Çevre davalarında talep edilen fahiş bilirkişi ücretleri, yurttaşların adalete erişimini engelliyor. Gümüşhane’den Marmara’ya uzanan davalarda yüz binlerce liralık bedeller, çevre mücadelesini imkânsız hale getiriyor.
Türkiye’de çevre mücadelesi veren yurttaşlar ve ekoloji örgütleri, mahkeme kapısında astronomik bilirkişi ve keşif ücretleriyle karşı karşıya kalıyor. Gümüşhane’den Marmara’ya kadar uzanan davalarda talep edilen yüz binlerce liralık bedeller, hak arama mücadelesini fiilen imkânsız hale getiriyor.
Gümüşhane’den Marmara’ya Yükselen Bedeller
Bianet’in haberine göre; Gümüşhane’de 94 bin TL, İzmir’de 180 bin TL, Marmara’da ise 1,5 milyon TL’ye varan bilirkişi ücretleri yurttaşların adalet erişimini zorluyor. Polen Ekoloji’nin sosyal medya çağrısı ile gündeme gelen Gümüşhane Aksu köyündeki siyanürlü altın madenciliği davasında, köylüler dayanışmayla 94 bin TL’yi toplayabildi.
Polen Ekoloji’den Cemil Aksu, süreci şu sözlerle özetledi:
“Gümüşhane’nin yüzölçümünün yüzde 93’ü bakır, gümüş, altın vb. maden aramaları için ruhsatlandırılmış. (…) Biz Aksu köyündeki madenin ‘ÇED gerekli değildir’ kararının iptali için dava açtık. Ancak karşımıza 94 bin TL gibi astronomik bir bilirkişi ücreti çıkarıldı. Köylülerin bunu ödeyebilmesi imkânsız.”
Aksu, masrafların bilinçli olarak artırıldığını savunarak, “Bilirkişi ücretleri şirketleri koruyan bir kalkan haline geldi. Yurttaşların hak aramasının önünde en büyük engel artık bu maliyetler” dedi.
Marmara’da 1,5 Milyon TL’lik Fatura
Marmara Denizi için yürütülen davalarda da tablo farklı değil. “Marmara Yaşasın” inisiyatifinden Derya Tolgay, Ergene Derin Deniz Deşarj A.Ş.’ye açılan davada karşılaştıkları bedeli şöyle anlattı:
“Bizden 1,5 milyon TL bilirkişi ücreti talep edildi. (…) Böyle bir rakamı ödemek hiçbir yurttaşın, hiçbir sivil inisiyatifin gücüyle mümkün değil.”
Tolgay, davanın önemini şu sözlerle vurguladı:
“Marmara tabutuna bir çivi daha çakmamak için, Ergene Derin Deniz Deşarj A.Ş.’nin denize atık su deşarjını derhal durdurması gerekiyor. (…) Davanın bu aşamasında adeta yeldeğirmenlerine karşı savaşan Don Kişot bilinmezliği içerisindeyiz.”
Siyasetin Gündeminde: Kanun Teklifi
Yüksek bilirkişi ücretleri yalnızca çevre örgütlerinin değil, siyasetin de gündeminde. CHP İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Mayıs 2025’te Meclis’e sunduğu kanun teklifinde, “çevre davalarında bilirkişi ücretlerinin Hazine tarafından karşılanmasını” talep etti.
Rızvanoğlu, teklifin gerekçesini şu sözlerle açıkladı:
“Benim derdim şu: Vatandaşa ‘Sen haklı olabilirsin ama paran yoksa mahkemeye giremezsin’ denemez. Çevre davaları bireysel çıkarlar için değil, hepimizin geleceği için açılıyor.”
Milletvekili, yüksek masrafların yurttaşları caydırdığını belirterek “Bu tabloyu şöyle özetleyebilirim: Yıldırıyor, caydırıyor, susturuyor” ifadelerini kullandı.
“Hak Aramak Lüks Olmamalı”
Cemil Aksu, köylülerin tüm toplum adına mücadele ettiğini vurgularken, Derya Tolgay da “Bu paralar ödenirse kimse çevre davası açamaz. Kamu yararı için açılan davalar fiilen zenginlerin lüksü haline geliyor” uyarısında bulundu.
Bugün Türkiye’de çevre davalarında belirleyici olan yalnızca bilimsel raporlar değil; aynı zamanda bu raporların maliyetini kimin karşılayacağı sorusu. Gümüşhane’de dayanışmayla toplanabilen 94 bin TL, Marmara’da 1,5 milyon TL’lik devasa bir duvar olarak karşıya çıkıyor.
Çevreyi savunmak isteyen yurttaşların karşısındaki bu “ekonomik duvar”, adalete erişim hakkının en kritik tartışma başlıklarından biri haline gelmiş durumda.

















