• Ana sayfa
  • Hak Örgütlerinden Çağrı: “Kuyu Tipi Hapishaneler Kapatılsın”
  • Hakkımızda
  • Home 2
  • İletişim
  • KKTC CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİTÜRKİYE’NİN DE SEÇİMİDİR
  • Künye
  • Örnek sayfa
Cumartesi, Mart 14, 2026
DİB | Demokrasi İçin Birlik
No Result
View All Result
  • Siyaset
  • Yerel Platform/Meclisler
  • Emek
    • Ekonomi
  • Çevre
  • Yaşam ve Haklar
    • İnsan Hakları
    • Kültür
    • Çocuk
    • Kadın
  • Dış Haberler
  • DİB Avrupa
  • DİB – NOT
  • DİB Arşiv
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Yerel Platform/Meclisler
  • Emek
    • Ekonomi
  • Çevre
  • Yaşam ve Haklar
    • İnsan Hakları
    • Kültür
    • Çocuk
    • Kadın
  • Dış Haberler
  • DİB Avrupa
  • DİB – NOT
  • DİB Arşiv
  • Yazarlar
No Result
View All Result
Demokrasi İçin Birlik
No Result
View All Result
Home Yazarlar

Demokrasi İçin Birlik: İnhibitif İktidarı Aşmak İçin Bir İmkân

Şebnem Oğuz by Şebnem Oğuz
3 Aralık 2025
A A
0
Demokrasi İçin Birlik: İnhibitif İktidarı Aşmak İçin Bir İmkân

Gençliğimden beri adını koyamadığım bir durumu şimdi net biçimde tanımlayabiliyorum: inhibitif iktidar. Solun içinde, çeşitli yapılarda, platformlarda ve kolektif oluşumlarda sıkça karşılaştığım bu iktidar biçimi, yeni bir öznenin ortaya çıkışını açık çatışmayla bastırmaz; aksine kibar gerekçeler ve teknik açıklamalarla harekete geçme ihtimalini görünmez biçimde engeller. Dışarıdan bakıldığında kurumsal olgunluk gibi görünen bu tutum, aslında son derece politik bir iktidar tekniğidir. İnhibitif iktidar kimseyi açıkça dışlamaz; fakat içeri de tam olarak almaz. Özneyi eşiğe kadar getirir ve tam orada tutar.

Yeni bir öneri sunulduğunda hemen bir dizi “makul” gerekçe devreye girer: “Şartlar uygun değil”, “Bu dönem mümkün değil”, “Görev dağılımı dolu”, “Önce başka meselelerin çözülmesi lazım”, “Belki ileride değerlendiririz.” Yüzeyde kurumsal açıklamalar gibi görünen bu ifadelerin işlevi açıktır: yeni bir öznenin yaratabileceği dönüşüm ihtimalini sürekli erteleyerek etkisizleştirmek. Böylece yapı kendi dengesini korur, yerleşik pozisyonlar sarsılmaz. En tehlikeli yanı ise özneyi askıda bırakmasıdır: dışarı itilmediği için itiraz edemez; içeri alınmadığı için hareket edemez. Sonuç çoğu zaman yavaş bir geri çekilme, eve kapanma ve enerjinin içe doğru sönümlenmesidir. Bugün birçok alternatif yapının çoraklaşmasının, hep aynı yüzlerle dönüp durmasının ve yeni gelenlerin hızla kaybolmasının nedeni tam da budur.

READ ALSO

Musa Özuğurlu yazdı: İran’a Saldırının Ortaya Koyduğu Gerçekler

KISA VOLTA* ÜZERİNE

İnhibitif iktidarı yalnızca bireysel bir deneyim olarak görmek yanıltıcıdır; bu mekanizma günümüzün siyasal-toplumsal konjonktüründe özneleşmenin zayıflatılmasına yönelik daha geniş bir yapısal düzenekle kesişmektedir. Bu düzenek, üç farklı kapanma katmanının birbirine eklemlenmesiyle işler.

Birinci katman, kapitalizmin zaman rejimidir. Geç neoliberal döneme özgü güvencesizlik, hız baskısı ve parçalanmış çalışma süreleri, bireyin siyasal eylem kapasitesini zamansal düzeyde sınırlar. Eylem için gerekli süreklilik, kapitalist zamanın dağıtıcı etkisiyle aşınır. Bu zamansal disiplin, kolektif yapılar içinde yeniden üretilen engelleyici pratiklerle birleştiğinde özneyi giderek durgunlaştırır.

