Ümit ÖZDEMİR
Gebze Dilovası’nda kaçak olarak üretim yapan Ravive Kozmetik’te çıkan yangında 3’ü çocuk 6 işçi hayatını kaybetmiş, 1’i ağır 7 işçi yaralanmış, ağır yaralı işçi de önceki gün hayatını kaybedince ölü sayısı 7’ye yükselmişti. Yangından yaralı olarak kurtulan işçi Ayten Aras sol haber’e yaptığı açıklamada “Kolonya, parfüm, krem gibi ürünler yapıyorduk. Yangın merdiveni ya da acil çıkış kapısı olsaydı kendimizi kurtarırdık. Kimseye de bir şey olmazdı. Kapı ve cam olsaydı herkes kendini atardı, kendini çıkarırdı ama yoktu” sözleriyle yangındaki can kaybının nedenlerini açıklarken, Gebze Cumhuriyet Savcılığı’nın tespitleri de Ayten Aras’ı teyit eder nitelikte.
Gebze Cumhuriyet Savcılığı “işyerinde acil yangın çıkışı, alarm veya (yangın söndürme sistemi) ‘sprinkler’ bulunmadığından, tahliye sürecinin düzenli bir biçimde gerçekleşmediği, kurtulan çalışanların çoğunun üretim hattının ambalaj ve dolum bölümüne yakın kapı bölümüne hareket ederek dışarı çıktığı, karışım kazanı ve reaktör çevresinde çalışanların ise yoğun alev ve duman nedeniyle içerde mahsur kaldığı tespit edilmiştir” diyor. Nefes’ten Aytunç Erkin’in makalesinden alıntıladığımız bir diğer bilgi ise yangında can kaybına neden olan asgari güvenlik sistemlerinin örneğin ‘ex-proof sistemi’nin olmaması. Yazıda en çarpıcı bölüm ise; Ravive Kozmetik’in faaliyete geçebilmesi için asgari bir başka koşul olan ve belediyelerce verilmesi gereken işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının da yokluğu. Bütün bunlar işçi katliamının bir “ihmalden” öte, kasten gerçekleştiğini kanıtlıyor.
Ülkemizde saray rejimi sonrası kurulan bütünüyle güvencesiz çalışma ikliminde, patronların kâr oranları artsın diye göz yumulan ne varsa, Ravive Kozmetik işçi katliamında karşımıza çıkması tesadüf olamaz. Ravive Kozmetik sömürü düzeninin asgari iş güvenliğini yok eden yapısını gözler önüne sererken, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin çalışma koşullarının hiçe sayılmasıyla yaşanabilecek son örnek olmayacağı yönündeki kaygıları da destekliyor. Gebze Cumhuriyet Savcılığı’nın tespit raporunda yer aldığı haliyle işçi katliamının gerçekleştiği gün “üretim hattında yoğun bir çalışma temposuyla çalışıldığı, alkol transferinin aceleyle yapıldığı ve üretim sahasındaki kazan ve karıştırıcı motorların ex-proof özellikte olmadığı” ortaya çıktı. Gebze Cumhuriyet Savcılığı’nın, SEDAŞ, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi, SGK ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı birimlerini “tali kusurlu” gösterdiği tespit raporunda işçi katliamındaki sorumluluğu olan kurumların neden “tali kusurlu” olduğu anlaşılamıyor.
Aşırı üretim baskısı altında, güvencesiz sigortasız iş güvenlik tedbiri alınmaksızın gerçekleşen işçi katliamının bütün taraflarının ortaya çıktığı tespit raporu; işleneceği herkes tarafından bilinen Kırmızı Pazartesi romanındaki gibi, gelmekte olan işçi katliamının asli faillerinin kim olduğunu da net bir biçimde ortaya koyuyor: Dilovası Belediyesi, siyasi iktidarla kol kola girerek işçi sağlığını hiçe sayan patron ve aşırı üretim baskısı ile biçimlenen sömürü düzeni !








