Ümit ÖZDEMİR / 01.02.2026
Migros market işçilerinin kendilerine dayatılan sefalet zammına karşı direnişi; Anadolu Grubu patronu Tuncay Özilhan’ın kapısına dayanmaları, insanca bir ücret istedikleri için önce sanal market uygulaması üzerinden gelen bir bildirimle işten atılmaları ve ardından polis tarafından gözaltına alınmalarıyla yeni bir boyut kazandı.
Asgari ücrete, saray rejimi tarafından reva görülen sefalet artışı baz alınarak Migros işçilerine de benzer bir zammın dayatılması, esasen burjuvaziye yönelik bir gelir ve servet transferidir.
Depo işçiliği gibi ağır çalışma koşulları nedeniyle bel fıtığı vb. ciddi riskler taşıyan bir emek koluna dayatılan açlık ücreti, en temel gereksinimlerin bile karşılanamaması anlamına geliyor. Ücretleri kasten açlık sınırının altında bırakan, itiraz eden ve eylem örgütleyen işçileri işten atan burjuvalar, bu eylemin maddi koşullarını bizzat kendi elleriyle yarattılar.
Öte yandan direnişe hak verenlerin, boykot ve Migros’a ürün tedariki yapmama çağrıları, mücadeleye yeni bir soluk getirdi. Sosyal medyadan yapılan boykot çağrılarıyla meşruiyet kazanan dayanışma eylemleri, neoliberal yoksullaştırma programının mağduru olan bütün kesimleri siyasi olarak ezilenlerin yanında harekete geçirdi.
DGD-SEN sendika önderi Neslihan Acar’ın polislerin önünde yaptığı hesap soran ajitasyon konuşmasında vurguladığı gibi; “aile” olduğu iddia edilen işçilerin, esasında sömürü düzeninin üvey evlatları ve dışlanmışları oldukları bir kez daha teyit edildi. Migros direnişi; grev, sendika ve insanca bir ücret hakkını savunan emekçilerle, kendi sınıfsal menfaatleri için sömürünün bir başka biçimi olan enflasyon ve vergiyle halkı soyan bir avuç rantiyeci patronu karşı karşıya getirdi.
İşçiler için iyi olanın herkes için iyi olduğu fikrinin yayılması; sarı ve “sarartılmaya” yüz tutmuş sendikal ağalık sistemine itiraz ederek kurulan DGD-SEN ve Umut-Sen gibi yeni solcu işçi sendikalarının başlattığı direnişlerin sonuç almasıyla mümkün olacaktır.
2022’de gözaltı otobüsünde olan bitene acı bir yüzle bakan depo işçisinin direnişi o dönem bastırıldığı için, bugün işçilerin sefalet ücretine mahkum edilmeleri daha da kolaylaştı.
Grevler ve direnişler işçi sınıfının okullarıdır; işçilerin her kazanımı sadece kendilerinin değil, küçük bir azınlık dışındaki herkesin kazanımıdır. Sahip oldukları serveti işçileri sömürerek elde edenlerin dünyasına tamamen karşı duran bir dayanışma, kendi yolunu açabilirse, bu yeni eylemlerin ve hak arama mücadelelerinin ilham kaynağı olabilir. Migros’un sloganını değiştirerek attığımız manşet, böylece hayat tarafından da doğrulanabilir: Direniş size iyi gelecek!








