Türkiye’nin geleneksel olarak bir tarım ülkesi olmasına rağmen, binlerce kilometre uzaktan ithal edilen ürünlerin, yerli mahsullerden daha ucuza satılması durumu, tarım sektöründeki derinleşen sorunların en somut göstergesi oldu. Gazete Oksijen’de Baran Can Sayın’ın derlediği verilere göre, bir zamanların lüks tüketim ürünü sayılan ithal muz bile, yerli ayvanın neredeyse yarı fiyatına tezgahlarda yer alıyor.
Tarım sektöründeki alarm sinyallerini doğrulayan istatistikler endişe verici. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’ne (TZOB) göre, çiftçilerin yaş ortalaması 2020’de 51.3 iken, 2025 yılında bu ortalama 59’a yükseldi. Tarım alanlarındaki kayıp ise çok daha büyük. TÜİK verileri, 2001’de 40 milyon 967 bin hektar olan toplam tarım alanının 2024 itibarıyla 38 milyon 640 bin hektara düştüğünü gösteriyor. Bu fark, 2 milyon 327 bin hektar, yani yüzölçümü 9 bin 251 kilometrekare olan Kıbrıs Adası’nın 2.5 katı kadar bir tarım alanının 23 yılda yitirilmesi anlamına geliyor.
Haberdeki bilgilere göre bu tabloyu doğrulayan açıklamalarda bulunan Migros CEO’su Ömer Özgür Tort, Türkiye’de gıda sektörünün çok ciddi bir riskle karşı karşıya olduğunu belirtti. Tort, üreticilerin para kazanamadığı için üretimden uzaklaştığına dikkat çekerek, “Türkiye üretimde kırılgan bir eşiğe geldi. Bu gidişle Türkiye’de satacak ürün bulamayabiliriz. O zaman gıdayı da ithalat kalemlerinden biri haline getirmek zorunda kalmaktan kaygılıyız” şeklinde konuştu. Bitkisel üretim yerine ithalatın daha ucuz hale geldiğini ifade eden Tort, buna rağmen yerli üretimi tercih ettiklerini ekledi ve Kanada’dan ithal edilen kırmızı mercimeği örnek gösterdi. Ayrıca, ürünlerin raf maliyetinin yüksekliğine vurgu yaparak, randımanlı üretim olmadığında, Antalya’da 5 lira olan bir ürünün İstanbul’da satılmasının maliyetinin 21 lirayı bulduğunu söyledi.
Tort’un çizdiği ve verilerin gösterdiği bu durum, doğrudan market raflarına yansıyor. Yaklaşık 10 bin kilometre uzaktaki Brezilya’dan ithal edilen mangonun tanesi 49.95 lira; 11 bin kilometreden fazla mesafedeki Kosta Rika’dan gelen muzun kilosu 89.95 lira ve ananasın adedi 79.95 liraya satılıyor. Oysa yerli ürünlerde fiyatlar çarpıcı biçimde daha yüksek: Türkiye’de üretilen ayvanın kilosu 169.95 lirayken, yeşil elma 149.95, armut ve kırmızı elma 139.95, sarı elmanın kilogram fiyatı ise 119.95 liradan alıcı buluyor.
Fiyat farklılıkları yalnızca meyve reyonunda değil, temel gıdalarda da görülüyor. Migros markası altında satılan ve yaklaşık 10 bin kilometreden gelen Kanada menşeli kırmızı mercimek 43.95 lirayken, yerli mahsulün kilogram satış fiyatı 68.95 lira ile tam 25 lira daha pahalı. Pirinçte de benzer bir durum söz konusu: 7 bin kilometre uzaklıktaki Çin’den ithal edilen 2.5 kilogramlık pilavlık pirinç 108.95 liraya satılırken, aynı gramaja sahip yerli pilavlık pirinç 146.95 liraya satışa sunuluyor.
Bakliyat üretimindeki gerileme de bu ithalat eğilimini destekliyor. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kuru fasulyenin sofralardan eksilme ihtimalinin ortaya çıktığını belirterek, Mısır, Kanada, Kırgızistan, Etiyopya ve Arjantin’den fasulye ithal edildiğini kaydetti. Gürer, nohut üretiminin 2002’de 650 bin tondan 2025’te 406 bin 400 tona, kırmızı mercimek üretiminin ise aynı dönemde 500 bin tondan 230 bin tona gerilediği bilgisini paylaştı.
Kaynak: Gazete Oksijen

















