşlik için,aydınlık bir gelecek tek adam rejiminin sonlanmasıyla gerçekleşecektir.
BARIŞ, BARIŞ, BARIŞ, BARIŞ HEMEN ŞİMDİ
Görüyoruz ki yaşanan bunca tecrübeye ve kaybedilen milyonlarca insana rağmen doymak bilmeyen Emperyalist güçler Dünyanın birçok yerinde mazlum halklara karşı zor kullanımı, yaşanmakta olan çatışmalar ve savaşlar insanlığın geleceğini tehdit etmektedir ve insanın en temel evrensel hakkı olan “yaşama hakkı”nı elinden almaktadır. Küresel eşitsizliğin yarattığı yoksulluk, yoksulluğun getirdiği açlık, açlığa eklenen savaş ve çatışmalar, bugünün dünyasında olağan bir durum haline gelmiştir. Kapitalist küreselleşmenin geldiği boyut budur.
KAHROLSUN ABD EMPERYALİZMİ
Ülkemizde de durum farklı değildir. AKP-MHP ortaklığının etnik ve mezhepsel ayrıştırmaları körükleyerek, kötülük iktidarını sürdürmenin yollarını aradığı günlerdeyiz. 23 yılın sonunda ülkeyi yönetemez hale gelen AKP’nin bu gün için en belirgin özellikleri zam, zulüm, sefalet ve baskıdır. Uyguladığı ‘ötekileştirme’ politikaları ve Belediylere uyguladığı orantısız güç, kullandıkları dil ile de toplumu sürekli bölme ve karşı karşıya getirme çabası içeresindedirler. AKP’nin uyguladığı bu zorba politikalarına inat; bir arada yaşamı savunarak, Tüm halkların ve ezilenlerin özgür yaşadığı bir dünya için barış ve kardeşliği hep birlikte kazanacağız. Bölgemizde ve Dünyada barışı savunmak için, emperyalizmin ve NATO’nun yıkım politikalarına, Ülkemizin sınırlarını ateş çemberine çeviren AKP’nin emperyalist yayılmacı hayallerine kararlılıkla karşı çıkmaya devam edeceğiz.”
GÜN GELECEK DEVRAN DÖNECEK AKP HALKA HESAP VERECEK
Savaşlar egemenlere kar, halklara ölüm, yurtsuzluk, yoksulluk ve kölelik getirmektedir. Egemenlerden, sermayeden ve onun savaşçı politikalarından ayrılmadıkça ve karşılarında örgütlü mücadele etmedikçe her kavganın, her savaşın kaybedeni biz olacağız. Aynı tezgâhta alın teri döküyoruz, aynı odaklar tarafından sömürülüyoruz. O halde tüm bu sömürü politikalarına karşı da birlikte mücadele etmek tek çaremizdir.
BİRLEŞE BİRLEŞE KAZANACAĞIZ
AKP hükümetinin hem içerde hem dışarda emekçileri ve halkları kutuplaştırmak üzerine kurulu bir siyaset izlemesi savaş ve şiddet ortamını sürekli canlı tutmaktadır. Bu çılgınlıkta ısrar etmek ülkemizi çıkmaz bir felakete sürükleyecektir. Savaşların ve ekonomik krizlerin bedelini halkımız ve emekçiler ödemektedir. Savaş naraları atanların çocukları değil, yoksul halkımızın çocuklarının kanı akıtılmaktadır.
İŞ BARIŞ ÖZGÜRLÜK
SAVAŞA HAYIR, BARIŞ HEMEN ŞİMDİ
Günümüzde adı konmamış 3. Dünya Savaşı ile karşı karşıyayız. Tüm barışgörüşmelerinde “NÜKLEER SİLAHLAR” ın konuşulması Silah Tüccarlarının iştahını kabartmaktadır. “Silahlanmaya ayrılan fonların sadece yüzde 10’u ile tüm dünyada temel hizmetler sağlanabilecek iken bir kez daha insanlık değerleri yerle bir ediliyor, doğa geri dönüşü olmayan tahribatlara maruz kalıyor, gözyaşı ve acılar dinmiyor. Emperyalistler ve onların işbirlikçileri Ukrayna, Filistin, Suriye, Lübnan, Irak, İran, Hindistan başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde savaşları körüklüyor, halkları birbirine düşman etmeye çalışıyor. Nükleer başlıklı füzeler sağa sola konuşlandırılıyor. Güçlerimizi birleştirirsek savaşları engelleyebiliriz.
Gelinen aşamada ülkemizin en temel sorunlarının başında emek, barış ve demokrasi karşıtı milliyetçi, şoven, faşizan politika ve uygulamalar gelmektedir.
Ülkemizde, bölgemizde ve dünyada barışa olan ihtiyaç tüm yakıcılığı ile her geçen gün kendini daha fazla hissettiriyor.
