Konuyu halk sağlığı ve ekosistem bütünlüğü açısından değerlendiren Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Ali Osman Karababa, ormanların yok edilmesi, ekolojik işlevlerinin azalmasına hatta tamamen yok olmasına neden olduğunu belirtiyor.
Karababa’ya göre ormanların yok edilmesiyle birlikte hava kalitesinin iyileştirilmesi, yağış rejiminin ve mikroklimanın düzenlenmesi, yerüstü ve yeraltı su kaynaklarının korunması ile sel ve toprak kayması gibi afetlerin önlenmesine katkı sağlayan doğal mekanizmalar zayıflıyor.
“Ormanların yok edilmesi, ormanların ekolojik işlevlerinin azalmasına hatta tamamen yok olmasına neden olmaktadır. Hava kalitesinin iyileştirilmesi, felaketlerin önlenmesi (sel, toprak kayması başta olmak üzere), yağış rejiminin ve mikroklimanın düzenlenmesi, yüzeysel ve yeraltı sularının sağlanması gibi yöredeki başta insanlar olmak üzere canlı yaşamının desteklenmesini sağlayan işlevler azalmakta ve hatta yok olmaktadır. Bu bununla ilişkili olarak yörede tarım ve hayvancılık da çok ciddi zarar görmektedir.”
Karababa, madencilik ve sanayi faaliyetlerinden kaynaklanan ağır metal kirliliğinin tesisin kurulacağı bölgelerde üç alıcı ortam olan hava, su ve toprak kirliliğine, besin döngülerine katılarak hem yörede hem de kirliliğin taşınacağı (hava hareketleri, yüzeysel ve yeraltı suları ile) farklı bölgelerde çok önemli ve uzun erimli sağlık etkilerine neden olduğunu söylüyor.
Halk sağlığı uzmanı, ağır metallerin hava, su ve toprağa karışarak besin zinciri yoluyla farklı bölgelere de taşınabildiğini belirterek, bu durumun solunum yolu hastalıkları, böbrek ve karaciğer hasarı, kansızlık, cilt hastalıkları, sinir sistemi bozuklukları, bebeklerde gelişim geriliği, gebelik kayıpları ve çeşitli kanser türleri gibi uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade ediyor.(4)
Karababa: “ÇED raporları Araştırmalar Yapılmadan Yazılmış Metinler…”
Halk sağlığı uzmanı Karababa, bugüne kadar ekoloji örgütlerinin hukuksal mücadele sürecine katkı vermek amacıyla görüş bildirmek için okuduğu ÇED raporlarının ortak noktasının var olan bir yasal zorunluluğu yerine getirmek için hazırlanmış olduğunu savunuyor.
“Bugüne kadar ekoloji örgütlerinin hukuksal mücadele sürecine katkı vermek amacıyla görüş bildirmek için okuduğum ÇED raporlarının ortak noktası, var olan bir yasal zorunluluğu yerine getirmek için hazırlanmış, her tesis ve kurulacağı yere özgü araştırmalar yapılmadan yazılmış metinlerdi. Ayrıca şu meşhur kopyala-yapıştır işleminin bolca kullanıldığı bu nedenle çok ciddi teknik ve bilimsel hataların yapıldığı görülmektedir. İşin sağlık boyutu ise tam anlamıyla içi boş bölümler halinde hazırlanmakta ve yörenin sağlık sorunları, tesisle ilişkilendirme yapılmamaktadır.”
Karababa’ya göre ÇED süreçlerine Sağlık Etki Değerlendirmesi (SED) zorunluluğunun eklenmesi, bilimsel kurallara uygun yapılması halinde sağlık açısından daha doğru kararlar alınmasını sağlayabilir ve toplum sağlığının korunmasının sağlanmasına katkı verecek bir süreç olacaktır. SED ile ilgili şunları aktarıyor;
“Bilimsel kurallara uygun yapılması halinde tesisin kurulacağı bölgede var olan durum, işletmenin bu duruma etkisi, alınacak önlemlerin olası etkileri giderip gideremeyeceği değerlendirmelerinin yapıldığı ve sonuç olarak da tesisin kurulmasına izin verilme aşamasında doğru kararın verilmesini sağlayacak bir değerlendirme sürecidir. Bu nedenle de daha işin başında doğru kararın verilmesine ve toplum sağlığının korunmasının sağlanmasına katkı verecek bir süreç olacaktır. “
Ekolojik Tahribatın Topluma Ağır Faturası
Ekolojik tahribatın yalnızca çevresel değil, sosyal sonuçları da bulunduğunu vurgulayan Karababa, çevre kirliliği ve doğal alan kayıplarının zaman içinde insanların yaşam düzenini değiştirdiğini ifade ediyor.
