• Ana sayfa
  • Hak Örgütlerinden Çağrı: “Kuyu Tipi Hapishaneler Kapatılsın”
  • Hakkımızda
  • Home 2
  • İletişim
  • KKTC CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİTÜRKİYE’NİN DE SEÇİMİDİR
  • Künye
  • Örnek sayfa
Cumartesi, Mart 14, 2026
DİB | Demokrasi İçin Birlik
No Result
View All Result
  • Siyaset
  • Yerel Platform/Meclisler
  • Emek
    • Ekonomi
  • Çevre
  • Yaşam ve Haklar
    • İnsan Hakları
    • Kültür
    • Çocuk
    • Kadın
  • Dış Haberler
  • DİB Avrupa
  • DİB – NOT
  • DİB Arşiv
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Yerel Platform/Meclisler
  • Emek
    • Ekonomi
  • Çevre
  • Yaşam ve Haklar
    • İnsan Hakları
    • Kültür
    • Çocuk
    • Kadın
  • Dış Haberler
  • DİB Avrupa
  • DİB – NOT
  • DİB Arşiv
  • Yazarlar
No Result
View All Result
Demokrasi İçin Birlik
No Result
View All Result
Home DİB Arşiv

Yunus Emre Vakfı soygunu: Hakiki “ahtapot” nedir, neye benzer ?

DİB Haber by DİB Haber
17 Şubat 2026
A A
0
Yunus Emre Vakfı soygunu: Hakiki “ahtapot” nedir, neye benzer ?

Ümit ÖZDEMİR / 17.02.2026

AKP döneminin belirgin özelliklerinden biri de kamuyu zarara uğratan, halkın kaynaklarını yağmalayan ne kadar faaliyet varsa bunların “vakıf” adı altında gerçekleştirilmesidir. Son örnek, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Yunus Emre Vakfı. Vakfın kamu bütçesinde yolsuzluk yaparak açtığı zarar, görülmemiş bir seviyede: Tam 630 milyon liralık bir yolsuzluktan bahsediyoruz.

READ ALSO

Demokrasi İçin Birlik: Nefreti Yasalaştırma Girişimine Hayır!

Boğaziçi Üniversitesi Direnişi: Akademinin Değişen Tanımı; Yıkıl Git, Diren Kal!

İlk kez 12 Aralık 2024 tarihinde BirGün gazetesinde “Kamu Vakfı Naylon Faturalarla Soyulmuş” manşetiyle duyurulan bu skandal, dosyanın tozlu raflardan indirilmesine hizmet etti. Yunus Emre Vakfı soygunu, Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişlerinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmalarıyla dava konusu haline geldi.

İsmail Arı’nın “Perde Arkası” YouTube yayınında, yayın yasağı gelmesin diye otosansür uygulamak zorunda kaldığı iki yöneticinin ismi; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın eşi Rahmi Göktaş ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın oğlu Abdullah Kutalmış Yalçın. Bu iki ismin geçtiği her habere getirilen yayın yasakları ve kirli ilişkiler ağının ortaya çıkmaması adına sergilenen bu tutum; yolsuzluk dosyalarıyla siyasi rakiplerini suçlayıp yargılama konusu yapan AKP-MHP ittifakının en büyük açmazıdır.

Açmazdır; çünkü iddia edilen rakam ve naylon faturalar üzerinden gerçekleştirilen yağma, Türkiye’nin bir türlü kapanmayan bütçe açıklarının kaynağı hakkında net bir fikir vermektedir. Muhalefetin yeterince gündemleştirmediği bu yağma daha kalabalık otobüslere binmemize, kamu hizmetlerinin pahalılaşmasına, zam sağnağına ve ek vergilerle halkın iki misli soyulmasına neden oluyor. Yolsuzluk ve yoksulluk arasındaki ilişkinin hiç bu kadar alenileşmediği, ancak yolsuzlukların hesabının sorulması için bir gazete haberinin beklendiği “tuhaf” bir durumdan söz ediyoruz.

Hizmet alımı ihaleleriyle gerçekleştirilen bu soygunda belgelerin altında imzası bulunan bürokratlar yargılanırken, yönetim kurulunda yer alan Rahmi Göktaş ve Abdullah Kutalmış Yalçın’a yönelik herhangi bir soruşturma açılmaması, “siyasi koruma” altındaki kadroların nasıl kayırıldığını göstermesi bakımından öğretici. Kayırmacılığın adresi ise belli: Yunus Emre Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy. Ersoy’un konuyla ilgili soru önergelerini yanıtsız bırakması da bu tabloyla tam olarak örtüşüyor.

