EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu, Avukat Serdar Öktem’in öldürülmesinin ardından yaptığı açıklamada, çocukların suç örgütleri tarafından taşeron olarak kullanıldığını belirterek, devletin eğitim, adalet ve sosyal politika alanlarında görevini yerine getirmediğini vurguladı.
Öktem Cinayeti Yeni Bir Alarm Niteliğinde
Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), Sinan Ateş cinayetiyle ilgili önemli bilgilere sahip olduğu düşünülen Avukat Serdar Öktem’in İstanbul’da öldürülmesi üzerine açıklama yayımladı. Platform, saldırının Daltonlar suç örgütüyle bağlantılı olduğuna dikkat çekerek, gözaltına alınan altı kişiden ikisinin 18 yaşından küçük olmasının çetelerin çocukları suça sürükleme pratiğini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.
Açıklamada, “Öktem cinayeti, suç örgütlerinin çocukları uyuşturucu ticareti, yağma (gasp, haraç), kaçakçılık, cinayet ve yaralama gibi suçlara azmettirdiği son olay oldu” ifadelerine yer verildi.
EŞİK, Hrant Dink ve Sinan Ateş cinayetlerinde olduğu gibi, bu olayda da “gerçek azmettiricilerin bulunması ve hak ettikleri cezayı almasının pek olası görünmediğini” vurguladı.
“Devletin Çocukları Korumaya Ayırdığı Kaynaklar Yetersiz”
Platform, devletin çocukların suça karışmasını önlemeye ve suça sürüklenen çocukları rehabilite etmeye ayırdığı kaynakların “son derece sınırlı ve yetersiz” olduğunu belirtti.
EŞİK’in açıklamasında şu ifadeler yer aldı:“On iki yıl zorunlu eğitime devam etmeyen ve devamsızlık yapan çocuklar takip edilmediği gibi, açıköğretim ortaokul ve liseleri ile MESEM’lere kayıtlı milyonlarca çocuğun günlerini nasıl geçirdiği bilinmiyor.”
Ekonomi politikalarının çocukları “güvencesiz ve düşük ücretli işlere” yönlendirdiğini vurgulayan EŞİK, örgün eğitimi terk eden kız çocuklarının ise “erken evlilik adı altında cinsel istismara uğrama tehlikesiyle” karşı karşıya kaldığını hatırlattı.
Bakanlıklara Sert Eleştiri: “Sorumluluklarını Devrediyorlar”
EŞİK, Millî Eğitim, Adalet, İçişleri ve Aile Bakanlıklarını açıkça sorumluluk almamakla suçladı.
Platform, “Millî Eğitim Bakanlığı zorunlu eğitim süresini kısaltarak sorumluluktan kaçıyor, Adalet Bakanlığı cezaları artırmakla yetiniyor, İçişleri Bakanlığı suç örgütleriyle etkin mücadele yürütmüyor, Aile Bakanlığı ise kadın ve çocukların bireysel iyiliğiyle ilgilenmiyor” ifadelerini kullandı.
EŞİK, hükümetin “kutsal aile” söylemini, devletin bakım ve güvenlik yükümlülüklerinden kaçmak için “sihirli bir formül” olarak kullandığını belirterek bu anlayışın kadınların ve çocukların güvenliğini sağlamadığını ifade etti.
“Suçun Gerçek Nedenleriyle Mücadele Edilmeli”
Platform, çocuk suçluluğunu önlemek için bireysel cezaları artırmanın çözüm olmadığını belirtti.
“Kamuoyunun adalet ve güvenlik talebine kolay, maliyetsiz ama etkisiz bir yanıt” olarak nitelendirilen bu yaklaşımın, suçu engellemeyeceği ifade edildi.
EŞİK, iktidara şu çağrıyı yaptı: “Dezavantajlı mahallelerdeki çocuklara yönelik kamu hizmetlerini artırın, zorunlu eğitimi bırakmalarını engelleyin, 12 yıllık eğitimi kısaltma planından vazgeçin.”
“Devletin Görevi Kadın ve Çocukları Korumaktır”
Açıklama şu ifadelerle son buldu: “Devlet kurumlarına, iktidara ve tüm ilgililere asli görevlerinin başta çocuk ve kadınlar olmak üzere toplumdaki her yurttaşın güven içinde yaşayabilmesini sağlamak olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.”