İkinci katman, günümüz faşizmine içkin olan devlet biçimidir. Devlet artık çoğu zaman doğrudan yasaklama üzerinden değil; hukuksal belirsizlik, yargı şiddeti ve sürekli kriminalizasyon tehdidi yoluyla işler. Bu mekanizma, öznenin kendisini otomatik olarak sınırlamasına neden olan içselleştirilmiş bir yasak rejimi üretir. Böylece devlet, inhibitif iktidarın dışsal bir versiyonuna dönüşür; siyasal alanın görünmez sınırlarını çizerek hareket ufkunu daraltır.

Üçüncü katman ise patriyarka ve aileci toplumsal örgütlenmedir. Ailecilik, kamusal olandan özel olana çekilme eğilimini güçlendirir; siyasal eylemi kadınlar ve erkekler açısından “dışarı çıkma”, “risk alma”, “aileyi tehlikeye atmama” gibi telkinlerle sınırlar. Kadınlar söz konusu olduğunda bakım emeğinin sürekliliği bu sınırı daha da yoğunlaştırır; ev içi emek ve duygusal yük kadınları zamansal ve mekânsal olarak sabitleyerek siyasal özneleşmeyi maddi düzeyde zorlaştırır.

Bu üç katmanın alternatif yapılar içinde yeniden üretilen inhibitif iktidarla birleşmesi, toplumsal ölçekte bir politik depresyon rejimi üretir. Yalnızlaşma, içe kapanma, kolektif enerjinin sönümlenmesi ve siyasal ufkun daralması, bugün içinden geçtiğimiz atmosferin temel ruh hâllerinden biridir. Bu depresyon, günümüz faşizminin doğrudan ürünü olmaktan çok; kapitalizm, devlet baskısı ve patriyarkanın iç içe geçtiği çok katmanlı bir devre dışı bırakma tekniğinin sonucudur.

Bu nedenle bugün ihtiyaç duyduğumuz şey yalnızca direniş değildir. Gereken, siyasal alanın bizzat yeniden kuruluşudur: katılımı erteleyen eşik mekanizmalarını kaldıran; yeni öznelik biçimlerini tehdit değil kurucu güç olarak gören; kolektif üretimi ve müşterek siyasal kapasiteyi mümkün kılan yapılar.

Tam da bu noktada karşılaştığım bir deneyim bana bu tıkanmanın aşılabileceğini gösterdi. Demokrasi İçin Birlik, yeniden yapılanma sürecinde inhibitif iktidarın kapatma refleksine teslim olmayan; tersine, yeni özneyi bir imkân olarak gören bir politik sezgi geliştiriyor. Ve bu moment bugün daha da kritik: çünkü formel siyasal yapıların ötesine geçip aşağıdan toplumsal mücadeleleri birbirine bağlayan zeminler kurmak zorundayız. İnhibitif iktidarın olmadığı bu tür yapılar, bu nedenle, yeni bir kurucu siyasetin nefes alabileceği yerler hâline geliyor.

Yıllarca kapı eşiğinde tutulmuş herkesin, kapıyı açan değil eşiği ortadan kaldıran yapılara ihtiyacı var. Bugün gördüğüm imkân, kişisel bir umuttan öte; faşizmin yarattığı siyasal karanlıkta kolektif bir kurucu iradenin yeniden belirebileceğini gösteriyor. Bu momenti değerlendirebilmek ve çoğalarak güçlenmek umuduyla.

Etel Adnan, Champs de Petrol, 2013

Tags: demokrasi için birlikDİB
ShareTweet
Şebnem Oğuz

Şebnem Oğuz

Siyaset bilimi alanında lisans ve yüksek lisans eğitimini ODTÜ’de, doktora eğitimini ise Kanada’da York Üniversitesi'nde tamamladı. Farklı üniversitelerde çalıştıktan sonra 2022 yılında emekli oldu. Halen günümüz faşizmi, Türkiye’deki rejim dönüşümü ve solun stratejileri üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. Ankara Dayanışma Akademisi ve Socialist Register yayın kurulu üyesidir.