Mahkemede yargılanan sanıkların savunmaları, vurgunun asli sahiplerinin kim olduğunu işaret ediyor. Muhalefetin bu soygun için kullandığı “esas ahtapot” benzetmesi yerinde; ancak mesele sadece eleştirilip geçilecek bir konu değil. Yolsuzluk sadece bugünün kaynaklarını yağmalamaz, geleceği de yok ederek bütçe açıklarını kapatmak için alınan borçları devasa ölçülere ulaştırır.

Vakfın bütçesinde açılan 630 milyon liralık (yaklaşık 19 milyon dolar) bu devasa delik, sadece bir” rakamdan” ibaret değil. Eğer bu kaynak yağmalanmasaydı, bugün Anadolu’nun dört bir yanında tam donanımlı 60 adet halk kütüphanesi açılabilir, binlerce gencin barınma sorununu çözecek 7 bin yatak kapasiteli modern yurtlar inşa edilebilir ya da en az 3 tam teşekküllü devlet hastanesi halkın hizmetine sunulabilirdi. Daha çarpıcı olanı ise bu yolsuzluğun Türkiye’nin dış borç sarmalıyla olan bağı. Türkiye’nin Ocak ayında ödediği toplam dış borç yükü (faiz ve anapara) milyarlarca dolar seviyesindeyken, vakıf eliyle iç edilen her kuruş, bütçede yeni bir karadelik açıyor. Bu deliği kapatmak için halkın sırtına yüklenen ek vergiler ve alınan yüksek faizli dış borçlar, gelecek kuşakları doğmadan borçlandırıyor. Yani Yunus Emre Vakfı’ndan sızan her kuruş, hastanede beklenen bir randevu sırası, kalabalık otobüslerde çekilen çile ve gelecek kuşakların sırtına binen devasa bir faiz kamburudur. Yolsuzluk sadece bugünü değil, Türkiye’nin yarınını da rehin alıyor. Okul yemeği projesi için de harcanabilecek bu kaynakla bütün eğitim sezonu boyunca 100 bin öğrenciye 15-20 milyon ücretsiz yemek dağıtılabilir, bu hizmet altyapısı yeni bir istihdam dalgasını tetikleyebilirdi.

CHP’li Deniz Yavuzyılmaz ve çeşitli kaynakların iddialarına göre vakfı soyan şirketlerin (Rematek, Dolunay Records ve Çelikkaya Organizasyon) mahkemeye sundukları “görev zararını ödemeye hazırız” beyanları, suçun dolaylı yoldan ikrarı. Bu şirketlerin RTÜK ile de çalışması, bir sansür kurumuna dönüşen RTÜK’ü de “olağan şüpheliler” kervanına katıyor. RTÜK haberi yüzünden eski başkan Ebubekir Şahin tarafından “halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” suçlamasıyla mahkemeye verilen İsmail Arı’nın sorusu baki: “Yunus Emre Vakfı’nı soyan bu şirketler, RTÜK’e de aynı tarifeyi uygulamış olabilir mi?”

Türk sağının halka karşı işlediği en klasik suç olan yolsuzluk, kadim geleneklere yaslanan vakıfların “arpalığa” dönüştürülmesiyle yeni bir boyut kazandı. Rejimin sahipleri, bir yandan yandaş vakıfları “kamuya yararlı” gösterip AB fonlarından pay almaya çalışırken, diğer yandan yapılmayan etkinlikler için naylon faturalar düzenleterek çifte vurgun yapıyor. 1990’lı yılların ekonomik yıkımlarını kamu bankalarını boşaltarak tetikleyen Türkiye sağının yeni saldırı hattı vakıflardır. Vakıfların halkın denetimine açılması ve şeffaflaşması, bütçedeki kara delikleri kapatacağı gibi, hukuka ve topluma saygılı kuşakların yetişmesinin de önünü açacaktır.

ShareTweet
DİB Haber

DİB Haber

Related Posts

Demokrasi İçin Birlik: Gözaltına Aldığınız 115 Sosyalisti Hemen Serbest Bırakın!
İnsan Hakları

Demokrasi İçin Birlik: Nefreti Yasalaştırma Girişimine Hayır!

19 Şubat 2026
Boğaziçi Üniversitesi Direnişi: Akademinin Değişen Tanımı; Yıkıl Git, Diren Kal!
DİB Avrupa

Boğaziçi Üniversitesi Direnişi: Akademinin Değişen Tanımı; Yıkıl Git, Diren Kal!