EŞİK, çocukları suça sürükleyen koşullarla ve suç örgütleriyle mücadelenin eş zamanlı yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, devletin koruma sorumluluğunu hatırlattı.
Açıklamanın tamamı şu şekilde;
Çocukları suça sürükleyen kim? Seyreden kim?
Sinan Ateş cinayetiyle ilgili önemli bilgilere sahip olduğu düşünülen Avukat Serdar Öktem, dün İstanbul’da öldürüldü. Saldırının Daltonlar suç örgütü ile bağlantılı olduğu ve gözaltına alınan altı kişiden ikisinin 18 yaşın altında olduğu açıklandı.
Öktem cinayeti, suç örgütlerinin çocukları uyuşturucu ticareti, yağma (gasp, haraç), kaçakçılık, cinayet ve yaralama gibi suçlara azmettirdiği son olay oldu. Çetelerin ve çocukların taşeron olarak kullanıldığı Hrant Dink, Sinan Ateş ve daha pek çok cinayet gibi, bu cinayette de gerçek azmettiricilerin bulunması ve hak ettikleri cezayı alması pek olası görünmüyor.
Suça sürüklenen çocukların karıştığı olay sayısı her geçen gün artarken, devletin çocukların suça karışmasını engellemeye ve suça karışan çocukları rehabilite etmeye ayırdığı kaynak ve kurumsal kapasite son derece sınırlı ve yetersiz. On iki yıl zorunlu eğitime devam etmeyen ve devamsızlık yapan çocuklar takip edilmediği gibi, açıköğretim ortaokul ve liseleri ile MESEM’lere kayıtlı milyonlarca çocuğun günlerini nasıl geçirdiği bilinmiyor. İktidarın uyguladığı ekonomi politikalarının bu çocuklara sunduğu tek seçenek, çocuk yaşta güvencesiz ve iş güvenliksiz işgücüne katılıp (eğer iş bulabilirlerse) çok düşük ücretlerle hayatta kalmaya çalışmak. Örgün eğitimi terk eden kız çocukları erken evlilik adı altında cinsel istismara uğrama tehlikesiyle karşı karşıya.
Peki Millî Eğitim Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Aile Bakanlığı bu tablo karşısında ne yapıyor?
Millî Eğitim Bakanlığı çocuklara karşı (halihazırda kâğıt üzerinde kalmış) zorunlu eğitim ve gözetim sorumluluğunu tamamen üzerinden atmak için zorunlu eğitim süresini kısaltmayı planlıyor. Adalet Bakanlığı çocukların işlediği bazı suçlara verilen cezaların artırılmasına yönelik kanun teklifi hazırlıyor. İçişleri Bakanlığı çocukları suça azmettiren suç örgütleriyle etkin ve kapsamlı bir mücadele yürütmüyor. Aile Bakanlığı aile kurumunu överken, kadın ve çocukların bireysel iyiliğiyle ilgilenmiyor. “Kutsal aile,” devletin bakım, gözetim ve güvenlik sağlama sorumluluğunu hiçbir maliyete katlanmadan devredebileceği sihirli bir formül olarak sunuluyor, ancak bu yaklaşım ne kadınların ne de çocukların güvenliğini sağlayabiliyor.
Sayısı ve etkisi her geçen gün artan organize suç örgütleriyle kapsamlı bir mücadele yürütmek yerine çocuklara verilen bireysel cezaları artırmak kamuoyunun adalet ve güvenlik talebine kolay, maliyetsiz ama etkisiz bir yanıt olarak kalacak, suçu engellemeyecektir. İktidar eğer suç oranlarını gerçekten düşürmek istiyorsa, dezavantajlı mahallelerdeki çocuklara yönelik kamu hizmetlerini artırmalı, çocukların zorunlu eğitimi bırakmalarını engellemeli, 12 yıllık zorunlu eğitimin kısaltılması planından vazgeçmelidir. Sorunun kalıcı çözümü için çocukları suça sürükleyen koşullarla ve suç örgütleriyle mücadele paralel olarak yürütülmelidir.
Devlet kurumlarına, iktidara ve tüm ilgililere asli görevlerinin başta çocuk ve kadınlar olmak üzere toplumdaki her yurttaşın güven içinde yaşayabilmesini sağlamak olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.
EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu








