• Ana sayfa
  • Hak Örgütlerinden Çağrı: “Kuyu Tipi Hapishaneler Kapatılsın”
  • Hakkımızda
  • Home 2
  • İletişim
  • KKTC CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİTÜRKİYE’NİN DE SEÇİMİDİR
  • Künye
  • Örnek sayfa
Salı, Ocak 13, 2026
DİB | Demokrasi İçin Birlik
No Result
View All Result
  • Siyaset
  • Yerel Platform/Meclisler
  • Emek
    • Ekonomi
  • Çevre
  • Yaşam ve Haklar
    • İnsan Hakları
    • Kültür
    • Çocuk
    • Kadın
  • Dış Haberler
  • DİB Avrupa
  • DİB – NOT
  • DİB Arşiv
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Yerel Platform/Meclisler
  • Emek
    • Ekonomi
  • Çevre
  • Yaşam ve Haklar
    • İnsan Hakları
    • Kültür
    • Çocuk
    • Kadın
  • Dış Haberler
  • DİB Avrupa
  • DİB – NOT
  • DİB Arşiv
  • Yazarlar
No Result
View All Result
Demokrasi İçin Birlik
No Result
View All Result
Home Yazarlar

Halep Saldırısı ve Bölgesel Yeniden Yapılanma

Mert Yıldırım by Mert Yıldırım
11 Ocak 2026
A A
0
Halep Saldırısı ve Bölgesel Yeniden Yapılanma

Halep’te, tarihsel olarak Kürt nüfusun yoğun yaşadığı Şeyhmahsud ve Eşrefiye mahallelerine dönük saldırılar, ani bir güvenlik refleksi değil; planlı ve siyasal bir operasyondur. Bu saldırı, Suriye sahasında son dönemde hız kazanan bölgesel yeniden yapılanma sürecinin doğrudan bir parçasıdır. Halep, bu sürecin hem sembolik hem de stratejik düğüm noktalarından biridir.

Paris’te şekillenen mutabakatın hemen ardından Halep’te Kürt mahallelerine dönük operasyonun başlaması tesadüf değildir. Bu mutabakatla birlikte Güney Suriye’nin fiilen İsrail nüfuz alanına bırakıldığı, Şam’ın buna razı olduğu ve bu duruma arka çıkan güçlerin de tabloyu kabullendiği görülmektedir. Ancak bu kabulleniş, özellikle Şam’la yakın pozisyon alan aktörler açısından ciddi bir meşruiyet krizini de beraberinde getirmiştir.

READ ALSO

Barış Akademisyenlerinin Barış ve Adalet Mücadelesinde 10 Yılı

İran’da Kriz, Örgütsüz İsyan ve Rojhilat

Tam bu noktada Halep operasyonu devreye sokulmuştur.

Kürt mahallelerine yönelik saldırının birden fazla hedefi bulunmakla birlikte, Paris mutabakatının yarattığı siyasal boşluk merkezi bir yer tutmaktadır. Birincisi, bu operasyonla Şam’ın İsrail karşısındaki geri çekilişi görünmez kılınmakta; dikkatler “egemenlik” ve “iç güvenlik” söylemi üzerinden başka bir alana yönlendirilmektedir. İkincisi ise, Halep’te oluşmuş sınırlı Kürt statüsünün ve özerk mahalle pratiklerinin tasfiye edilmesidir. Trump’lı ABD yönetimi ve Paris mutabakatı sonrasında oluşan siyasal iklim, bu hamle için uygun zemini yaratmıştır.

Bu nedenle Halep tesadüfi değil; bilinçli biçimde seçilmiş bir vitrin alanıdır.

Türkiye Dışişleri Bakanı’nın saldırı öncesi ve sonrasında süreci tersyüz eden açıklamaları da bu bağlamda okunmalıdır. Türkiye, Şam’ın İsrail’e verdiği tavizlere fiilen sessiz kalırken, hatta bu durumu teşvik ederken; Kürtlerin en sınırlı hak talebini dahi “ulusal güvenlik tehdidi” olarak sunmaktadır.

Bu bir çelişki değil; bilinçli bir algı operasyonudur.

Türkiye açısından sorun, iddia edildiği gibi Kürtlerin İsrail’le ilişkisi değildir. Zira bölgede İsrail’le en sınırlı ve mesafeli teması olan aktör SDG’dir. Asıl sorun, Kürtlerin ulusal kimliklerini var etme iradesiyle birlikte temsil ettikleri çoğulcu, yerel-demokratik ve ademi merkeziyetçi paradigmadır.

Türkiye, Suriye’yi tıpkı İsrail gibi bir paylaşım ve nüfuz alanı olarak görmektedir. Afrin, Girê Spî, Serêkaniyê, Azez, El Bab ve Minbic hattında kurulan fiilî işgal ve kontrol alanlarının şimdi Halep’e doğru genişletilmek istenmesi bu yaklaşımın devamıdır.

Halep’in hedeflenmesi yalnızca askerî değil; demografik ve siyasal bir mühendislik hamlesidir. Amaç, kentin tarihsel çokkültürlü ve görece demokratik dokusunu bozmak, Kürt varlığını tasfiye etmek ve Halep’i ticari–lojistik bir üs haline getirmektir.

