• Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
Cumartesi, Nisan 18, 2026
DİB | Demokrasi İçin Birlik
No Result
View All Result
  • TÜRKİYE
  • EMEK
  • ÇEVRE
  • YAŞAM
    • İnsan Hakları
    • Kadın
  • DÜNYA
  • DİB Avrupa
  • DİB BASIN AÇIKLAMALARI
  • DİB Arşiv
  • YAZARLAR
  • TÜRKİYE
  • EMEK
  • ÇEVRE
  • YAŞAM
    • İnsan Hakları
    • Kadın
  • DÜNYA
  • DİB Avrupa
  • DİB BASIN AÇIKLAMALARI
  • DİB Arşiv
  • YAZARLAR
No Result
View All Result
Demokrasi İçin Birlik
No Result
View All Result
Home Manşetler

1 MAYIS: ALANDA REKABET DEĞİL BİRLİK LAZIM

Salih Zeki Tombak by Salih Zeki Tombak
17 Nisan 2026
A A
0
1 MAYIS: ALANDA REKABET DEĞİL BİRLİK LAZIM

1 Mayıs, işçi sınıfının uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü‘dür.

Türkiye’de de yüz yıldan uzun bir zamandır, bazen izinli, çoğu zaman yasaklar altında bir araya gelen işçi örgütleri, sendikalar, ilerici, devrimci partiler, örgütler, gençler, aydınlar, 1 Mayıs’lardan bir mücadele azmi ve kararlılığı üretmeyi amaçladılar.

READ ALSO

ŞU İRAN SAVAŞI NEDİR? Bölüm 3

Öğretmenler bakanlık önünde “Yaşam Nöbeti”ne geçti

1976 yılı 1 Mayıs’ı, DİSK öncülüğünde, ilk kez Taksim’de, büyük bir kitlesellikle kutlandı ve işçi sınıfımızın önemli bir kazanımı oldu. Sınıfın ortaya koyduğu mücadele gücü ve kararlılığı, Türkiye’yi “komünizme karşı mücadelenin cephe ülkesi” olarak gören ABD’yi ve Türkiye egemen sınıflarını ürküttü. Bu korku, egemenlerin paramiliter yapılarıyla, istihbarat örgütlerinin yönlendirmesindeki devlet kurumlarıyla, 1977’de Taksim’de bir araya gelen yüzbinlerce işçinin üzerine ateş açarak büyük bir provokasyon gerçekleştirmelerine yol açtı. O gün Taksim’de, çoğu Kazancı yokuşu’nda 34 kişi öldü, 200’den fazla kişi yaralandı. Kan dökerek 1 Mayıs’ı ve Taksim’i korkulacak bir sembol haline getirmeyi denediler.

1980’lerin sonunda, Taksim yasakları devam ederken bir trafik polisi hedef gözeterek ateş etti, Mehmet Akif Dalcı Tepebaşı’nda; 1996’da Söğütlüçeşme’de gene hedef gözetilerek açılan ateş sonucu Hasan Albayrak, Yalçın Levent ve Dursun Odabaş hayatını kaybetti.

Ancak darbe dönemlerine, yasaklara, cinayetlere, kara propagandaya ve şehrin merkezinde hayatı kilitleyen polis bariyerleri uygulamasına rağmen kitlesel 1 Mayıs’ları sınıfın bir kazanımı olarak yaşatmaya devam ettik.

1 Mayıs 1977’de kaybedilen sınıf kardeşlerimizin anısına, Taksim’e “1 Mayıs Alanı” adını verdik. Ve 1 Mayıs’ı, 1 Mayıs Alanı’nda yaşatmak sınıf mücadelesinin vazgeçilmez bir eşiği, amacı haline geldi.

Egemen sınıflar ise her zaman sınıfın mücadeleci gövdesinin ve demokrasi güçlerinin 1 Mayıs’ta bir araya gelmesinden; bu bir araya gelişin İstanbul halkının gözü önünde olmasından; hele hele Taksim’de gerçekleşmesinden daima korktu. Yasakçılıkla yetinmediler ve bir gözü dönmüşlükle saldırganlaştılar. Kolluk güçlerinin İstiklal Caddesine ve Taksim’e açılan yolları kapatması, 15-20 bin polisin, bariyerlerin bu amaçla taşınması, alana girmeye kalkanlara karşı ölçüsüz şiddet uygulanması, Türkiye’deki siyasal rejimin, iktidar partisinin adı değişse de baskıcı, yasakçı karakterinin değişmediğini anlatır.

