Ümit ÖZDEMİR / 03.12.2025
Ücretler genel seviyesindeki trajik düşüş, toplumun emeğiyle geçinen kesimlerinin büyük çoğunluğunu asgari ücret ortak paydasında yani yoksullukta birleştirdi. Türkiye her Aralık ayında olduğu üzere, 2025 yılının son ayına asgari ücret tartışmalarıyla girdi. Tartışmanın yanlış yürütülüyor olması bir yana, doğru tartışma insanca bir ücret ne olmalıdır olmalıydı, asgari ücrete yapılmayan zamlarla genişleyen durgunluk ve stagflasyon, sömürünün derinleşmesine koşut olarak sermaye sınıfını da büyük bir açmaza sürüklüyor. Bütün baskı ve sömürü mekanizmalarına MESEM’de Milli Eğitim Bakanlığı’nın patronlarla yarattıkları çocuk emeği sömürüsüne rağmen yüksek enflasyon içinde durgunluk önü alınamaz iflas dalgasıyla biçimleniyor. Asgari ücreti belireyen masanın anti demokratik yapısı, Türk-İş’in işbirlikçi sarı sendikal anlayışı, asgari ücretin açlık seviyesine bile ulaşamamasında rol oynayan bir diğer faktör.
DİSK-AR’ın raporuna göre özel sektör çalışanlarının %53’ünün toplam çalışan emekçi nüfusun % 63’ünün asgari ücretli olması, asgari ücret tartışmalarını hayati kılıyor. Emekçi sınıfların tamamını temsil etmekten aciz, anti-demokratik yapısıyla Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun işlevi, ücretler genel seviyesini baskılamak ve neoliberal döneme damgasını vuran toplam artı değerden sermaye kesimlerine ve uluslararası finans kuruluşlarına borç servisi ve servet transferi yapmaktır. Böyle bakınca Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun politik işlevi daha belirginleşiyor.
Asgari değil insanca bir yaşam için, enflasyon dönemi boyunca oynak merdiven (eşel mobil) savunulmalıdır. Bütün ücretler aylık bazda enflasyon oranında yükseltilmelidir. Emekçilerden alınan dolaylı, dolaysız vergiler tedricen azaltımalı ve vergilendirme gelire göre adil bir biçimde ele alınmalıdır. Emekçi sınıflar için iyi olan herkes için iyidir tezi, kendini en çok asgari ücret tartışmalarında gösteriyor. Bu perspektife dayanmayan herhangi bir önerinin yaşama şansı olmadığı gibi eşel mobile dayalı adil vergilendirme, toplumun emeğinden başka geliri olmayan kesimleri tarafından da savunulmalıdır.








