Türkiye Psikiyatri Derneği, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, ruh sağlığının yalnızca bireysel ya da genetik faktörlerle açıklanamayacağını, bireyin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik koşulların belirleyici rol oynadığını vurguladı.
Açıklamada, günümüz çalışma hayatında yaygınlaşan güvencesizliğin yalnızca bir istihdam biçimi olmadığı, aynı zamanda kronik kaygı ve psikolojik sorunların temel kaynaklarından biri haline geldiği ifade edildi. İşsizlik tehdidinin bir baskı unsuru olarak kullanıldığı, düşük ücretlerin insanca yaşam kurma imkânını sınırladığı koşullarda ruhsal iyilik halinin sürdürülebilir olmadığına dikkat çekildi.
Dernek, sendikasızlaşma ve kolektif dayanışma ağlarının zayıflamasının çalışanları yalnızlaştırdığına işaret ederek, bu durumun tükenmişlik, depresyon ve gelecek kaygısını artırdığını belirtti. Çalışma yaşamında emeğin karşılığının verilmediği, iş güvencesinin ortadan kalktığı ve dinlenme sürelerinin kısıtlandığı her ortamın ruhsal yaralanmalara zemin hazırladığı ifade edildi.
Bilim, etik ve dayanışma ilkeleri doğrultusunda ruh sağlığının bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurgulayan Türkiye Psikiyatri Derneği, emeğin ve emek onurunun korunmasının ruh sağlığını savunmanın ayrılmaz bir parçası olduğunu kaydetti.
Açıklamanın sonunda, tüm emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlandı.








