İSİG’in verilerine göre, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında en az 72 çocuk işçi çalışırken yaşamını yitirdi. Çocuk işçiliği tarımdan kentlere kayarken, MESEM gibi programlarla yaygınlaşıyor ve ucuz işgücü stratejisinin parçası haline geliyor.
Çocuk İşçiliği Sayılara Yansıyor
2024 Eylül-2025 Ağustos dönemi verilerine göre, en az 72 çocuk işçi hayatını kaybetti. Bu sayı, bir önceki döneme göre yüzde 10’luk bir artışı gösteriyor. İSİG, çocuk işçiliği tanımını 18 yaş altı olarak kullanıyor; bazı ölümler resmi verilere yansımadığı için gerçek sayı daha yüksek olabilir.
Bu ölümler, Türkiye’de çocuk işçiliğinin sadece kırsal değil, kent merkezlerine de yayıldığını ortaya koyuyor.
Tarımdan Kente: Çocuk İşçiliğinin Haritası Değişiyor
Son bir yılda ölen çocukların sektörel dağılımı şöyle: tarım 20, sanayi 19, inşaat 17 ve hizmet 16. Tarımın payı azalmasına rağmen, kırsal yoksulluk devam ediyor.
Kentlerde ise durum giderek ciddi bir hal alıyor. Pandemi sonrası ekonomik kriz, Organize Sanayi Bölgeleri ve büyük kentlerde çocuk işçiliğini görünür hâle getirdi. Çocuklar artık sadece tarlalarda değil, sokaklarda, fabrikalarda ve atölyelerde çalışıyor.
MESEM: Eğitim Adı Altında Çocuk İşçiliği
MESEM programları, 4+4+4 sistemiyle birlikte çocuk işçiliğini yaygınlaştıran bir mekanizma olarak öne çıkıyor. 505 bin MESEM öğrencisinin çoğu 18 yaş altı ve haftanın dört günü işyerlerinde çalışıyor.
Son iki yılda MESEM kapsamında en az 15 çocuk işçi sanayi ve inşaat sektörlerinde hayatını kaybetti. Bu uygulama, mesleki eğitim adı altında çocuk emeğinin sömürülmesini meşrulaştırıyor.
Ucuz Çocuk İşgücü
TÜİK verilerine göre 15-17 yaş grubunda işgücüne katılım 2024’te yüzde 24,9’a yükseldi. Resmi kayıtların dışında kalan mevsimlik tarım işçileri ve 15 yaş altı çocuklar eklendiğinde Türkiye’de çalışan çocuk sayısı 3-4 milyon seviyesine ulaşıyor.
Orta Vadeli Program, Kalkınma Planı ve Ulusal İstihdam Stratejisi, çocuk işçiliğini sistematik olarak destekleyen politikaları içeriyor. OSB’lerde mesleki eğitim merkezleri açılması ve özel sektörle işbirliği, çocuk emeğini ucuz işgücü stratejisinin bir parçası hâline getiriyor.
Talepler: Acil Önlem Şart
İSİG, 2025-2026 eğitim-öğretim yılı için taleplerini şöyle sıralıyor:
- Çocuk işçilik yasaklanmalı, MESEM kapatılmalı ve mesleki eğitim çocuk gelişimine uygun hâle getirilmeli.
- Eğitim tamamen parasız olmalı, 4+4+4 sistemi kaldırılmalı ve müfredat bilimsel temelde yenilenmeli. Öğrencilerin beslenme, ulaşım ve diğer temel ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmalı.
- Çocukların yaşam alanları güvenli hâle getirilmeli, şiddet ve çeteleşmeye karşı önlemler alınmalı.
- Çocuk işçiliğe karşı güçlü bir gençlik hareketi örgütlenmeli ve tüm yaş grupları sürece dahil edilmeli.
Türkiye’de çocuk işçiliği yalnızca ekonomik bir sorun değil; eğitim, çocuk hakları ve sosyal politika açısından da derin bir kriz niteliği taşıyor. İSİG’in verileri, çocukların yaşamının tehlikeye atıldığı bir tabloyu ortaya koyuyor.

