12 Şubat 2026
Migros Direnişi ve Medyada Tarafsızlık Tartışması
Emek

Migros Direnişi ve Medyada Tarafsızlık Tartışması

9 Şubat 2026
Demokrasi, Hukuk ve Bölgesel Krizler: DİB Avrupa – İsviçre SP Görüşmesi
DİB Avrupa

Demokrasi, Hukuk ve Bölgesel Krizler: DİB Avrupa – İsviçre SP Görüşmesi

7 Şubat 2026
DİB Basın Açıklaması: Migros Depo İşçilerinin Grevine Destek Çağrısı
DİB - NOT

DİB Basın Açıklaması: Migros Depo İşçilerinin Grevine Destek Çağrısı

5 Şubat 2026
Demokrasi İçin Birlik: Gözaltına Aldığınız 115 Sosyalisti Hemen Serbest Bırakın!
DİB - NOT

Demokrasi İçin Birlik: Gözaltına Aldığınız 115 Sosyalisti Hemen Serbest Bırakın!

4 Şubat 2026
Next Post
Demokrasi İçin Birlik: Gözaltına Aldığınız 115 Sosyalisti Hemen Serbest Bırakın!

Demokrasi İçin Birlik: Nefreti Yasalaştırma Girişimine Hayır!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

POPULAR NEWS

Geç Faşizme Karşı Bir Anlamlandırma Yöntemi Önerisi: Konjonktürel Analiz

Geç Faşizme Karşı Bir Anlamlandırma Yöntemi Önerisi: Konjonktürel Analiz

21 Eylül 2025
Patriarkal-Kapitalist Duygu Rejiminde Bir Şiddet Biçimi: Karizma Yoluyla İstismara Hazırlama (Karizmatik Grooming)

Patriarkal-Kapitalist Duygu Rejiminde Bir Şiddet Biçimi: Karizma Yoluyla İstismara Hazırlama (Karizmatik Grooming)

26 Kasım 2025
Kuzey Kıbrıs Seçimleri Üzerine: Vesayet, Sınıf ve Kimlik

Kuzey Kıbrıs Seçimleri Üzerine: Vesayet, Sınıf ve Kimlik

28 Ekim 2025
Kıbrıs’ta Sandıktan Çıkan Mesaj ve Erhürman’ın Zorlu Müzakere Sınavı

Kıbrıs’ta Sandıktan Çıkan Mesaj ve Erhürman’ın Zorlu Müzakere Sınavı

30 Ekim 2025
REJİM TÜRKİYE’Yİ SON HESAPLAŞMAYA ZORLUYOR

REJİM TÜRKİYE’Yİ SON HESAPLAŞMAYA ZORLUYOR

6 Eylül 2025

EDITOR'S PICK

Sorunlar ve Toplumsal Muhalefetin Birliği

Sorunlar ve Toplumsal Muhalefetin Birliği

22 Ağustos 2025
Görsel: Sadık Çelik

Savaşın İnsan ve Doğa Üzerindeki Yıkıcı Etkileri: Ekokırımdan Psikokırıma Bir Yüzleşme

21 Ocak 2026
25 Kasım’da Türkiye’nin Dört Bir Yanında Kadınlar Şiddete Karşı Sokakta Olacak

25 Kasım’da Türkiye’nin Dört Bir Yanında Kadınlar Şiddete Karşı Sokakta Olacak

24 Kasım 2025
6 Şubat Deprem Davası Bilirkişi Raporu: “AFAD ve kamu kurumları görevlerini ihmal ettiler.”

6 Şubat Deprem Davası Bilirkişi Raporu: “AFAD ve kamu kurumları görevlerini ihmal ettiler.”

16 Kasım 2025

DİB Hakkında

  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim

Kategoriler

  • Çevre
  • Çocuk
  • DİB – NOT
  • DİB Arşiv
  • DİB Avrupa
  • Dış Haberler
  • Ekonomi
  • Emek
  • İnsan Hakları
  • Kadın
  • Kültür
  • Manşetler
  • Siyaset
  • Yaşam ve Haklar
  • Yazarlar
  • Yazarlar Slider
  • Yerel Platform/Meclisler
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim

© 2025 DİB / Demokrasi İçin Birlik Bütün Hakları Saklıdır

No Result
View All Result
  • Siyaset
  • Yerel Platform/Meclisler
  • Emek
    • Ekonomi
  • Çevre
  • Yaşam ve Haklar
    • İnsan Hakları
    • Kültür
    • Çocuk
    • Kadın
  • Dış Haberler
  • DİB Avrupa
  • DİB – NOT
  • DİB Arşiv
  • Yazarlar

© 2025 DİB / Demokrasi İçin Birlik Bütün Hakları Saklıdır