Görünen o ki bu süreç Halep’le sınırlı kalmayacaktır. Eğer bu hatta ciddi bir engelle karşılaşılmazsa, sıranın Deyrizor, Rakka ve Haseke hattına gelmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Stratejik hedef nettir: SDG’yi dar, parçalı ve savunmasız bir alana hapsetmek.

ABD, AB ve İsrail’in bugüne kadarki tutumu, bu planlara en azından sessiz bir onay verildiğini göstermektedir. Bu sessizlik bir zafiyet değil; çıkar önceliklerinin sonucudur. Kürtlerin siyasal kazanımları, bu güçlerin öncelik listesinde yer almamaktadır.

Buna rağmen kimi Kürt çevrelerinde hâlâ iki sorunlu beklenti dolaşımdadır: “Bu kadarına izin vermezler.” “Büyük güçler denge kurar.”

Öncelikle belirtelim, bu beklenti Kürt hareketinin stratejisi değildir. Daha çok hareketin dışında duran, dar, sağ ve ulusalcı çevrelerin siyasal yanılsamasıdır. Bu çevreler, emperyalizmi hâlâ bir hakem ya da dengeleyici güç olarak okumaktadır.

Oysa emperyalist sistem ilke değil çıkarla; hak değil maliyet hesabıyla; müttefiklikle değil geçici işlevsellikle çalışır. Ancak özne olduğunuz, sahada gerçek bir güç haline geldiğiniz ölçüde “izinler” ve “denge mekanizmaları” devreye girer.

Bu nedenle “bizi yüzüstü bıraktılar”, “ihanet” gibi tepkiler politik değil; duygusaldır.

Bir başka yaygın tepki de “SDG neden müdahale etmiyor?” sorusudur. Bu soru, askerî ve siyasal gerçeklikten kopuktur. SDG’nin Halep’e müdahalesi, onu saldıran taraf konumuna iter; uluslararası meşruiyetini aşındırır, yalnızlaştırır ve asıl savunma alanlarını zayıflatırdı. Bu nedenle müdahale etmeme hali bir pasiflik değil; bilinçli bir stratejik tercihtir. Dahası, SDG’yi bu yönde zorlamak, onu tasfiye etmeyi amaçlayan senaryolarla örtüşmektedir.

Rojava bugün fiilî bir kuşatma altındadır. Bu kuşatma, Ankara öncülüğünde yerel ve bölgesel ittifaklarla yürütülmektedir. Güç dengeleri Rojava’nın aleyhinedir. Bunun tam olarak açığa çıkmamasının nedeni ise, bölgesel gündemin hâlen İran merkezli çatışmalara odaklanmış olmasıdır. Bu koşullarda çoklu ve koşullu denge siyaseti öne çıkmaktadır.

İran’a yönelik bir “rejim değişikliği” senaryosu düşünülüyorsa, bunun yerel dinamikler olmaksızın gerçekleşmesi mümkün değildir. Şah artığı unsurların parlatılması bu boşluğu doldurmamaktadır. Kara gücü meselesi gündeme geldiğinde iki aktör öne çıkar: Halkın Mücahitleri ve Kürt hareketi. Halkın Mücahitleri tarihsel olarak yıpranmıştır; toplumsal karşılığı sınırlıdır. Bu noktada esas ağırlık Kürt hareketine yönelmektedir. Mahabad’dan başlayan gelenek, bugün “Jin, Jiyan, Azadî” hattında devam etmektedir. Ancak bu çizgi, hiçbir gücün kara ordusu olmayı kabul etmez.

Bu nedenle Halep operasyonunun ardından, eğer Deyrizor–Rakka hattında benzer bir genişleme sürer ve bu sürece ABD, AB ve İsrail açık ya da örtük biçimde onay verirse; Kürt hareketinin İran sahasında daha ihtiyatlı ve dengeleyici bir taktik izlemesi son derece rasyonel olacaktır. Bu yeni bir yönelim değil; Kürt hareketinin tarihsel tutumudur. Hiçbir zaman tek bir güce angaje olmadan, çoklu ilişki ve denge siyasetiyle ilerlemiştir. Bunun en somut örneği Rojava’dır.

Sonuç

Halep saldırısı, bölgesel güçlerin yeniden mevzilenmesinin somut bir göstergesidir. Bu tablo karşısında asıl tehlike, dış güçlerin sessizliği değil; bu sessizlikten hâlâ adalet ve denge bekleyen siyasal yanılsamalardır.

Kürt hareketinin önündeki temel görev açıktır: Sahayı doğru okumak, dar ulusalcı beklentilerden kopmak ve çoklu denge siyasetini soğukkanlı biçimde sürdürmek.

Gerçekçilik, teslimiyet değil; direnişin stratejik aklıdır.

