Prof. Dr. Mustafa Durmuş
*3 bölümden oluşan bu yazı 15 Ocak 2026’da Yeni Yaşam Gazetesi portalında yayımlanmıştır.
3 Ocak’taki saldırı Venezuela’ya karşı yapılan ilk ABD saldırısı değil. ÇünküABD emperyalizmi son çeyrek yüzyılda Venezuela’da rejim değişikliğinden asla
vazgeçmedi. (Tıpkı neredeyse yarım yüzyıldır İran’da ve son 65 yıldır Küba’da
vazgeçmediği gibi).
ABD emperyalizminin Venezuela’ya saldırısı ilk değil
Aslında, Venezuela’ya yönelik baskılar, 2001 yılında Hugo Chávez
Hükümetinin 1999 Bolivarcı Anayasa’nın egemenlik hükümlerine uygun olarak
Hidrokarbonlar Yasası’nı yürürlüğe koymasıyla başladı ve saldırılar tarihsel
olarak şöyle gelişti;
ABD, 2002 yılında Devlet Başkanı Chavez’e karşı darbe girişiminde bulundu.
2015’te ABD Devlet Başkanı Obama Venezuela’yı “olağanüstü tehdit” olarak
ilan eden bir başkanlık kararnamesini imzaladı. Bunlar daha sonraki
yaptırımların “yasal” dayanağını oluşturdu.
Öyle ki 2017’de Venezuela’nın ABD finans piyasalarına erişimi yasaklandı.
2018’de İngiltere Merkez Bankası Venezuela Merkez Bankası’nın altın
rezervlerine el koydu. 2020’de Gideon Operasyonu ile Maduro kaçırılmak
istendi ve başına ödül konuldu. ABD’nin baskısıyla, Covid-19 Pandemisi
sırasında IMF, Venezuela’nın kendi rezervlerini kullanmasını reddetti. 2025
yılında Nobel Barış Ödülü Venezuelalı muhalif Maria Corina Machado’ya
verildi ve Nobel Komitesi Başkan Maduro’nun görevden ayrılması gerektiğini
söyledi. 2025 yılında ABD donanması Venezuela kıyılarında küçük teknelere2
saldırılar düzenledi. Venezuela’ya ambargo uygulamak için bir donanma
konuşlandırdı ve Venezuela’ya ait petrol tankerlerini ele geçirdi. (1)
Emperyalist sistemin kasası İsviçre devleti devrede
Son olarak, İsviçre Hükümeti yaptığı açıklamada, Maduro ve yakınlarının
ülkede bulunan varlıklarını dondurduğunu duyurdu. Bu karar, Maduro’nun
Caracas’ta ABD güçleri tarafından tutuklanıp ABD’ye iade edilmesinin hemen
ardından alındı.
İsviçre Hükümeti yaptığı açıklamada, hemen yürürlüğe giren ve dört yıl geçerli
olacak bu önlemin, potansiyel olarak yasadışı varlıkların ülke dışına çıkmasını
önlemeyi amaçladığını ve 2018’den beri Venezuela’ya uygulanan mevcut
yaptırımlara ek olarak getirildiğini belirtti. (2)
Sömürgeci kapitalist emperyalizmin, biçim değiştirse de saldırıları sürüyor!
Venezuela saldırısını bir kerelik ve sadece bu ülke ile sınırlı bir saldırı olarak
görmemek, daha ziyade batı emperyalizminin yüzlerce yıldır yaptıklarının bir
devamı olarak görmek gerekiyor. Bunun için tarihe bakmak yeterlidir.
Örneğin, Kral Ngungunyane, 1884 ile 1895 yılları arasında, bugün büyük ölçüde
Mozambik’e karşılık gelen bir bölge olan Gaza İmparatorluğu’nun kralıydı.
Portekiz sömürgeciliğine direnişi nedeniyle “Gaza Aslanı” olarak biliniyordu.
1895 yılında Chaimite’de sömürgeci birlikler tarafından yenilgiye uğratıldı.
Kralın sömürgecilik karşıtı direnişi sürdüreceğinden korkan sömürgeciler, onu
yakalayıp savaş ganimeti olarak Portekiz’e götürdüler, Başkent Lizbon’un ana
caddesinde dolaştırarak sergilediler. Kral daha sonra Azor Adaları’ndan birine
sürgün edildi ve 1906’da orada öldü.