İnsanların yaşam alanlarında uzun erimde kurdukları bütün düzenin, oluşan ekolojik yıkım ve çevre kirliliği nedeniyle süreç içinde artan düzeyde bozulmakta olduğunu dile getiren Karababa, bu durumun sonuçlarını şu şekilde ifade ediyor;
“Yöresel iklim değişikliği (küresele de etkili), su kaynaklarının kirlenmesi ve azalması, maden işletmelerinden kaynaklanan toz nedeniyle yöredeki habitatın ve tarımsal üretimin ciddi zarar görmesi, afetlerin artması, erozyonun ortaya çıkması, tarım alanlarının kaybı veya işletmenin çevresel etkileri nedeniyle tarımsal üretimin azalması yöre halkının sosyoekonomik durumunda ciddi bozulmalara neden olmakta, insanlar göçe zorlanmakta veya göç etmek zorunda kalmaktadır.”
“Göç nedeniyle de gidilen yeni yerleşim yerlerinde ciddi ruhsal sorunlar yaşanmaktadır” diyen Karababa, ekolojik yıkımın yol açtığı göçün ruh sağlığını da etkilediğini belirtiyor. İşsizlik, yoksulluk, yalnızlaşma ve aile yapısındaki değişimler bu sürecin önemli sonuçları arasında yer alıyor. Karababa, bu ilişkiyi aşağıdaki şemayla özetliyor.

Şekil: Prof. Dr. Ali Osman Karababa’nın değerlendirmesine göre göç ve sosyoekonomik değişim sürecinde ruh sağlığını olumsuz etkileyen başlıca toplumsal faktörler. (Kaynak: Prof. Dr. Ali Osman Karababa.)
Ekolojik tahribatın bu süreçte ortaya çıkan hukuki mücadeleler de tartışmanın önemli bir parçası… Çevre hakkı kapsamında açılan davalar, yürütmeyi durdurma kararları ve ÇED süreçlerine yönelik itirazlar; vatandaşların yaşam alanlarını korumak için başvurduğu temel hukuki araçlar arasında yer alıyor. Ancak alınan yargı kararlarının uygulanması, projelerin yeniden düzenlenerek devam etmesi ve idari süreçlerin işleyişi çevre hukukunda önemli tartışmaları beraberinde getiriyor.
SONUÇ;
Türkiye’de doğal alanlar üzerindeki dönüşüm yalnızca ormanların, kıyıların ve su kaynaklarının kaybı değil, yaşam alanlarının, üretim biçimlerinin, sağlığın ve toplumsal ilişkilerin değişimi anlamına geliyor.
Ortaya çıkan tabloya bakıldığında, “kalkınma” tartışmasının yalnızca yatırım, üretim ve ekonomik büyüme başlıklarıyla sınırlı olmadığını bu sürecin doğa, kentler ve toplum üzerindeki etkileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Bugün temel soru yalnızca ne kadar büyüme sağlandığı değil; “bu büyümenin bedelinin kim tarafından ödendiği” ve elde edilen kazanımların toplumun hangi kesimlerine ulaştığı sorusunda düğümleniyor.
Doğal varlıkların kullanımı konusunda asıl tartışma ise, kalkınmanın doğayla ve yaşam alanlarıyla nasıl bir denge içinde sürdürüleceği noktasında şekilleniyor.
Kaynak:
(1) (https://istatistik.tarimorman.gov.tr/Sayfa/Detay/2363)
(2) (https://www.mapeg.gov.tr/Sayfa/Madenistatistik?utm)
(3) (https://ced.csb.gov.tr/ced-istatistikleri-111186?utm)
(4) Madencilik-maden işletmeciliği ve sağlık etkileri, Prof. Dr. Ali Osman Karababa PDF
TMMOB Kaynak:
https://www.cmo.org.tr/kanal-istanbul-ve-yenisehir-projesi-teknik-raporu-2-yayinlandi-202411151218
Kanal İstanbul Çalıştay Raporu (https://kanal.istanbul/wpcontent/uploads/2021/12/kanal_istanbul_calistay_raporu.pdf )
https://kuzeyormanlariarastirma.org/kuzey-ormanlarinda-5-buyuk-yikim-dalgasi-45-bin-agacimizi-daha-kesecekler/
https://www.tmmob.org.tr/icerik/kanal-istanbul-ced-olumlu-karari-iptal-edilsin
https://medyascope.tv/2024/12/25/kanal-istanbul-projesinin-rezerv-alan-ve-cevre-duzeni-plani-iptal-edildi/
https://yatirimlar.com/haber/biyosad-tuzla-biyoteknoloji-vadisi-projesi-icin-ced-olumlu-karari-verildi_183558








