TÜİK, 2016’dan bu yana kayıp çocuk verisi yayımlamıyor. Oysa 2008–2016 arasında 104 bin 531 çocuk kayboldu. Uzmanlar, “Bir gece dahi sokakta kalması, ciddi örselenme yaratır” uyarısında bulunuyor.
- Köy Haber Sitesi’nden Mazhar Taha Akkaya’nın haberine göre, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) kayıp çocuklarla ilgili 2016’dan bu yana veri yayımlamaması, sorunu görünmez kılıyor. Oysa “2008–2016 yılları arasında 104 bin 531 çocuk kayboldu; bu, günde ortalama 33 çocuğun kaybolduğu anlamına geliyor.”
Açık verilerde 2015–2023 döneminde de her yıl binlerce çocuğun “kayıp (bulunan)” olarak kaydedildiği görülüyor.
İletişim Başkanlığı ve Soylu’dan Açıklamalar
Basında yer alan değerlendirmelere karşı Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Türkiye’de yılda 10 binden fazla çocuğun kaybolduğu” iddiasını reddetti.
2019’da dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, konuyla ilgili soruya yanıtında, kayıp başvurusu yapılan çocukların “yüzde 99’unun bulunduğunu” söylemişti. Ancak toplam kayıp ihbar sayısı ve detaylı veriler paylaşılmadı.
Müjde Tozbey: “Çocuk bulunduğu takdirde dosya kapatılıyor”
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Avukat Müjde Tozbey, “2008–2016 arasında kaybolan çocuk sayısı TÜİK verilerine göre 104 bin. Bu rakam, günde ortalama 33 çocuğun kaybolduğuna denk geliyor” dedi.
Tozbey, “2016’dan beri bu başlık altında net veri yayımlamamak, Türkiye’yi istatistiksel olarak da çocuklarını kaybeden bir ülkeye dönüştürdü. Kayıp çocuk dosyaları, çocuk bulunduğu takdirde genellikle ‘bulundu’ kaydıyla kapatılıyor; nasıl kaybolduğu, kimin sorumlu olduğu araştırılmıyor” ifadelerini kullandı.
Deprem Sonrası Başvurular: “Takipsizlikle sonuçlandı”
6 Şubat 2023 depremlerinin ardından gelen ihbarlara da dikkat çeken Tozbey, “Biz bu meseleye yalnızca kayıplar değil, çocukların sistemli biçimde kaybedilmesi olarak bakıyoruz. 6 Şubat’ın hemen ardından refakatsiz çocukların tarikatlar tarafından kaçırıldığına dair ihbarlar aldık. Bu nedenle Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’na refakatsiz olduğu bildirilen 60 depremzede çocuk için suç duyurusunda bulunduk. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı’na müftülüğe teslim edildiği iddia edilen 47 çocuk hakkında suç duyurusu yaptık. Adıyaman Cumhuriyet Savcılığı’na ise Menzil Tarikatı evlerinde tutulan 1100 çocukla ilgili soruşturma talep ettik. Ancak üçünde de takipsizlik kararı verildi. Bu kararlar çocukların korunmasından çok görünmez kılınmasına hizmet ediyor.” dedi.
Meclis Araştırma Raporu (2010): “Bir gece dahi sokakta kalması, ciddi örselenme yaratır”
2010’da kurulan TBMM Kayıp ve Mağdur Çocuklar Araştırma Komisyonu, saha çalışmasıyla bir risk haritası ortaya koymuş ve Kasım 2010’da yayımladığı raporda şu bilgilere yer vermişti:
“2005-2010 yılları arasında Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarına geçen kayıp çocuk ihbar sayısı 29 bin 223 olup, önemli kısmının bulunmuş ise de Araştırma Komisyonu çalışmaları sırasında bu çocuklardan 1.482’sinin halen aranmakta olduğu tespit edilmiştir. Kayıp müracaatı olan çocukların % 67,1’i 15-19 yaş grubunda ve % 28,8’i 10-14 yaş grubunda ve % 4,1’i ise 0-9 yaş grubundadır.”
Aynı dönemde Jandarma kayıtlarına geçen “2 bin 961 kayıp çocuk ihbarından 297’si halen aranmakta olarak belirlenmiştir.”
Raporda uzman görüşlerine de yer verilerek şu uyarı yapılmıştı:
“Bir gece dahi sokakta kalması, ciddi örselenme yaratır.”
“Kaybolan 10 çocuktan 6’sı ailesinin yanında yaşıyor”
Raporda ayrıca, “SHÇEK kurumlarından ayda 500 kadar çocuğun izinsiz olarak ayrıldığı Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarında yer almaktadır. Örnek olarak, 12 Nisan 2010 tarihinde SHÇEK kurumlarından izinsiz ayrılmış olarak ihbarı yapılan toplam çocuk sayısının 510 olduğu saptanmıştır. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumundan izinsiz ayrılan çocukların önemli bir kısmı kuruma geri dönmektedir. Kurumdan izinsiz ayrılan kızların yüzde 55 ve erkeklerin yüzde 27’sinin suç mağduru olması dikkat çekicidir.” Ayrıca şu tespit yapılmıştı; “Kaybolan 10 çocuktan 6’sı ailesinin yanında yaşıyor.”
Toplum Çalışmaları Enstitüsü: “Veri olmadan çözüm üretmek imkânsız”
21 Eylül 2024’te yayımlanan Toplum Çalışmaları Enstitüsü raporunda da şu değerlendirme yer aldı:
“Hem Türkiye’de hem de dünya genelinde kaybolan çocuklara ilişkin verilerin sınırlı olması, yalnızca kaybolan çocuk sayısına dair belirsizlik yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda kaybolmaların ardındaki nedenlere dair büyük bir bilgi boşluğu da oluşturuyor… Verilerin yetersizliği, sorunun büyüklüğünü kavramamızı güçleştirirken; çözüm süreçlerini de sekteye uğratıyor.”
Raporda ayrıca çözüm için şu öneriler sıralandı:
- “Ulusal acil uyarı sistemi kurulmalı; AMBER Alert benzeri mekanizmalar medya ve telekom kanallarının desteğiyle hızlı toplumsal seferberlik yaratmalı.”
- “Ulusal veri tabanı oluşturulmalı; kayıp çocuklara dair bütüncül, güncel ve erişilebilir bilgiler toplanmalı.”
- “Toplumsal farkındalık kampanyaları yürütülmeli.”
- “Uluslararası işbirliği ve entegrasyon sağlanmalı.”
- “Teknoloji ve sosyal medya etkin kullanılmalı.”
- “Hukuki düzenlemeler ve cezai yaptırımlar güçlendirilmeli.”
- “Kurumlar arası koordinasyon ve kapasite geliştirilmeli.”
- “Önleyici tedbirler ve risk değerlendirme sistemleri oluşturulmalı.”
Kaynak: https://9koy.org/turkiyede-kayip-cocuk-krizi-karanlikta-kalan-gercekler.html








