Kadınların büyük bir bölümü, asgari ücretin üzerine çıkamayan bir gelir sarmalına sıkışmış durumda. Son veriler, asgari ücretin artık açık biçimde bir “kadın işçi sorunu” haline geldiğini gösteriyor. Türkiye’de asgari ücret, bir geçim standardı olmaktan çıkmış; kadınları iş hayatında tutan ama ilerlemelerini engelleyen bir prangaya dönüşmüş durumda. “Kadın yoksulluğu” (feminization of poverty) artık bir risk değil, yapısal bir gerçekliktir.
2026 yılının ilk çeyreği geride kalırken ekonomik göstergeler tek bir noktaya işaret ediyor.Çalışma hayatı kadınlar için giderek daha “asgari” hale geliyor. Net 28.075 TL’lik asgari ücret, milyonlarca kadın için bir başlangıç değil, ulaşılması zor bir tavan işlevi görüyor. Düşük ücret, güvencesizlik ve bakım yükü birleştiğinde, çalışma hayatı kadınlar açısından bir geçim mücadelesine dönüşüyor.
Genel işçi nüfusunda asgari ücret ve altında çalışanların oranı %46,7 iken, kadınlarda bu oran %60,1’e çıkıyor. Yani her 5 kadın işçiden 3’ü asgari ücret ya da altında gelir elde ediyor. Asgari ücretin yalnızca %5 fazlası ve altında kazanan kadınların oranı ise %63,7. Bu tablo, kadınların yaklaşık üçte ikisinin fiilen asgari ücretli olduğunu ortaya koyuyor.(¹)
Genel-İş Emek Araştırma Dairesi (EMAR) verilerine göre sorun sadece düşük ücret değil, aynı zamanda güvencesizlik. Türkiye’de çalışan her 3 kadından biri kısmi süreli ya da esnek istihdamda yer alıyor.(²) Bu çalışma biçimleri, kıdem tazminatı ve emeklilik haklarına erişimi zorlaştırıyor. Nitekim kadınların tam zamanlı istihdamdaki payı son bir yılda %83’ten %79’a gerilemiş durumda.(²)
Öte yandan “eşit işe eşit ücret” ilkesi hâlâ hayata geçirilmiş değil. Ücret farkı özellikle 35–44 yaş aralığında, yani bakım sorumluluklarının yoğunlaştığı dönemde belirgin biçimde artıyor. Kadınların yoğunlaştığı tekstil, hizmet ve bakım sektörleri, erkek egemen sanayi ve teknoloji alanlarına kıyasla daha düşük ücret skalalarına sahip.(³)
2026 yılı için belirlenen asgari ücretin alım gücü de ciddi biçimde aşınmış durumda. Nisan itibarıyla yaklaşık 36.000 TL’ye ulaşan açlık sınırının altında kalan bu ücret, kadınlar açısından yoksulluk riskini derinleştiriyor. Üstelik yılın ilk üç ayında enflasyon ve vergi etkisiyle alım gücünde yaklaşık 2.819 TL’lik bir erime yaşandı.(⁴)Bu kayıp, kadınlar için yalnızca ekonomik değil; eğitimden sağlığa, kişisel bakımdan sosyal yaşama kadar birçok alanda zorunlu feragat anlamına geliyor.
DİSK-AR verileri de tabloyu netleştiriyor. Erkeklerde asgari ücret ve yakınında kümelenme %45 civarındayken, kadınlarda bu oran %75,6’ya ulaşıyor.(⁵) Başka bir ifadeyle, her 4 kadın işçiden 3’ü yoksulluk sınırının oldukça altında bir gelirle yaşam mücadelesi veriyor.
Bu tabloyu belirleyen temel faktörler açık;
Bakım yükü: Kreş maliyetlerinin asgari ücretin yarısını aştığı koşullarda kadınlar esnek ve güvencesiz işlere yönelmek zorunda kalıyor.(⁶)Bu durum kariyer ilerlemesini ve hak kazanımlarını sınırlıyor.
