Türkiye Psikiyatri Derneği, Anneler Günü nedeniyle yayımladığı basın açıklamasında anneliğe yüklenen “kutsallık” anlayışının, kadınların omuzlarına bırakılan görünmeyen emeği ve ruhsal yükü perdelediğine dikkat çekti.
Dernek, anneliğin biyolojik bir zorunluluk ya da değişmez bir yazgı olarak değil; bakım emeği, toplumsal üretim ve ruhsal gelişim süreçlerinin merkezinde yer alan tarihsel ve toplumsal bir pratik olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Açıklamada, toplumun “iyi anne” ya da “makbul anne” beklentileri üzerinden kadınların yaşam biçimlerini, bedenlerini ve bakım verme pratiklerini denetlediği vurgulandı. Bu yaklaşımın, kadınları kendi öznelliklerinden kopararak “kusursuz bakıcı” rolüne sıkıştırdığı belirtildi.
TPD, anneliğin yalnızca fiziksel bakım işleriyle sınırlı olmadığını; evin duygusal atmosferini yönetmek, çocukların ihtiyaçlarını önceden görmek, eğitim süreçlerini takip etmek ve hane içi organizasyonu sürdürmek gibi sürekli bir zihinsel yükü de içerdiğini kaydetti. Bu emeğin çoğu zaman “fedakârlık” ve “karşılıksız sevgi” gibi kavramlarla görünmez hale getirildiği ifade edildi.
Açıklamada, kadınların doğum süreci ve sonrasında yaşadığı ruhsal zorlanmaların yalnızca bireysel belirtiler ya da tıbbi tanılarla açıklanamayacağına dikkat çekildi. Dernek, bu süreçlerin toplumsal cinsiyet eşitsizliği, yalnızlaştırılmış çekirdek aile düzeni ve zayıflayan dayanışma ağlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini bildirdi.
Türkiye Psikiyatri Derneği, anneliğin sadece kadının değil, tüm toplumun ortak sorumluluğunda olan bir yaşam pratiği olduğunu belirtti. Bakım verme ilişkisinin yalnızca biyolojik bağlarla sınırlandırılamayacağına işaret edilen açıklamada, bir çocuğa, bir hayvana ya da başka bir canlıya yönelen şefkatin de ruhsal ve toplumsal açıdan değerli olduğu vurgulandı.
Dernek, kadınların ruh sağlığının korunması ve güçlenmesinin; doğurganlıklarına, bakım ilişkilerine ve kuracakları bağların biçimine özgürce karar verebildikleri koşullarda mümkün olacağını ifade etti.
Bedensel ve ruhsal emeğiyle yaşamı var edenlerin, biyolojik bağlardan bağımsız biçimde bakım sorumluluğu üstlenenlerin, anneliği dayatılmış bir yazgıya dönüştüren anlayışlara karşı kendi öznelliğini korumaya çalışanların ve çocuk sahibi olmamayı özgür bir seçim olarak benimseyenlerin yanında olunduğu belirtildi. Dernek, ruh sağlığının ancak kutsallık mitlerinden arındırılmış, gerçek dayanışmanın kurulabildiği bir toplumsal zeminde özgürleşebileceğini kaydetti.








