Türkiye’de derinleşen gelir ve servet eşitsizliği, yoksulluk oranını artırırken özellikle çocukları olumsuz etkiliyor. Resmi veriler, çocuk yoksulluğunda son 7 yılda yüzde 40’tan fazla artış yaşandığını ortaya koyuyor.
Türkiye’de uzun süredir devam eden yüksek enflasyon, dar gelirli ve işçilerin alım gücünü ciddi biçimde aşındırırken, uygulanan ekonomik modelin de gelir ve servet dağılımındaki adaletsizliği derinleştirdiği gözleniyor. Artan hayat pahalılığına eşlik eden işsizlik, toplumsal yoksullaşmayı hızlandıran temel unsurların başında geliyor.
TÜİK ve BDDK Verileri Eşitsizliği Ortaya Koyuyor
Türkiye İstatistik Kurumu’nun geçtiğimiz yıl sonunda yayımladığı “Gelir Dağılımı İstatistikleri, Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2024” raporuna göre, en zengin yüzde 20’lik kesim toplam gelirin yüzde 48,1’ini alırken, en yoksul yüzde 20’lik kesimin payı yüzde 6,3’te kaldı.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun 2025’te açıkladığı mevduat verileri ise daha çarpıcı: Nüfusun yalnızca yüzde 2,5’i toplam banka mevduatının yüzde 80’ini elinde bulunduruyor.
Yoksulluk Riski 25 Milyona Yaklaştı
TÜİK’in yayımladığı “Yoksulluk ve Yaşam Koşulları 2024” istatistikleri, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında yaşayanların oranının yüzde 30’a ulaştığını ve yoksul fert sayısının 25 milyona yaklaştığını ortaya koydu.
Sendikaların açıkladığı dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı olan 90 bin TL baz alındığında, yoksul nüfus oranının yüzde 80’lere dayandığı hesaplanıyor.
Bakanlığın Verileri: Çocuk Yoksulluğu Artıyor
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, “aşırı yoksulluk sınırının altındaki vatandaşların aşırı yoksulluktan kurtarılması” amacıyla yürütülen Türkiye Aile Destek Programı kapsamında 2 milyon 969 bin 483 hanenin desteklendiğini açıkladı.
Bakanlığın Ocak–Haziran 2025 dönemini kapsayan verileri ise özellikle çocuk yoksulluğundaki artışa dikkat çekiyor. 2018’de 122 bin 489 olan, ailesi temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı için “ailesinden alınma riski” bulunan çocuk sayısı, 2025’in ilk yarısında yüzde 40,33 artışla 171 bin 895’e çıktı.
Çocuklar Açısından Yoksulluğun Etkileri
Resmi istatistiklere göre her 10 çocuktan 4’ü yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. Her 10 aileden 1’i çocuklarına yeni kıyafet alamazken, aynı oranda aile çocuklarının taze meyve ve sebze tüketimini karşılayamıyor.
Yetersiz beslenme; büyüme geriliği, bağışıklık sistemi zayıflığı, hastalıklara yatkınlık ve eğitimde geri kalma gibi çok boyutlu sorunları beraberinde getiriyor.
Sağlık raporlarına göre yetersiz beslenen çocuklarda;
- Vitamin eksikliklerine bağlı rahatsızlıklar,
- Demir ve folik asit eksikliği anemileri,
- Raşitizm, kansızlık, guatr,
- Diş çürükleri, osteoporoz, kas zayıflığı,
- Saç dökülmesi, tırnak kırılması, ciltte lekeler
gibi çok sayıda hastalık sıkça görülüyor.
Bunların yanı sıra bilişsel gerileme ve öğrenme güçlüğü de yoksulluğun çocuklar üzerindeki en belirgin olumsuz etkilerinden biri.
Ankara Tabip Odası’ndan Çözüm Çağrısı
Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu, yoksulluğun özellikle çocuklar üzerindeki yıkıcı etkilerine karşı önleyici ve sosyal adaleti güçlendiren politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada şu önerilere yer verildi:
- “Çocuklarımıza ve geleceğimize sahip çıkmak için yoksulluğu önleyici, koruyucu ve sosyal adaleti güçlendiren politikalar yürürlüğe konmalıdır.”
- “Okullarda ve tüm eğitim kurumlarında kalori değerleri hesaplanarak en az bir öğün sağlıklı ve ücretsiz yemek verilmelidir.”
- “Gelişme çağındaki bütün çocuklarımıza ücretsiz süt desteği sağlanmalıdır. Tüm çocuklar sağlık hizmetlerine eşit ve ücretsiz erişebilmelidir.”