Birkaç istisnai yıl dışında AKP iktidarları, özellikle “Tek Adam Rejimi” halini aldıktan sonra, 1 Mayıs’ları “kuş uçmaz, kervan geçmez”, Maltepe veya Yenikapı dolgu alanlarına iterek, halkın gözünden uzakta, katılanların birbirlerine göründükleri, pankart, kortej ve sloganlarıyla birbiriyle rekabet ettikleri bir gösteriye dönüşsün istedi ve önemli ölçüde bunu başardı da.

Şüphesiz 1 Mayıs’ta sınıf örgütleri ve demokrasi güçleri hangi koşullarda bir araya gelecek konusu sadece İstanbul’un konusu değil. Ülke çapında pek çok yerde kutlamalar yapılıyor. Ama en yoğun tartışmalar İstanbul’da, 1 Mayıs nerede ve nasıl gerçekleşecek üzerine oluyor ve her sene Mart ayı ortalarından başlayarak hem iktidar ve onun emrindeki valilikle ve hem de kendi aramızda bu konuyu tartışıyor ve birbirimizi kategorize ediyoruz.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, kısaca “dörtlü” her yıl 1 Mayıs başvurusunu yapıyor. Usul haline geldi, Taksim isteniyor, valilik başka bir yer öneriyor. Her durumda Taksim bölgesi hayata kapatılıyor; her zaman delifişek bir grup genç devrimci yoldaşımız devletin kapattım sandığı alana girmeyi, pankart açmayı, slogan atmayı başarıyor ve tabii ölçüsüz bir şiddete maruz kalıyor.

Bu sene, “Dörtlü” 1 Mayıs’ta Kadıköy’deyiz açıklamasını yaptı.

Taksim’i zorlama ve Taksim dışında toplanma seçeneklerini bir “devrimcilik/reformistlik” ayrımı olarak gören arkadaşlarımız var. Bunu doğru kabul edip, Kadıköy’de veya başka bir yerde bir araya gelmeyi peşinen değersizleştirenlere sitem eden yaklaşımlar var. Bu sitemlerle beraber bir “Kartal Meydanı’nda toplanalım” ilanı yapıldı.

DİSK’in Genel Merkezini, “işçi sınıfının başkenti” İstanbul’dan Ankara’ya taşımasına şiddetle eleştirip, DİSK’in bu kararına itiraz eden bazı sendikalarla “Taksim’e doğru yürüme” hedefini duyurarak Saraçhane’de bir araya gelme çağrısı yapanlar var. Bu karar değişmezse kalabalık bir katılım olacaktır. Demek ki barikatlar Bozdoğan Kemeri’nin Saraçhane tarafına kurulacak ve gerilim orada yaşanacak.

Taksim’e çıkmayı başaran, birden fazla küçük topluluk da olacaktır. “Küçük” sıfatını küçümsemek için değil; kitleselliği ifade etmek için kullanıyorum. Kararlılık ve göze almak küçümsenemez.

1 Mayıs’ın İstanbul’daki en büyük toplantılarından birisi Kadıköy’de olacaktır. Her zaman DİSK, KESK, TMMOB ve TTB ile, yani toplumsal muhalefetin kurumsal yapılarıyla bir arada olmayı ilkesel tutum olarak benimseyen azımsanmayacak sayıda ilerici, devrimci siyasi parti ve çevre olmuştur.

DİB elbette 1 Mayıs’ta işçi sınıfımızın ileri, mücadeleci unsurlarının ve demokrasi güçlerinin en geniş biçimde yan yana, aynı alanda olmasını, birbirinden güç ve ilham almasını tercih eder. Tercihimizin böyle olması, bugünkü parçalı halin arkasındaki gerçekleri görmemizi engellemiyor.

1 Mayıslar uzun süredir, mücadeleci sınıf örgütlerinin sürükleyicisi, motor gücü olduğu bir araya gelişler değil. Bu durumun işçi sınıfının dünyasıyla, sosyalist ve devrimci parti ve örgütlerin dünyası arasında, genel olarak derinleşmeye devam eden bir yarılmanın meydana gelmiş olmasıyla alakası var. Dolayısıyla 1 Mayıs diye yaşadığımız şey, 1976, 1977, 1978’dekilerden farklı olarak, daha çok sol, ilerici parti ve örgüt kortejlerinin geçit töreni. Bu kendi başına eksiklik ama kötü bir şey değil. Olumsuz olan, 1 Mayıs alanlarının sol içi rekabetçiliğin sahnesinden ibaret hale gelmesidir.

