Ülkemizde son yıllarda derinleşen kurumsal çürüme, sosyo-ekonomik kriz, cezasızlık politikaları sokakların güvenliğini ve toplumsal adalet duygusunu ağır bir tahribata uğratıyor.
Çocukların suça sürüklendiği, kadınların yaşam haklarının güvence altında olmadığı, sokakta yaşayan canlıların yaşamdan silindiği ve adaletin ancak kamuoyu baskısıyla arandığı bir kamusal çöküşün gözle görünür hale geldiği açıkça ortada.
Sokakların güvencesizleşmesi, yalnızca bireysel asayiş yetersizliğinden ziyade sosyal devleti tasfiye eden, hukukun üstünlüğünü zayıflatan ve yaşam hakkı yerine güç odaklı politikaları merkeze koyan anlayışın doğrudan bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.
Verilere yakından bakıldığında devletin koruma, denetleme ve adalet sağlama mekanizmalarının sistematik çöküşünü açıkça görebiliyoruz.

Fotoğraf: DHA
609 Binden Fazla Çocuk Güvenlik Birimleriyle Karşı Karşıya
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı “Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri” verilerini paylaştı. Açıklanan veriler, çocukların hem suça sürüklenme hem de mağduriyet boyutunda karşı karşıya kaldığı risklerin boyutunu gözler önüne seriyor.
Olay Sayısı 610 Bini Bulsada Geçen Yıla Göre Sınırlı Değişim
TÜİK verilerine göre, güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 609 bin 959 olarak kayıtlara geçti. Bu rakam, bir önceki yıl kaydedilen olay sayısına kıyasla %0,4 oranında küçük bir düşüş gösterse de yüksek seviyesini korumaya devam etti.
Güvenlik Birimlerine Geliş Nedenlerinde Mağduriyet İlk Sırada
Güvenlik birimlerine yolu düşen çocukların büyük bir bölümünü mağdur sıfatıyla işlem görenler oluşturdu.
Mağdur Çocuk Sayısı: Toplam 609 bin 959 olayın 267 bin 794’ünde (%43,9) çocuklar mağdur olarak yer aldı.
Suç Mağduriyeti: Mağdur çocukların %83,9’u (224 bin 579 çocuk) doğrudan bir suçun mağduru olurken, %16,1’i takibi gereken diğer olaylar nedeniyle kayıtlara geçti.
Çocukların Karşılaştığı Suç Mağduriyetleri
Suç mağduru çocukların maruz kaldığı eylemler incelendiğinde şiddet ve cinsel suçların ağırlığı dikkat çekiyor:
- Yaralama: %59,2
- Cinsel Suçlar: %10,3
- Aile Düzenine Karşı Suçlar: %8,5
- Tehdit: %5,0
- Diğer Nedenler: %17,0
Suça Sürüklenen Çocuklarda Yaralama ve Hırsızlık Ön Planda
Yıl boyunca hakkında “suça sürüklenme” gerekçesiyle işlem yapılan çocuk sayısı 196 bin 308 oldu. Çocuklara isnat edilen suç türleri arasında fiziksel şiddet içeren eylemler ilk sıradaki yerini korudu:
- Kasten Yaralama: Suça sürüklenen çocukların %41,6’sına yaralama suçu itham edildi.
- Hırsızlık: %14,7 ile ikinci en yaygın suç tipi oldu.
- Uyuşturucu / Uyarıcı Madde: Uyuşturucu madde kullanmak, satmak veya satın almak suçlamasıyla gelenlerin oranı %9,7 olarak belirlendi.
- Tehdit: %5,1 oranında kaldı.
Yıllık suça sürüklenen çocuk sayısının 190 bin sınırını aşması ve şiddet odaklı suçların ilk sırada yer alması, yıllardır uygulanan derin yoksullaştırma ve eğitim politikalarının doğrudan sonucu olarak karşımıza çıkmakta..
Okullarda öğrencilerin silaha erişim sağlayarak arkadaşlarına veya öğretmenlerine yönelik gerçekleştirdikleri silahlı saldırılar; derin sosyo-psikolojik sorunlar, akran zorbalığı, denetimsizlik ve bireysel silahlanmanın kolaylaşması gibi faktörlerin birleşimiyle ortaya çıkan ağır bir toplumsal krizin bir başka nedeni olmakta.
