Hava sıcak, hava ağır, hava yangın yeri. Son bir kaç ay, kaç şehir yandı, kaç orman kül oldu! Milyonlarca ağaç, binlerce canlı, 13 emekçi yaşamdan kopartıldı! Kasten ve sistematik çıkarılan yangınların sebebini biliyoruz! Torba tasarının içinde ne çok yakıcı maddeler varmış! Meclisin onayından geçen maden yasasına hazırlanan zeminin adı YAK – YOK ET – YAP – İŞLET! Böl, parçala, yönet sisteminin yakıcı versiyonu olarak icat edilen bu kanun ülkeyi yangın yerine çevirdi ve bu gidişle de çöle çevirecek!
İnsan eliyle çıkarılan yangınlar bir felakete dönüşerek ormanlardaki tüm ekosistemi yok ediyor. Üstelik bir kısır döngü halinde yanan her orman küresel ısınmayı, küresel ısınma da orman yangınlarını körüklüyor ve bu tehlikeli kısır döngüye kapitalist sermaye destek veriyor!
Orman yangınları küresel bir sorun olmasına rağmen hiçbir ülke bu yangınları çoğaltan, bu yangınları teşvik eden bir sistem kurmuyor. Paranın yeşiline düşkün, doğanın yeşiline düşman olan iktidarlar döneminde orman yangınları artıyor! Nedeni, her kurumda olduğu üzere Orman Bakanlığı’nda da görülen özelleştirme… Sürekli değişen orman kanunu ile ormanlar her türden yapılanmaya açılıp bütünlüğü bozuluyor! Orman içinde asla olmaması gereken, yangın riskine sahip işletmeler şu anki iktidar döneminde her daim olduğu gibi talan yasasıyla birlikte büyüyerek devam edecek. Dünya ülkeleri yangınlara karşı önlem stratejisinde yangını çıkmadan engellemeye odaklı iken bizde önlem alınmıyor. Orman ekologları yapılması gerekenleri sıralamasına rağmen bu tavsiyeler uygulanmıyor. Çünkü yangınlar yandaşlara kazanç kapısı olarak destekleniyor.
Bunların üstüne, yangınlar konusunda oluşan kurumsal birikim çöpe atılıp ormancılık adına yanlış ne varsa ona meyleden politikalar benimseniyor. Deneyimli kadrolar tasfiye edilip, deneyimsiz ve yetersiz ekipmana sahip orman emekçileri canları pahasına sahaya sürülüyor.
Ormanlarımızı, tarım arazilerimizi, su havzalarımızı tamamen yok edecek statüdeki torba tasarı kanunu, “süper talan yasası” olarak hızla meclisten geçiriliyor!
Ülkeyi devasa bir maden karanlığına dönüştürecek olan yasa teklifi AKP ve MHP oylarıyla kabul ediliyor!
Türkiye’nin beş yıl içinde kurak bir döngüye ve çölleşmeye geçeceğini belirten BM raporuna adeta nispet yapar gibi ormanlar, tarlalar, hatta şehir parkları bile şirketlere peşkeş çekiliyor. Bu talan yasası, havamızı, suyumuzu, gıdamızı, emeğimizi, ormanlarımızı ve tüm canlıları yok sayan bir yasa olarak karşımıza çıkıyor!
Bu kanundan önce de kıyı bölgelerindeki ormanları turizm tesisine açan bir kanun çıkarıldı. Madenler toprağa, ormana ve suya zarar verirken, vahşi madenlerin işletildiği şehirlerde özellikle çocuklar ve gençlerde kanser artışı görülüyor.
Çıkan yeni yasayla birlikte yedi iklimin insanı, toprağı ve tüm canlıları büyük risk altına atılıyor!
Kısacası herhangi bir işgalci ülkeyi işgal etse bu kadar zarar verilemezdi bu ülkeye. Tam da bu nedenle bu işgale karşı herkesi alanlarda, sosyal medyalarda farkındalığa ve mücadeleye çağırıyoruz. Topraklara, ormanlara, tüm canlılara, genç kuşakların sağlığına sahip çıkmaya; köylerden kentlere dayanışmaya çağırıyoruz. Haydi, direnişin halayına, horonuna, zeybeğine… Örgütlü kötülüğe karşı hep birlikte kolektif mücadeleye!
Bu topraklar – bu emek bizim!
Toprağımızı vermiyoruz!
(Karıncalar Karadeniz Dayanışması)









Özgürlüğümüze, emeğimize, toprağımıza sahip çıkıyoruz…
Vermiyoruz, vermeyeceğiz, direneceğiz.