• Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
Pazar, Mayıs 3, 2026
DİB | Demokrasi İçin Birlik
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • TÜRKİYE
  • EMEK
  • ÇEVRE
  • YAŞAM
    • İnsan Hakları
    • Kadın
  • DÜNYA
  • DİB Avrupa
  • DİB BASIN AÇIKLAMALARI
  • DİB Arşiv
  • YAZARLAR
  • ANA SAYFA
  • TÜRKİYE
  • EMEK
  • ÇEVRE
  • YAŞAM
    • İnsan Hakları
    • Kadın
  • DÜNYA
  • DİB Avrupa
  • DİB BASIN AÇIKLAMALARI
  • DİB Arşiv
  • YAZARLAR
No Result
View All Result
Demokrasi İçin Birlik
No Result
View All Result
Home YAZARLAR

FAŞİZMDEN KORKMA, GEÇ KALMAKTAN KORK!

Naim Kandemir by Naim Kandemir
27 Ekim 2025
A A
0
FAŞİZMDEN KORKMA, GEÇ KALMAKTAN KORK!

Bir yakınım vücudundaki değişimin kötü bir hastalığın sinyali olduğunu düşünse ve ailesinde kansere maruz kalmış olan yakınları olduğunu bilse de korkusunu yenemeyerek geçer ümidiyle aylar sonra hekime gitmeye mecbur kalınca, sağlık kurumlarında sıkça gördüğüm Kanserden korkma, geç kalmaktan kork!afişlerini hatırladım.

Aslında, bu zamanında müdahale etme denilen kavram, toplumsal hayatın her yerinde geçerli ve uyarıcı bir kavram. Sağlık Bakanlığı’nın bu afişleri genellikle bir kampanya kapsamında üretilir ve yurdun dört bir yanındaki sağlık kurumlarında vatandaşların ilgisine sunulur. Kimi zaman halkın dikkati vereme, sıtmaya, çocuk felcine veya meme kanserine çekilir… Bu, bir toplumu bilinçlendirip uyarılan yönde harekete geçirme amaçlı bir çalışmadır.

READ ALSO

AYŞE HÜR’ÜN “ERMENİ SOYKIRIMI’NDA ALMAN ROLÜ” MAKALESİNE BİR ELEŞTİRİ VE KATKI

Türkiye’nin Ruh Halleri: Belirsizin İzi ya da Gölgedeki Gerçek*

***

Siyasi hayatta da bunun benzeri çalışma tarzlarını benimseyen yapılar oldu ülkede. 12 Eylül öncesinde tedrisatından geçtiğim yapı da esas olarak çalışmasını siyasi kampanyalar üzerine kurmuştu. Bunu kitleler içine yayılarak kitleselleşme yöntemi olarak gördü. O zamanlar toplumun gündemindeki DGM’ler, işsizlik-pahalılık, 141-142. Maddeler gibi temalar doğrultusunda o zamanki yöntemlerle bu kampanyalar o yapının destekçileri tarafından hayata geçirilirdi.

Dönem, kampanya temasını belirlediği gibi mücadele araçlarını da belirlerdi. Eskiden; yazılama, kuşlama, korsan miting, bombalı pankart asma vb. yöntemler esas olarak kullanılırdı. Günümüzde ise; izinli mitingler, medya araçları, sosyal medya ve son olarak da yapay zeka destekli bir çalışma tarzı solun kullanmakta olduğu yöntemler oldu.

Muhalif yapıların zamana bağlı olarak temaları, mücadele yöntemleri hatta kitle oluşumlarının terkibi bile değişiklik gösterse de yukarıda andığım kuralın doğruluğu ve önemi değişmedi.

Aslında faşizm de toplumlar için bir illet, hastalık ve her solcunun besmele gibi zihninde ve ağzında olması gereken: Faşizmden korkma, geç kalmaktan kork, cümlesidir.