Related Posts

Musa Özuğurlu yazdı: İran’a Saldırının Ortaya Koyduğu Gerçekler
Yazarlar

Musa Özuğurlu yazdı: İran’a Saldırının Ortaya Koyduğu Gerçekler

10 Mart 2026
KISA VOLTA* ÜZERİNE
Yazarlar

KISA VOLTA* ÜZERİNE

12 Şubat 2026
Görsel: Sadık Çelik
Yaşam ve Haklar

Savaşın İnsan ve Doğa Üzerindeki Yıkıcı Etkileri: Ekokırımdan Psikokırıma Bir Yüzleşme

21 Ocak 2026
Sömürgeci-Gangster Kapitalist Emperyalizm (1): ABD’nin Venezuela’ya Saldırısı
Yazarlar

Sömürgeci-Gangster Kapitalist Emperyalizm (1): ABD’nin Venezuela’ya Saldırısı

17 Ocak 2026
“O’NUN ÖLÜSÜ BİLE YETER BANA!”
Yazarlar

“O’NUN ÖLÜSÜ BİLE YETER BANA!”

13 Ocak 2026
Coşkun San: “Hukuk’u topluma yararlı biri olmak için seçtim”
Yazarlar

Coşkun San: “Hukuk’u topluma yararlı biri olmak için seçtim”

13 Ocak 2026
Next Post
Asgari Ücret Tarışmaları: Asgari Değil İnsanca Yaşam

Asgari Ücret Tarışmaları: Asgari Değil İnsanca Yaşam

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

POPULAR NEWS

Geç Faşizme Karşı Bir Anlamlandırma Yöntemi Önerisi: Konjonktürel Analiz

Geç Faşizme Karşı Bir Anlamlandırma Yöntemi Önerisi: Konjonktürel Analiz

21 Eylül 2025
Patriarkal-Kapitalist Duygu Rejiminde Bir Şiddet Biçimi: Karizma Yoluyla İstismara Hazırlama (Karizmatik Grooming)

Patriarkal-Kapitalist Duygu Rejiminde Bir Şiddet Biçimi: Karizma Yoluyla İstismara Hazırlama (Karizmatik Grooming)

26 Kasım 2025
Kuzey Kıbrıs Seçimleri Üzerine: Vesayet, Sınıf ve Kimlik

Kuzey Kıbrıs Seçimleri Üzerine: Vesayet, Sınıf ve Kimlik

28 Ekim 2025
Kıbrıs’ta Sandıktan Çıkan Mesaj ve Erhürman’ın Zorlu Müzakere Sınavı

Kıbrıs’ta Sandıktan Çıkan Mesaj ve Erhürman’ın Zorlu Müzakere Sınavı

30 Ekim 2025
REJİM TÜRKİYE’Yİ SON HESAPLAŞMAYA ZORLUYOR

REJİM TÜRKİYE’Yİ SON HESAPLAŞMAYA ZORLUYOR

6 Eylül 2025

EDITOR'S PICK

Tokat’ta Kot Fabrikası’nda 800 İşçi İş Bıraktı! Valilikten Üç Günlük Eylem Yasağı “İki Aydır Maaş Alamıyoruz”

Tokat’ta Kot Fabrikası’nda 800 İşçi İş Bıraktı! Valilikten Üç Günlük Eylem Yasağı “İki Aydır Maaş Alamıyoruz”

9 Ekim 2025
“Hepimiz aynı gemide değiliz, aynı fırtınadayız”

“Hepimiz aynı gemide değiliz, aynı fırtınadayız”

4 Eylül 2025
Coşkun San: “Hukuk’u topluma yararlı biri olmak için seçtim”

Coşkun San: “Hukuk’u topluma yararlı biri olmak için seçtim”

13 Ocak 2026
Ravive Kozmetik İşçi Katliamı: Bir Kırmızı Pazartesi Romanı Daha!

Ravive Kozmetik İşçi Katliamı: Bir Kırmızı Pazartesi Romanı Daha!

19 Kasım 2025

DİB Hakkında

  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim

Kategoriler

  • Çevre
  • Çocuk
  • DİB – NOT
  • DİB Arşiv
  • DİB Avrupa
  • Dış Haberler
  • Ekonomi
  • Emek
  • İnsan Hakları
  • Kadın
  • Kültür
  • Manşetler
  • Siyaset
  • Yaşam ve Haklar
  • Yazarlar
  • Yazarlar Slider
  • Yerel Platform/Meclisler
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim

© 2025 DİB / Demokrasi İçin Birlik Bütün Hakları Saklıdır

No Result
View All Result
  • Siyaset
  • Yerel Platform/Meclisler
  • Emek
    • Ekonomi
  • Çevre
  • Yaşam ve Haklar
    • İnsan Hakları
    • Kültür
    • Çocuk
    • Kadın
  • Dış Haberler
  • DİB Avrupa
  • DİB – NOT
  • DİB Arşiv
  • Yazarlar

© 2025 DİB / Demokrasi İçin Birlik Bütün Hakları Saklıdır