OECD’nin Revenue Statistics 2025 raporu, Türkiye’nin vergi gelirlerinde hem oran hem de yapı bakımından OECD ülkelerinden ayrıştığını gösterdi.
Rapora göre Türkiye’de vergi gelirlerinin gayri safi yurt içi hasılaya oranı 2024’te yüzde 24 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde OECD ortalaması yüzde 34,1’e yükseldi. Böylece Türkiye, 38 OECD ülkesi arasında 34’üncü sırada yer aldı.
OECD verilerinde Danimarka yüzde 45,2 ile en yüksek vergi/GSYH oranına sahip ülke oldu. Fransa yüzde 43,5, Avusturya ise yüzde 43,4 ile listenin üst sıralarında yer aldı. Türkiye ise OECD ortalamasının yaklaşık 10 puan altında kaldı.
Ancak tablo yalnızca toplam vergi oranıyla sınırlı değil. Türkiye’de vergi gelirlerinin önemli bölümü tüketimden alınan vergilere dayanıyor. KDV ve mal-hizmet vergilerinin yüksek payı, vergi yükünün doğrudan yurttaşın günlük harcamalarına yansımasına yol açıyor.
OECD’nin Türkiye notu, kişisel gelir vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payının OECD ortalamasının altında kaldığını da ortaya koyuyor. Buna karşılık kurum kazançları, sosyal güvenlik katkıları ve tüketim vergileri Türkiye’de daha belirgin bir ağırlık taşıyor.
Bu yapı, Türkiye’de vergi tartışmasının yalnızca “ne kadar vergi toplanıyor?” sorusuyla değil, “vergi kimden ve nasıl toplanıyor?” sorusuyla da ele alınması gerektiğini gösteriyor. Avrupa’da gelir ve servet üzerinden alınan vergiler daha güçlü bir paya sahipken, Türkiye’de tüketim temelli vergiler dar gelirli yurttaşların üzerindeki yükü artırıyor.
Kaynak: www.oecd.org