***

Hikmet Kıvılcımlı’nın o ünlü tamlamasını hatırlayalım: İşsizlik ve pahalılık cehennemi! Ülkede her geçen gün büyümekte olan bu cehennem aslında yoksul kesimlerin birçoğu için adeta dini anlamda inanılan cehennemin ülke sınırları içinde canlı bir provası. Bu cehennem karşısında yoksullar tek başlarına bırakılacak olurlarsa , bu mağdur kitlenin çoğunun tevekküle yönelip dine daha derinden sığınacağını söylememiz abartı olmaz. İşte, bu noktada faşizmden, faşizmin gelişinden, narasından korkmadan, cehennemi yaşayan bu yoksul kesimle hayatın içinde hemhâl olan örgütlü sol güçler geç kalmadan inisiyatif alırlarsa faşizme gidişin önünü kesmek mümkün olabilir. Buradan anlaşılacağı üzere zamanlama becerisi gerekiyor ki tren kaçmasın!

Bir zamanlar her şey zamanında mottosunu bir otobüs firması kullanırdı ki çok isabetliydi. Politikada da müdahale güçle ve doğru zamanda yapılırsa başarılı olunulabilir. Mevcut koşullara müdahalede gecikilmesi durumunda o boşluk cehennemi yaratanlar tarafından doldurulur ve cehennem ateşi harlanır. Hayatın boşluk kabul etmeyeceğini bilmemiz zor değildir. Başkalarına mekân olan boşluğun tepesine oturanlar için çaresiz kitleleri yönetmek, hatta kendilerinin onların gözlerinde umut olmaları işten bile değildir.

***

Faşizmle mücadelede olduğu gibi ülke solunun hayatın çeşitli alanlarındaki mücadelelerinde yavaşlatıcı, köstekleyici olan bir yanı var. Bilindiği gibi beşeri ilâçların kutularında bir prospektüs bulunur. Bu prospektüste ilâca dair tanıtıcı kısa ve öz bilgiler yer alır: ilâcın kullanımı, etken maddesi, endikasyonları sıralanıp ilâcın nasıl ve ne miktarda alınacağı belirtilir. Doğal olarak beşeri bir ilâç birçok hastalığı tedavi edici özellikte değildir. Etki alanı lokaldir. İşte bizim solda da bu prospektüsçülük, kalıpçılık engelleyici, sorun çözmede ve müdahale etmede daraltıcı bir fonksiyon üstlenir.

Bu vakit olmuşken bile sosyalist hareketlerin kaçının siyasi programı var, desek, sayı kaçtır bilemiyoruz! İşte, siyasi program olmayınca, yola ilâç prospektüsüne benzettiğim program karikatürü bir araçla çıkılmış olmaktadır. Dolayısıyla etki ve çözüm alanı sınırlı olan bir prospektüsle de ne kadar yol alınabilirse ona razı olmak da halka düşecektir ki iktidar bile baştan beri ittifaklarla iktidarını sürdürmektedir. İttifakın temelinde güç yetersizliğine dayalı bir zorunluluk vardır. Muhalefet dev aynasına mı bakıp duruyor yoksa? Program, bütüncül tedaviye rehberdir ve siyasi yapıların sekterliklerini de ıslah edici bir etkisi olacağını düşünürüm.

Program yoksa, ittifakla, blokla bir araya gelinip topyekûn muhalefetin içinde alanda destek verilemiyorsa ve üstüne üstlük zamanında müdahale edilemeyip geç kalınıyorsa, o zaman olacak olan bugünden bellidir. On yıllardır toplumu her alanda saran çürümenin varacağı yer gübre kokusunun her tarafı sarmasıdır. O zaman da yine devletin 1969’larda yaptığı bir kampanyanın afişini hatırlarız: Her eve bir hela! 1969’ların Türkiye’sinde devletin bu kampanyası iş görürdü belki ama ülkenin bugünkü hâlinde patlayan lağımlar için çok geç kalınmamalı ki akıbet çok belli!

Eskiden sınıf savaşı biraz gizli kapalı olurdu. Sınıf çelişkisini kamufle etme ihtiyacı duyulurdu. Oysa günümüzde emeğe saldırı çok sert. Zengin severlerin gözünü adeta kin bürümüş; garibana saldırıyor da saldırıyorlar. Sınıf çatışmasının centilmenlik kurallarını önemli ölçüde belirleyen hukuk da, safını çok katı ve sert bir biçimde belirlemiştir.

