1 Eylül faşizmin dizginlenemez saldırganlığı ve emperyalizmin yeni pazar arayışlarının yol açtığı ve büyük yıkım ve insani kayıpların yaşandığı 2. Dünya savaşının başladığı gün.
Ne yazık ki geçen bunca yıla rağmen hala dünyamız, Ortadoğu, halklar savaşın çatışmanın içinde. Ukrayna’dan Gazze’ye, Afrika’dan Kafkaslara savaşın içinde ya da savaş tehdidiyle karşı karşıya.
Emperyalistlerin, silah tüccarlarının ellerini oğuşturarak desteklediği bu savaşlar halklara kan, yıkım, baskı ve zulümden başka bir şey ifade etmemektedir.
Emekçiler daha da yoksullaşmakta, kadınlar ve çocuklar köle pazarlarının nesnesi haline gelmekte, doğa, su, toprak geri dönüşü olmayan bir şekilde yok edilmektedir.
Suriye’de Alevilere, Dürzilere karşı yapılan katliamlar, Kürt halkının kazanımlarını yok etmeye yönelik girişimler, İsrail’in İran’ı, Yemen’i de hedefleyen saldırganlığı, IŞİD’in son günlerde tekrar gün yüzüne çıkıp saldırılara başlaması bütün halklar için geleceğimize yönelik tehdit oluşturmaktadır.
Ülkemizde başlayan “barış” sürecinin böyle bir dönemde tarihsel bir kavşak olduğu açıktır.
Bu sürecin demokrasi ile, adalet ile, laiklik ile, insan hakları ile, halkların eşitliği ve kardeşliği ile eşitlik ile doldurulması gerçek barışın sağlanmasının en önemli teminatı olacaktır. Bu teminat sadece ülkemizi değil, bölgemizi de doğrudan etkileyecek, yüzyıllardan beri süren Ortadoğu topraklarının kanla sulanması sona erebilecektir.
Barış, emperyalistlerin, silah tüccarlarının, faşizm heveslilerinin, kan ve çatışmadan beslenen küçük bir azınlığın dışında hepimizin ihtiyacı ve geleceğidir.
Demokrasi İçin Birlik olarak adaletli, demokratik, laik, eşitlikçi bir barış için barış mücadelesini toplumsallaştırmaya ve güçlendirmeye kararlıyız.“
