Diğer taraftan rejimin alan dayatmalarının arkasında toplumsal muhalefetin parçalı hali ve bu haliyle yığınların seferber edilmesinin sağlanamaması; her parçanın kendi gündemine hapsolması; toplumsal seferberliği sağlayacak ortak bir” iktidarı yürüyoruz” heyecanının eksikliği var.

Onun altında da yerel örgütlenmelerin; yerellerde ve hak arama temelli mücadelelerde sürekliliği olan, birleşik yapıların, kalıcı yan yana gelişlerin inşa edilmesindeki isteksizlikler, yetersizliklerdir. Toplumsal/siyasal muhalefeti parçalı hale getirmek için rejimin gerçekleştirdiği manevraları; ana muhalefet partisi CHP’ye saldırısını ve müzakere sürecini DEM Parti ile ilişkilerde nasıl istismar ettiğini görüyoruz.

Ama 1 Mayıs vesilesiyle, bütün yığınağını temsili siyasete yapan; rekabetçiliğiyle toplumsal mücadelenin kurumsal yapılarını bile bir “ele geçirme mücadelesi” alanı haline getiren “yoldaşlarımızın” bugünkü etkisizlikteki rolünü de konuşmalıyız.

1 Mayıs gününe kadar alan seçeneklerinde değişiklikler olabilir. Nesnel durumumuz ve gücümüzün sınırları ortada.

1 Mayıs için sokağa çıkan, hangisi olursa olsun, alanlarda toplanan ve rejimin sınırlarını çizmeye çalıştığı hayata, otoriterleşme adımlarına, savaşa, her türlü ayrımcılığa itiraz için sesini yükselten, barış, demokrasi, toplumsal cinsiyet eşitliği talep eden, cinsel kimliğine devletten ve herkesten saygı isteyen; toprağıma, suyuma, havama, zeytinime dokunma diye haykıran bütün kardeşlerimizi selamlıyoruz.

Tags: salih zeki tombak
ShareTweet
Salih Zeki Tombak

Salih Zeki Tombak

Related Posts

ŞU İRAN SAVAŞI NEDİR? Bölüm 3
Manşetler

ŞU İRAN SAVAŞI NEDİR? Bölüm 3

15 Nisan 2026
Öğretmenler bakanlık önünde “Yaşam Nöbeti”ne geçti
Manşetler

Öğretmenler bakanlık önünde “Yaşam Nöbeti”ne geçti

15 Nisan 2026
Bir ailenin karnını doyurmak 47 bin lira: Asgari ücret açlığa mahkûm
Ekonomi

Bir ailenin karnını doyurmak 47 bin lira: Asgari ücret açlığa mahkûm

15 Nisan 2026
Çocuklarda kurşun tehlikesi büyüyor: “En az birkaç milyon çocuk risk altında”
Manşetler

Çocuklarda kurşun tehlikesi büyüyor: “En az birkaç milyon çocuk risk altında”

14 Nisan 2026
Giresun’da sömürge tipi madenciliğe karşı tepki büyüyor: Büyük Köylü Mitingi’ne çağrı
ÇEVRE

Giresun’da sömürge tipi madenciliğe karşı tepki büyüyor: Büyük Köylü Mitingi’ne çağrı

13 Nisan 2026
ŞU İRAN SAVAŞI NEDİR? Bölüm 2:EMPERYALİZMİN SÖMÜRGECİ AKLA DÖNÜŞÜ
Yazarlar Slider

ŞU İRAN SAVAŞI NEDİR? Bölüm 2:EMPERYALİZMİN SÖMÜRGECİ AKLA DÖNÜŞÜ

11 Nisan 2026

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİB Hakkında

  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim

Kategoriler

  • ÇEVRE
  • DİB Arşiv
  • DİB Avrupa
  • DİB BASIN AÇIKLAMALARI
  • DÜNYA
  • Ekonomi
  • EMEK
  • İnsan Hakları
  • Kadın
  • Manşetler
  • TÜRKİYE
  • YAŞAM
  • YAZARLAR
  • Yazarlar Slider
  • YOUTUBE
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim

© 2025 DİB / Demokrasi İçin Birlik Bütün Hakları Saklıdır

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • Hakkımızda
  • Home 2
  • İletişim
  • KKTC CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİTÜRKİYE’NİN DE SEÇİMİDİR
  • Künye
  • Örnek sayfa

© 2025 DİB / Demokrasi İçin Birlik Bütün Hakları Saklıdır