Bu mücadelenin centilmenlik kurallarının gerçekçi bir şekilde yeniden belirlenmesi ve bu kurallara titizlikle uyulması; aksi halde patlayan lağımın debisinin çok yükseleceğinin bilinmesi gerektiği tabiidir.

Tags: faşizmNaim Kandemir
ShareTweet
Naim Kandemir

Naim Kandemir

1961 Samsun doğumlu. A.Ü SBF mezunu. Yayınlanmış kitapları: - Görüşmek Üzere, şiir, Mayıs Yayınları, 1983 - Camın Buğusuna Yazılanlar, şiir, Kanguru Yayınları, 2009. - Bir Dakikalık Hikâyeler, Bencekitap Yayınları, 2011. - Benim Amarcord’um, anlatı, Notabene Yayınları, 2014. - Ömrümüzü Hayat Yaptığımız Yıllar, anlatı, Notabene Yayınları, 2015. - İnziva Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2017 - Hayat Üzerine Diyaloglar, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2018 - Bir Çocuğun Saflığıyla, öykü, Notabene Yayınları, 2018 - Motosikletle İtalya, gezi, Notabene Yayınları, 2019 - Umut Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2020 - Uçurtma Tamircisi, öykü, Notabene Yayınları,(hazırlanıyor) Ayrıca, senaryosunu yazdığı, 12 Eylül dönemini trajikomik bir hikâyeyle anlattığı Acayip adında bir sinema filmi projesi var. Cengiz Türüdü: 1959 Bulancak doğumlu. 1978 yılında A.Ü SBF’ne girdi. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra sıkıntılı bir süreç yaşadıktan sonra 2017 yılından itibaren kitaplarıyla aramıza döndü. Yayınlanmış kitapları: - İnziva Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2017 - Hayat Üzerine Diyaloglar, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2018 - Umut Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2020

Related Posts

AYŞE HÜR’ÜN “ERMENİ SOYKIRIMI’NDA ALMAN ROLÜ” MAKALESİNE BİR ELEŞTİRİ VE KATKI
Manşetler

AYŞE HÜR’ÜN “ERMENİ SOYKIRIMI’NDA ALMAN ROLÜ” MAKALESİNE BİR ELEŞTİRİ VE KATKI

27 Nisan 2026
Türkiye’nin Ruh Halleri: Belirsizin İzi ya da Gölgedeki Gerçek*
Manşetler

Türkiye’nin Ruh Halleri: Belirsizin İzi ya da Gölgedeki Gerçek*

24 Nisan 2026
GÜÇLÜLERİN “KADERİNİ” DEĞİŞTİREN COĞRAFYA
Manşetler

GÜÇLÜLERİN “KADERİNİ” DEĞİŞTİREN COĞRAFYA

23 Nisan 2026
1 MAYIS: ALANDA REKABET DEĞİL BİRLİK LAZIM
Manşetler

1 MAYIS: ALANDA REKABET DEĞİL BİRLİK LAZIM

17 Nisan 2026
ŞU İRAN SAVAŞI NEDİR? Bölüm 3
Manşetler

ŞU İRAN SAVAŞI NEDİR? Bölüm 3

15 Nisan 2026
Doğru Basanlar Kulübü
YAZARLAR

Doğru Basanlar Kulübü

7 Nisan 2026
Next Post
KKTC Seçimlerinin Hikayesi: Demokrasi Güzel Şey!

KKTC Seçimlerinin Hikayesi: Demokrasi Güzel Şey!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİB Hakkında

  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim

Kategoriler

  • ANALİZ
  • ÇEVRE
  • DİB Arşiv
  • DİB Avrupa
  • DİB BASIN AÇIKLAMALARI
  • DÜNYA
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • EMEK
  • İnsan Hakları
  • Kadın
  • Manşetler
  • TÜRKİYE
  • YAŞAM
  • YAZARLAR
  • Yazarlar Slider
  • YOUTUBE
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim

© 2025 DİB / Demokrasi İçin Birlik Bütün Hakları Saklıdır

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • Hakkımızda
  • Home 2
  • İletişim
  • KKTC CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİTÜRKİYE’NİN DE SEÇİMİDİR
  • Künye
  • Örnek sayfa

© 2025 DİB / Demokrasi İçin Birlik Bütün Hakları Saklıdır