Mesleki ayrışma: Yüksek katma değerli sektörlerde erkek egemenliği sürerken, kadınlar daha düşük ücretli hizmet, bakım ve perakende alanlarında yoğunlaşıyor.(³)
Görünmeyen Erime ve Zaman Yoksulluğu
Ekonomik veriler çoğu zaman yalnızca geliri ölçer; zamanı değil. Oysa asgari ücretli bir kadın işçi, işyerindeki mesaisinin ardından ev içi emeğe başlar. Kreş ve bakım hizmetlerinin yetersizliği, kadının dinlenme ve kendini geliştirme zamanını ortadan kaldırır. Bu durum, ekonomik eşitsizliğin ötesinde bir “zaman yoksulluğu” yaratır.
Kreş Bariyeri ve Kayıt Dışına İtiş
Kreş ve bakım hizmetlerine erişimin sınırlı olması, kadınları esnek ve güvencesiz işlere yönelten temel etkenlerden biri (⁶) Yasal zorunluluklara rağmen birçok işletme, kreş açmak yerine ceza ödemeyi tercih ediyor. Bu durum kadınları pahalı özel kreşlere ya da daha da kötüsü kayıt dışı ve güvencesiz işlere yöneltiyor. Böylece kadın yoksulluğu sadece bugünü değil, emeklilik hakkını da tehdit eden bir döngüye dönüşüyor.
Sonuç: Sorun Sadece Ücret Değil
Asgari ücreti artırmak tek başına yeterli değil. Kadınların bu sıkışmışlıktan çıkabilmesi için:
- Kamusal ve ücretsiz kreş ağının yaygınlaştırılması,
- “Eşit işe eşit ücret” denetimlerinin güçlendirilmesi,
- Sendikalaşma önündeki engellerin kaldırılması,
- Kayıt dışı istihdamla etkin mücadele edilmesi gerekiyor.
Çünkü bir ülkede çalışmak, kadınları ekonomik olarak özgürleştirmek yerine yoksullukta sabitliyorsa, sorun yalnızca ücret düzeyi değil; sosyal devletin işleyişidir. 2026’da asgari ücretin kadınlar için bir “tavan” olmaktan çıkması, ancak eşitlikçi ve kapsayıcı politikalarla mümkün olacaktır.
Kaynakça
[1] DİSK-AR – Kadın işçilerin ücret dağılımı
https://ekmekvegul.net/gundem/disk-ar-raporu-kadin-isciler-asgari-ucret-duzeyinde-sikisti
[2] Genel-İş EMAR – Esnek çalışma ve kadın istihdamı
https://ekmekvegul.net/gundem/kadinlar-guvencesizligin-kiskacinda-calisan-her-3-kadindan-1i-kismi-zamanli-calistiriliyor
https://genel-is.org.tr/disk-genel-is-arastirma-dairesinden-esnek-calisma-raporu-gercek-kismi-sureli-calisan-orani-yuzde-208-15358/
[3] TEPAV – Sektörel istihdam verileri
https://tepav.org.tr/tr/haberler/s/11201
[4] DİSK-AR – Ücret erimesi analizi
https://www.birgun.net/haber/disk-ar-yilin-ilk-3-ayinda-iscinin-cebinden-394-milyar-lira-buharlasti-703959
https://gazeteoksijen.com/ekonomi/disk-ar-asgari-ucret-3-ayda-3-bin-lira-eridi-271071
https://www.birgun.net/haber/disk-ar-genis-tanimli-issizlik-orani-yuzde-31-5-oldu-709354
[5] DİSK-AR – Kadınların %75,6’sı asgari ücret civarında
https://gazeteoksijen.com/ekonomi/disk-ar-asgari-ucret-3-ayda-3-bin-lira-eridi-271071
[6] Anadolu Ajansı – Kadın istihdamı ve kreş politikaları
https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/turkiyede-kadinlarin-is-gucune-katilimini-artirmak-icin-yeni-adimlar-yolda/3816092
[7] TÜİK – İşgücü istatistikleri
https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/57998