Bu tür olaylar, yalnızca okullardaki güvenlik zafiyetini değil, aynı zamanda gençlerin ruh sağlığını koruyacak ve suça yönelimini önleyecek erken müdahale ile sosyal destek mekanizmalarının eksikliğini de açıkça göstermekte
Yoksulluğun kitleselleşmesi, nitelikli eğitime erişimin zorlaşması ve okul terki oranlarının artması, çocukları sokaktaki suç şebekelerinin ve uyuşturucu çetelerinin açık hedefi haline getirmekte
Sistem çocuğu suça iten yapısal nedenleri (yoksulluk, aile içi şiddet, denetimsizlik) ortadan kaldırmak yerine sonuçlarla ilgilenmekte suç örgütlerinin maşası haline gelen çocukları koruyacak sosyal hizmet ve rehabilitation ağlarını sunamamakta. Çocukların aynı zamanda %43,9 oranında mağdur sıfatıyla sistemde yer alması, sokağın çocuklar için nasıl bir tehdit alanına dönüştüğünü göstermektedir.
- Osmaniye’de Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde silahlı saldırıya uğrayan Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Saldırının, Bilgili’nin yeğeni tarafından gerçekleştirildiği belirtildi.
- Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir lise binasında okul yakınında 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırıya ilişkin adliyeye sevk edilen 10 şüpheliden 7’si tutuklandı.
Bir Yasayla Gelen Kıyım! Sokaklar Tecrit Alanına, Barınaklar Ölüm Kampına Dönüştü
30 Temmuz 2024’te TBMM’de kabul edilerek 2 Ağustos 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7527 sayılı Kanun ve ardından gelen idari besleme yasakları, toplumsal sorunları “çözme” adı altında uygulanan baskıcı ve yaşam karşıtı anlayışın somut bir örneğidir.
Yıllardır kısırlaştırma ve yerinde yaşatma yükümlülüklerini yerine getirmeyen belediyeler ve merkezi idare, faturayı sokak canlılarına kesmiş bulunmakta. Barınak kapasitelerinin yetersizliği bilinmesine rağmen alınan tecrit kararları, hayvanların ölüm kamplarına mahkum edilmesine yol açtı.
Kamusal alanlarda besleme yapılmasının yerel idarelerce engellenmesi ve cezalandırılması, merhamet ve toplumsal dayanışma duygusunu suç tiplemesine dönüştürmekte.
Sorunu ekolojik ve etik ilkelerle çözmek yerine şiddet ve tecrit politikalarına başvurulması, güvencesizlik hissini canlıların tamamına yaymaktadır.
Hayvanları Açlığa Ve Ölüme Terk Etme Politikası
Son dönemde İl Hayvanları Koruma Kurulları ve belediyeler eliyle kamusal alanlarda, parklarda ve mahalle aralarında besleme yapılmasının engellenmesi, hayvanları doğrudan açlıkla baş başa bırakıyor.
“Besleme yasağı” adı altında yürütülen bu uygulamalar, hayvanların yaşam hakkını gaspederek onları kademeli bir ölüme itmekte aynı zamanda merhamet gösteren, besleme yapan vatandaşları ve hak savunucularını cezalandırıp hedef haline getirmektedir.
Cezasızlık Zırhı Ve Yaşam Alanlarının Gasbı
Katliam ve işkence haberlerinin her geçen gün arttığı bu süreçte, yerel yöneticilerin veya görevlilerin ihmalleri cezasızlıkla örtbas edilmekte.
Hayvan Hakları Kanunu’nun ruhundaki “koruma” ilkesi tamamen rafa kaldırılmış olup sokaklar, yüzyıllardır insanlarla birlikte yaşayan canlı türlerinden “temizlenmesi gereken birer asayiş unsuru” olarak gösterilmeye başlanması, sorunun ekolojik, etik ve bilimsel yollarla (yaygın kısırlaştırma, aşılatma ve yerinde yaşatma) çözülmesi yerine idari tedbirlerle yok sayılması, ülkedeki toplumsal vicdanı ve kamu güvenliğini ağır şekilde yaralıyor.
