Bağımsız Maden İş Sendikası’nın üyesi maden işçileri, 2026 Türkiye’sinin, içinde her şeyin ve herkesin göründüğü panaromik bir resmini çekti.
Yönetim Kurulunda ve danışmanları arasında iki eski AKP’li bakanın, Taner Yıldız ve Naci Ağbal’ın bulunduğu; patron Ali Vahit Alıcı’nın TÜGVA’nın Bayburt il başkanı olduğu, Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik işçileri, Eskişehir’den yola çıktılar, 190 km yürüdüler, Ankara’da başlangıçta kimse cesaret edip mekan açmadığı için parklarda yattılar, Ankara’ya gelişlerinin 8. gününde açlık grevine başladılar ve 8 gün aç kaldılar. Cop yediler, biber gazına maruz kaldılar, İçişleri Bakanlığına bağlı Emniyet güçleri, Ankara’nın göbeğinde işçilere, yapmadığı düşman muamelesi bırakmadı.
Bütün bunların nedeni, Yıldızlar Holding’in işçileri çalıştırdığı halde ücretlerini aylardır ödememesi. İşçilere tazminatlarını vermemesi.
Yıldızlar Holding AKP İktidarının gözdelerinden. Maden İşletmesini TMSF’den özelleştirme ile almışlar. Alırken taahhüt ettikleri yatırımları 5 yıldır yapmamışlar ve Toplu İş Sözleşmesine uymamışlar. Buna rağmen iktidar bu holdinge 2364 maden ruhsatı daha vermiş.
Siyasi iktidarın bir parçası olunca, kanun nizam, hak hukuk, TİS vb. Holdingi bağlamıyor.
Nitekim işçiler günü geçmiş, beş ay, sekiz ay ödenmemiş ücretlerini alabilmek için günlerce yürüyerek, polis şiddetine, copa, kalkana, biber gazına, gözaltına alınmaya rağmen direndi. Bu rezilliğin üstüne İçişleri Bakanı’nın “ücret alacaklarının ödenmesi için ricacı olması”, bu arada işçilerle dayanışmaya gelenlere “provokatör” demesi ve polise işçilere “müsamahakar” davranın, ötekilere davranmayın talimatı verdiğini açıklaması tüy dikti. AKP-MHP rejiminde,çalışanların ay sonu geldiğinde ücretlerini alabilmek için bir bakan bulup, ricacı olmasını istemeleri, umarız yol haline gelmez.
Bağımsız Maden İş Sendikası Başkanı Gökay Çakır ve Başaran Aksu direniş boyunca şiddete en fazla maruz kalan isimler oldular, gözaltına alındılar, kelepçelendiler, yılmadılar, yılgınlığa izin vermediler ve kazanılan başarıya büyük katkıda bulundular.
Asıl başarı ise, bu direnişin sadece bir iş yerindeki işçilerin hak mücadelesi olmaktan çıkıp, toplumun bütün kesimlerinin benimseyebileceği, dayanışma için harekete geçmek isteyeceği, bir toplumsal direnişe dönüştürülmüş olmasıdır. Bunu Başaran Aksu ve Neslihan Acar Migros Depo işçilerinin direnişinde de gerçekleştirdiler.
Bu direniş pek çok şeyi görünür kıldı.
Öncelikle iktidarın semirttiği holdinglerin nasıl vahşileştiğini gördük.
İktidar medyasının Ankara’nın göbeğinde sürdürülen direnişi görmemekteki ısrarını gördük.
DİSK’in bu direnişe destek için bir sosyal medya mesajı bile yayınlamadığını gördük.
Devlet yetkililerinin sarı ve gangster sendikacılara zerre kadar benzemediği için Gökay Çakır’ı eleştirdiğini gördük.
Bununla birlikte Türkiye toplumunun direnişe ne kadar hasret kaldığının da tanığı olduk. Kurtuluş Parkı son günlerde hergün miting alanına döndü. İnsanlar dayanışma için kişisel imkanlarını seferber ettiler. Sol, sosyalist partiler kendi bayraklarıyla, vicdan sahibi milliyetçiler dayanışmaya Türk bayrağıyla geldi. Kurtuluş Parkı’na, İşçilere “Allah güç kuvvet versin diye” ağzında duasıyla koşan inançlı insanlar, “Hızır yardımcınız olsun” diyen Alevi canlar geldi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel Grup konuşmasına elinde sarı baretle başladı.
Dem Parti de eş genel başkanı ve milletvekilleriyle, ilk günden itibaren direniş alanında maden işçileri ile dayanışma içinde oldu.
Milletvekilleri, Erkan Baş gibi parti Genel Başkanları, Türk İş yetkilileri, sanatçılar, onurlu gazeteciler, gençler, Beşiktaş Çarşı Grubu, Gençler Birliği, Galatasaray, Fenerbahçe, Kocaelispor ve çeşitli taraftar grupları işçilerle dayanışma için çağrı yaptı. Direnişin başarıyla sonuçlandığı gün, TİP, TKP, Sol Parti, EHP, Kızıl Parti, EMEP, Umut Sen, Devrimci Gençlik Dernekleri, ODTÜ ve Hacettepe öğrencileri ve çeşitli demokratik kurumlar Yıldızlar Holding önünde direniş kararı aldıklarını açıkladılar.
Sosyal medya direnişçilere dayanışma paylaşımlarıyla doldu taştı.
Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’nın üyesi, Doruk Maden işçileri kazandı.
Dayanışma kazandı. Türkiye’de haksızlığa maruz kaldığını düşünen bütün toplum kesimleri kazandı.
Direnenler ve direniş kazandı!