1897 yılının ağustos ayında, bu kez Fransız sömürgeciler Madagaskar’ın
batısındaki Sakalava halkının Menabé krallığı üzerinde sömürge kontrolü
kurarak yerel orduyu katletti. Kral Toera kafası kesilerek öldürüldü ve kafası
Paris’e gönderilerek Doğa Tarihi Müzesi’nin arşivlerine konuldu. Çünkü
direnişin sembollerini (bazen liderlerin kendilerini, kafataslarını veya o ulusa ait
sanat eserlerini) metropolde ganimet olarak sergilemek sömürge yönetiminin en
çok başvurduğu bir uygulamadır. (3)
Sömürgeciliğin şifreleri Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde saklı
Venezuela işgalinin şifreleri ABD’de Kasım 2025’te yayınlanan Ulusal Güvenlik
Stratejisi’nde mevcut. Çünkü bu belgede “ABD’nin çıkarlarının söz konusu
olduğu her durumda herhangi bir ülkeye müdahale etme hakkını saklı tuttuğu”
belirtiliyor.3
Bir başka deyişle, Trump’ın saldırısı ve tehditleri batı yarımkürede ABD’nin
üstünlüğünü vurgulayan ve ülkenin Latin Amerika’yı kendi etki alanı veya “arka
bahçesi” olarak göreceğini belirten 19. yüzyıl Monroe Doktrinini yeniden ifade
eden son ulusal güvenlik stratejisi belgesinin ardından geldi.
Bu, ekonomik ve askerî açıdan rakiplerine, özellikle de bölgede hegemonyasını
ele geçirmeye çalışan Çin’e yönelik ve aynı zamanda ABD’nin gücünü ortaya
koymayı amaçlıyor.
Panama Devlet Başkanına yapılan operasyon
19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyıla gelindiğinde, ABD’nin Amerika
kıtasındaki komşularına sadece ekonomik baskı yoluyla değil, aynı zamanda
askeri olarak da müdahale ettiğine tanık olundu.
Bu müdahaleler arasında, uzun bir işgal listesi ve mevcut duruma en çok
benzeyen bir örnek 1989’da Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega’nın ele
geçirilmesidir. Bu nedenle de Venezuela’ya yapılan operasyon ABD’nin
Panama’yı işgal etmesiyle birlikte ele alınmalıdır.
Şöyle ki, bu işgal sırasında Panama lideri Manuel Noriega iktidardan
uzaklaştırıldı ve ABD’ye nakledilerek cezai suçlamalarla yargılandı. Böylece
ABD stratejik hedeflerine hızla ulaşırken, uluslararası düzeydeki kınamalar çok
cılız ve sonuçsuz kaldı.
Hep aynı gerekçeler!
İşin ilginç yanı ABD’nin Panama’yı işgali, bugün artık tanıdık hale gelen bir dizi
iddiayla gerekçelendirildi. ABD yetkilileri, “Amerikan vatandaşlarını
koruduklarını, tartışmalı seçimlerin ardından demokrasiyi yeniden tesis
ettiklerini, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele ettiklerini ve Panama Kanalı ile
ilgili anlaşma yükümlülüklerini yerine getirdiklerini” ileri sürdüler.
Böylece her ne kadar aralarında 30 yıldan fazla bir süre ve farklı uluslararası
bağlamlar olsa da Panama ve Venezuela’ya yönelik bu iki saldırı, ABD’nin batı
yarımkürede müdahale, egemenlik ve yasallığa yaklaşımında bir süreklilik
olduğunu ortaya koyuyor.
Irak işgali sırasında da “nükleer kapasiteyi yok edeceklerini” ve “ülkeyi
demokratikleştireceklerini”; Venezuela’ya saldırırken ise “uyuşturucu ticaretini
yok edeceklerini” ve “bir narko devleti etkisiz hale getireceklerini” ileri
sürdüler.
Kısaca, Venezuela’da son zamanlarda yaşananlar, sömürgeci kapitalist
emperyalizmin geçmiş uygulamalarını sürdürdüğünü gösteriyor. Panama, Soğuk4
Savaş’ın son dönemlerinde bir sapma değil, savaş sonrası ABD müdahaleci
politikasının oluşumunda önemli bir anı temsil ediyor. Venezuela ise bunun
günümüzdeki yankısıdır. (4) Bugün sadece yeniden sömürgeci kapitalist
emperyalizmin en ham haline geri dönmüş bulunuyoruz.
Devam edecek…
Anahtar sözcükler: Emperyalizm, Maduro, Sömürgecilik, Trump, Ulusal
Güvenlik Stratejisi, Venezuela.
Dip notlar:
(1) https://www.counterpunch.org/2026/01/03/the-us-attacks-venezuela-
and-seizes-it-president/print (3 Ocak 2026).
(2) https://www.reuters.com/business/finance/switzerland-freezes-assets-
linked-venezuelas-maduro-after-us-arrest (5 Ocak 2026).
(3) https://znetwork.org/znetarticle/its-colonialism-stupid (7 Ocak 2026).
(4) https://theconversation.com/how-us-intervention-in-venezuela-
mirrors-its-actions-in-panama-in-1989 (4 Ocak 2026).