- Sosyal medyada yayılan görüntülerde , yavru bir kedinin dakikalar boyunca birden fazla kişi tarafından sistematik olarak işkence edilerek, öldürüldüğü ortaya çıktı.

Kadınlar En Çok Kendi Evlerinde ve Yakınlarındaki Erkekler Tarafından Katlediliyor
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF), aylık veri izleme çalışmaları kapsamında hazırladığı Kadın Cinayetleri Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı. Rapor, erkek şiddetinin tırmanan boyutunu ve koruma mekanizmalarındaki yetersizlikleri bir kez daha gözler önüne serdi.
Şiddet Bilançosu Ağırlaşıyor
TKDF’nin saha verileri ve adli süreç takiplerinden elde ettiği bilgilere göre, ilgili ay içerisinde onlarca kadın erkek şiddeti nedeniyle yaşamını yitirirken, çok sayıda kadının ölümü ise kayıtlara “şüpheli ölüm” olarak geçti.
Rapor, yüksekten düşme veya intihar süsü verilen şüpheli vakaların adli tıp ve yargı süreçlerinde titizlikle incelenmesi gerektiğine vurgu yapıyor.
Failler En Yakındaki Erkekler
Verilere göre kadın cinayetlerinde faillerin profilinde değişim yaşanmadı:
- Katledilen kadınların büyük çoğunluğu; eşleri, eski eşleri, partnerleri, babaları veya aile üyeleri olan erkekler tarafından hayatını kaybetti.
- Cinayetlerin en çok işlendiği mekanlar ise güvenli olması gereken kendi evleri ve yaşadıkları kişisel alanlar oldu.
Önleyici Tedbirler ve Koruma Kararları İhtiyacı
Raporun değerlendirme bölümünde, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un etkin bir şekilde uygulanmasının hayati önem taşıdığı belirtildi.
Federasyon, kolluk kuvvetleri ve yargı organlarının koruma/uzaklaştırma kararlarını bürokratik engellere takılmadan hızla devreye sokması gerektiğini, cezasızlık algısının yeni şiddet vakalarına zemin hazırladığını ifade etti.
”Bütüncül Politikalar Şart”
TKDF, kadına yönelik şiddetle mücadelenin yalnızca olay sonrası cezalandırma ile sınırlı kalamayacağını eğitimden istihdama, sığınma evlerinin kapasitesinin artırılmasından acil yardım hatlarının etkinleştirilmesine kadar bütüncül bir devlet politikasının acilen hayata geçirilmesi çağrısını yineledi.

Fotoğraf: MA
Sonuç olarak;
Türkiye’de derinleşen kurumsal çürüme, ekonomik krizin yanı sıra cezasızlık politikaları, çocukların suça sürüklendiği, kadınların katledildiği sokakta yaşayan canlıların işkenceye, ölüme terkedildiği, açlıkla yok edilmeye çalışıldığı, vatandaşın adalet arayışını adliye koridorlarından kamuoyuna baskı yoluyla taşımak zorunda kaldığı sistematik bir çöküş meydana getiriyor.
Bu durum sosyal devleti tasfiye eden, hukukun üstünlüğünü zayıflatan ve yaşam hakkı yerine güç odaklı politikaları merkeze koyan anlayışın doğrudan bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.
Kaynak
Suça sürüklenen çocuklar;
https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/58130
https://t24.com.tr/gundem/cocuklarin-guvenlik-tablosu-224-bin-cocuk-suc-magduru-ilk-sirada-yaralama-var,1340023?utm_source=gemini&hl=tr-TR&_t=1790612791456
https://www.evrensel.net/haber/5994981/tuik-verileri-aciklandi-bir-yilda-196-binden-fazla-suca-suruklenen-cocuk-islem-gordu?utm_source=gemini&hl=tr-TR#:~:text=Bu%20%C3%A7ocuklar%C4%B1n%20196%20bin%20308’i%20su%C3%A7a%20s%C3%BCr%C3%BCklenen%2C,%C3%A7ocuk%20say%C4%B1s%C4%B1%20ise%20609%20bin%20959%20oldu
Hayvan hakları
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/08/20240802-2.htm?hl=tr-TR
Kadın cinayetleri
https://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/veriler/3210/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-agustos-2026-raporu








