Demokrasi için Birlik (DİB) Akademi tarafından Youtube kanalında düzenlenen söyleşide, İran’daki son halk ayaklanmaları ve ülkenin siyasi geleceği ele alındı. ODTÜ Sosyoloji bölümünden Toplumsal Hareketler Araştırmacısı Dr. Mehrdad Emami, İran’da 28 Aralık’tan bu yana devam eden protestoların sınıfsal yapısının değiştiğini ve toplumun hızla “aşırı sağ” bir kulvara sürüklendiği uyarısında bulundu.
Esnaf Sokakta, İnternet Kesik
Söyleşide, son protestoların fitilini Tahran’daki teknoloji marketleri ve pazar esnafının ateşlediği belirtildi. Ekonomik kriz, döviz kurundaki dalgalanmalar ve yolsuzluklar nedeniyle kepenk kapatan esnafın hareketi, kısa sürede kent yoksullarına ve üniversite öğrencilerine sıçradı. Dr. Emami, rejimin bu hareketi bastırmak için internet ve telefon hatlarını tamamen kestiğini, özellikle sınır bölgelerinde gerçek mermilerle büyük katliamlar yapıldığına dair endişe verici bilgiler olduğunu paylaştı.
“Kadın, Yaşam, Özgürlük”ten Milliyetçi Sloganlara
Söyleşinin dikkat çekici tespitlerinden biri, protestoların ideolojik karakterindeki değişim oldu. 2022’deki ilerici dalganın aksine, mevcut eylemlerde “erkek, vatan, refah” gibi sağ ve milliyetçi söylemlerin öne çıktığı ifade edildi. Mehrdad, “İran toplumu yağmurdan kaçarken doluya tutulma riskiyle karşı karşıya. Diasporadaki monarşi yanlısı kanallar, halkı İsrail ve ABD müdahalesini savunmaya davet ediyor. Bu durum, ilerici güçleri ve azınlıkları korkutuyor,” dedi.
Rejim İçinden Bir “Bonapart” mı Çıkacak?
Gelecek senaryolarının ele alındığı bölümde rejim değişikliği tartışmalarına değinen Dr. Emami, üç temel olasılığın üzerinde durdu. Bunlardan ilki, ABD ve İsrail desteğiyle monarşinin yeniden tesisi anlamına gelen Rıza Pehlevi modeliyken, bir diğer seçenek olarak, Hameney sonrası dönemde ordudan veya devlet bürokrasisinden çıkacak “Bonapartçı” bir figürün yönetimi ele alması belirtildi. Bu senaryoda, Batı ile ekonomik uyum sağlayan ancak siyasi baskıyı sürdüren otoriter bir “kurtarıcı” profili öne çıkarken, son olasılık olarak halkın talepleri karşısında otoriter sınırların kademeli olarak geri çekildiği kazanım odaklı bir süreç paylaşıldı. Söyleşinin sonunda ise olası bir iç karışıklığın Türkiye üzerindeki etkileri değerlendirilirken, hem Dr. Mehdad hem de programın kolaylaştırıcılığını yapan Salih Zeki Tombak, siyasi istikrarsızlık veya sıcak bir çatışma halinde Türkiye’nin yeni ve devasa bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalabileceği riskine dikkat çektiler.
Programın tamamını linkten izleyebilirsiniz. DİB YouTube hesabına abone olmayı unutmayın.