Biz, bütün dünyada ekilen nefret tohumlarına, halklar arasında yaratılan düşmanlığa karşı barış istiyoruz, bölge halklarıyla dostluk ve kardeşlik içinde yaşamak istiyoruz, halkların kültürel ve insani haklarına saygı gösterilmesini istiyoruz.
YAŞASIN
HALKLARIN KARDEŞLİĞİ
Ancak biliyoruz ki ‘savaşa hayır’ demek, ‘barış talep etmek’ tek başına yeterli değildir. ‘Savaşa hayır’ demek, aynı zamanda emperyalizme dur diyebilmektir. Emperyalist güçlerin tüm dünyayı tahakküm altına alma hırsına ve enerji kaynaklarını kontrol etme arzusuna dur diyebilmektir. Bugün özellikle ülkemizde, iktidarın izlediği NATO yanlısı militarist politikaları reddetmek; ülkede, bölgede, dünyada barışı ve halkların kardeşliğini savunmak; savaşlara, işgallere, her türden yayılmacılığa karşı çıkmak demektir. Barış için mücadele etmek ancak ve ancak eşit, özgür, adil bir ülke ve dünya talebiyle mümkündür.
Toplumsal barışa ve kardeşliğe karşı atılan kurşunlar, bombalar ve saldırılar karşısında durmak insani ve vicdani bir görevdir.
Bu arada 2 yıldır Filistin halkı Dünyanın gözü önünde yok edilmektedir . ABD, Avrupa ülkeleri ve NATO bu vahşetin baş sorumlusudur. Bunun için Türkiye yeni bir dünya savaşı çıkarmak için çaba sarf eden Savaş Örgütü NATO’dan çıkmalı, Türkiye’deki İncirlik ve Kürecik başta olmak üzere tüm yabancı üsler kapatılmalıdır. Siyonist İsrail’de bir an önce işgal ettiği Filistin topraklarından çekilmeli, özgür Filistin Devleti kurulmalıdır. İsrail öldürdüğü her birey için, yaktığı, yıktığı her ev için savaş tazminatı ödemeli,Savaş suçlusu olarak Uluslararası Mahkemede Yargılanmalıdır.
KAHROLSUN ABD EMPERYALİZMİ
SİYONİST İSRAİL FİLİSTİNİ TERKET
Buradan ülkemizin emekçilerine, ilericilerine yurtseverlerine ve bütün ezilenlerine sesleniyoruz: gelin, birlikte BARIŞ İÇİNDE BİR ARADA YAŞAMA mücadelesini yükseltelim. Tablo karamsar olabilir ama çaresiz değiliz. Bu gidişi durdurabiliriz! Bunun yolu, Emperyalizme ve Faşizme Karşı Birleşik Mücadeleden geçiyor. Tüm halkların eşit, özgür, insanca yaşayacağı bir dünyayı kendi ellerimizle kurmanın yolunu açmak için, bu gidişten rahatsız olan, yarına dair kaygıları bulunan herkesi omuz omuza ORTAK BİRLEŞİK MÜCADELEYE çağırıyoruz.
BIJİ AŞİTİ
Barış içinde,
demokratik, sömürüsüz bir dünya hayal değil! İşçiler, emekçiler, kadınlar, dünyanın tüm sömürülenleri ve ezilen halkları, savaşa karşı barışı kazanmak için seslerini, güçlerini, eylemlerini birleştirmelidirler! Çünkü barış her şeyden önce bir yaşam hakkıdır. Yaşamdan, özgürlükten ve adaletten yana olan tüm insanları barış umudunu yükseltmeye çağırıyoruz. Bir arada, özgürce yaşayacağımız bir ülke ve dünyayı kendi ellerimizle kurana kadar mücadele etmeye çağırıyoruz.
FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA
Biz, yayılmacı ve teslimiyetçi bir dış politika izlemeyen, Savaşa, işgale ve talana ortak olmayan,kimliği, kültürü, dili, dini, mezhebi, görüşü ne olursa olsun, eşit yurttaşlar olarak yaşayabileceğimiz, ülkemizin ve toplumumuzun bir daha savaş ve şiddeti yaşamaması için öncelikle demokratikleşmeye yönelik çözümlerin benimsendiği,Bağımsız, Demokratik ve Barış içinde bir ülke istiyoruz. Dikili Emek ve Demokrasi Platformu olarak barışın sağlanması için üzerine düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye hazırız. Ve Dikili’den Dikili Emek ve Demokrasi Platformu olarak bir kez daha haykırıyoruz,
”SAVAŞ ÖLDÜRÜR,BARIŞ YAŞATIR”
BARIŞ HEMEN ŞİMDİ




















