Meclis’in “süreç”le ilgili Komisyonunun Çarşamba toplantısında Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri ve İnsan hakları örgütleri dinlendi.
Oturuma başkanlık eden TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Barış Anneleri’nden Nezahat Teke, Türkiye Bozkurt ve Rabia Kıran’a toplam yarım saat süre verdi. Barış annelerinin görüş ve taleplerini ana dillerinde ifade etme istekleri de; DEM Parti’den Meral Danış Beştaş ve CHP’den Sezgin Tanrıkulu’nun “Biz çevirelim, tutanaklara yine Türkçe geçirilsin” önerisi de Numan Kurtulmuş tarafından reddedildi.
Barış annelerinin konuşmalarının içinde kullandıkları Kürtçe kelime ve cümleler ise tutanaklara “…” olarak geçti. Konuşmacıların Kürtçe konuştuğunu belirtmek yerine tutanağın ilgili sayfasının altına “Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan bir kelime ifade edildi.” notu düşüldü.
Kürt sorununun temelinde Kürt varlığının, Kürt kimliğinin inkarı yer alıyor. Dil, kimliğin en temel unsurudur. Kürt sorununun çözüm yeri TBMM zemini olmalıdır diye bu komisyonun kurulmasından yana olan ve destekleyen herkes, “kapalı oturum” uygulamasından sonra, Kürtçe yasağıyla bir kere daha rejimin herhangi bir demokratik çözüm adımından yana olmadığını gördü. AKP Suriye’de Rojava’nın HTŞ çetelerinin bıçağına boynunu uzatacağı ve silah bırakanların yenilmiş ve teslim olmuş gibi, kendilerini AKP yargısının insafına bırakacakları hayalini “çözüm” zannederek “terörsüz Türkiye” sloganları atıyor. Kayyım politikasına, kent uzlaşısına terör suçu muamelesi yapmaya devam ediyor.
Komisyon çalışmalarının bütünüyle şeffaf yürütülmesi; güçlü demokratikleşme adımlarının atılması, Kürt sorununun özüyle ters düşen yok sayma ve inkar politikalarının hemen terkedilmesi, tehdit ve hakaret dilinden süratle vazgeçilmesi, sürecin devamı için şarttır. Kardeşliğe giden yol, ülkenin her tarafında hukuku, adaleti, eşitliği gözeten bir politikayla inşa edilebilir.
















