Fatoş Pınar Türker’in İBB davasındaki savunmasında dile getirdiği çıplak arama, kötü muamele, psikolojik baskı ve çocukları üzerinden tehdit edilme iddiaları son derece ağırdır. Bu iddialar yalnızca bir kişinin yaşadığı muhtemel bir hak ihlali olarak görülemez. Hukuk devleti, insan onuru, kadınların bedensel bütünlüğü ve adil yargılanma hakkı bakımından bütün toplumu ilgilendiren bir meseledir.
Demokrasi İçin Birlik olarak altını çiziyoruz: Devletin gözetimi altında bulunan herkesin yaşamı, bedeni, mahremiyeti ve onuru kamu görevlilerinin sorumluluğu altındadır. Gözaltına alınan, tutuklanan ya da yargılanan bir kişinin suçlanıyor olması, ona insan onuruyla bağdaşmayan muamele yapılabileceği anlamına gelmez. İşkence ve kötü muamele yasağı mutlaktır. Hiçbir güvenlik gerekçesi, idari uygulama ve siyasi atmosfer bu yasağı askıya alamaz.
Yetkili kurumların iddiaları reddetmesi tek başına yeterli değildir. Aksine, bu kadar ağır bir iddia karşısında yapılması gereken şey, kamuoyunu ikna edecek bağımsız, etkili ve şeffaf bir soruşturma yürütmektir. İlgili günlerde görev yapan tüm personelin kimlikleri ve görev çizelgeleri belirlenmeli; arama tutanakları, doktor raporları, sevk ve gözaltı kayıtları, kamera kayıtları ve varsa kamerasız alanlara ilişkin idari kayıtlar eksiksiz biçimde incelenmelidir. Fatoş Pınar Türker’in, aynı süreçte gözaltında veya cezaevinde bulunan diğer kadınların, avukatların ve tanıkların beyanları alınmalıdır.
Çıplak arama ve zorla soyma iddiaları, özellikle kadınlar bakımından yalnızca mahremiyet ihlali değil bedeni, cinsiyeti ve anneliği baskı aracına dönüştüren ağır bir şiddet biçimidir. Bu nedenle soruşturma, idari hiyerarşi içinde kapalı devre yürütülemez. Süreç bağımsız denetime açık olmalıdır. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, barolar, insan hakları örgütleri ve kadın örgütleri dahil olmak üzere ilgili mekanizmaların izleme ve denetimleri güvence altına alınmalıdır.