Tags: halepŞeyhmahsud
ShareTweet
Mert Yıldırım

Mert Yıldırım

Related Posts

Barış Akademisyenlerinin Barış ve Adalet Mücadelesinde 10 Yılı
Yazarlar

Barış Akademisyenlerinin Barış ve Adalet Mücadelesinde 10 Yılı

12 Ocak 2026
İran’da Kriz, Örgütsüz İsyan ve Rojhilat
Yazarlar

İran’da Kriz, Örgütsüz İsyan ve Rojhilat

11 Ocak 2026
ABD’nin Venezuela Müdahalesi: Geç Faşizm Çağında Emperyalizmin Güncel Biçimi
Yazarlar Slider

ABD’nin Venezuela Müdahalesi: Geç Faşizm Çağında Emperyalizmin Güncel Biçimi

6 Ocak 2026
1402’liklerden KHK’lilere:  Yeni Yıla Girerken Aklın Devrimci İyimserliği
Yazarlar Slider

1402’liklerden KHK’lilere:  Yeni Yıla Girerken Aklın Devrimci İyimserliği

31 Aralık 2025
BİZİM MAHALLENİN ÇIKMAZ SOKAKLARI
Yazarlar Slider

BİZİM MAHALLENİN ÇIKMAZ SOKAKLARI

30 Aralık 2025
Neoliberal Güvencesizlikten Geç Faşizmin Belirsizlik Rejimine: Emekçilerin Askıda Kalan Hayatları
Yazarlar Slider

Neoliberal Güvencesizlikten Geç Faşizmin Belirsizlik Rejimine: Emekçilerin Askıda Kalan Hayatları

18 Aralık 2025
Next Post
Aralık 2025 Ayaklanmasının Çıkmazı: İran’daki Hareketin Dinamikleri

Aralık 2025 Ayaklanmasının Çıkmazı: İran'daki Hareketin Dinamikleri

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

POPULAR NEWS

Geç Faşizme Karşı Bir Anlamlandırma Yöntemi Önerisi: Konjonktürel Analiz

Geç Faşizme Karşı Bir Anlamlandırma Yöntemi Önerisi: Konjonktürel Analiz

21 Eylül 2025
Kuzey Kıbrıs Seçimleri Üzerine: Vesayet, Sınıf ve Kimlik

Kuzey Kıbrıs Seçimleri Üzerine: Vesayet, Sınıf ve Kimlik

28 Ekim 2025
Patriarkal-Kapitalist Duygu Rejiminde Bir Şiddet Biçimi: Karizma Yoluyla İstismara Hazırlama (Karizmatik Grooming)

Patriarkal-Kapitalist Duygu Rejiminde Bir Şiddet Biçimi: Karizma Yoluyla İstismara Hazırlama (Karizmatik Grooming)

26 Kasım 2025
REJİM TÜRKİYE’Yİ SON HESAPLAŞMAYA ZORLUYOR

REJİM TÜRKİYE’Yİ SON HESAPLAŞMAYA ZORLUYOR

6 Eylül 2025
Kıbrıs’ta Sandıktan Çıkan Mesaj ve Erhürman’ın Zorlu Müzakere Sınavı

Kıbrıs’ta Sandıktan Çıkan Mesaj ve Erhürman’ın Zorlu Müzakere Sınavı

30 Ekim 2025

EDITOR'S PICK

“ADALET İÇİN BARIŞ BARIŞ İÇİN ADALET” BULUŞMASI SONUÇ METNİ

“ADALET İÇİN BARIŞ BARIŞ İÇİN ADALET” BULUŞMASI SONUÇ METNİ

16 Aralık 2025
Umuttan Adalete: Zohran Mamdani New York’u Yeniden Tanımlıyor

Umuttan Adalete: Zohran Mamdani New York’u Yeniden Tanımlıyor

6 Kasım 2025
Türk ve İngiliz Tabipleri Birliklerinden Gazze Çağrısı: “Bu Mesele Siyaset Değil; Ahlak, İnsanlık Ve Adalet Meselesidir”

Türk ve İngiliz Tabipleri Birliklerinden Gazze Çağrısı: “Bu Mesele Siyaset Değil; Ahlak, İnsanlık Ve Adalet Meselesidir”

25 Eylül 2025

“TELE1 HALKIN HABER ALMA ÖZGÜRLÜĞÜDÜR! SUSTURULMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”

28 Ağustos 2025

DİB Hakkında

  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim

Kategoriler

  • Çevre
  • Çocuk
  • DİB – NOT
  • DİB Arşiv
  • DİB Avrupa
  • Dış Haberler
  • Ekonomi
  • Emek
  • İnsan Hakları
  • Kadın
  • Kültür
  • Manşetler
  • Siyaset
  • Yaşam ve Haklar
  • Yazarlar
  • Yazarlar Slider
  • Yerel Platform/Meclisler
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim

© 2025 DİB / Demokrasi İçin Birlik Bütün Hakları Saklıdır

No Result
View All Result
  • Siyaset
  • Yerel Platform/Meclisler
  • Emek
    • Ekonomi
  • Çevre
  • Yaşam ve Haklar
    • İnsan Hakları
    • Kültür
    • Çocuk
    • Kadın
  • Dış Haberler
  • DİB Avrupa
  • DİB – NOT
  • DİB Arşiv
  • Yazarlar

© 2025 DİB / Demokrasi İçin Birlik Bütün Hakları Saklıdır